şükela:  tümü | bugün
  • ortalama bir iskandinav ülkesinin her birini 20 yıl içinde yaşayacağı ve 100 yıl tartışacağı olayları bir günde yaşadık: 24 kasım 2016. bu günün ertesinde çıkan gazetelere baktığımızda şöyle bir durumla karşılaşıyoruz:

    sabah, milliyet, türkiye erdoğan'ın fetö hakkındaki açıklamalarını manşete çekerek, yaşanan onca önemli olayı önemsizleştirme yoluna gitmiş.

    hürriyet ve posta ap'nin müzakereleri dondurma kararını, eleştirel bir bakışla, manşetten vermiş.

    akp'nin propaganda bültenlerinin bir çoğu, müzakereleri dondurma kararı üzerine ap'ye saldıran manşetler atmış.
    takvim: "aptallar"
    yeni şafak: "ne haliniz varsa görün"
    star: "ohalde aynen devam"
    akit: "ap teröristlere desteğini tescilledi"
    milat: "kibrinizde boğulun"
    güneş: "el mi yaman bey mi yaman"
    diriliş postası: "haçlı parlamentosu 53 yıl sonra yok hükmünde"

    akşam ve karar isimli propaganda bültenleri üç olayı da görmüş ve akp'nin birilerinin ayağına bastığını söylemiş. dış mihraklar, üst akıl söylemleri tekrar edilmiş.

    birgün, cumhuriyet ve sözcüise üç olayı da bir kriz ve başarısızlık olarak görüp, genel siyasi tabloyu gören manşetler atmış.

    görülebileceği gibi, ekonomik, siyasi ve diplomatik olarak derin bir krizin varlığını kanıtlayan ve hepsi aynı gün içerisinde gerçekleşen bu olayların medyadaki bir günlük temsili bile, hem bu yayın organlarının işlevlerini, hem de türkiye siyasetinin geldiği yeri anlamak için yeterli veriyi sağlıyor.

    akp'nin propaganda bültenleri genel olarak ya bu üç olaydan tamamen farklı bir konuyu manşete çekerek olayları önemsizleştirmeye çalışıyor, ya da sadece bir tanesini öne çıkartarak buradan bir dış mihrak, üst akıl söylemi kuruyor. havuz'un dışında kalan yayın organları da, sadece kendilerini ilgilendiren bir olayı manşet yaparak genel bir krizin varlığını gizliyorlar bilerek ya da bilmeyerek.

    burada sadece birgün, cumhuriyet ve sözcü gibi muhalif gazeteler bu üç olayı da genel siyasi bağlamları içerisinde sunarak büyük bir krizin varlığından söz ediyor, yani ülkenin geldiği yeri anlatma derdi taşıyor, yani büyük resmi görüyor.