şükela:  tümü | bugün
  • birazdan anlatacağım hikayeyi bir arkadaştan dinledim. 2. veya 3. ağız olarak bazı şeyleri atlamış ya da yanlış biliyor olabilirim. hikaye bana ait olmadığından tırnak içinde affına sığınarak onun ağzından anlatacağım.
    hikayeyi okurken çok kez "hadi canım!" diyeceksiniz. sizden ricam bu "hadi canım!"ların en değerlisini en sona bırakmanızdır.
    "etiyopya'da elçilikte çalışırken cibuti'den bir türk aradı. pasaportunu uzatmak için geleceğini, istediğimiz bir şey olup olmadığını sordu. ilk şoku bu anda yaşadık. etiyopya'da topu topu 50 türk var. bunların yarısı da elçilik çalışanı. cibuti'de türk olması imkansız. davet ettik. etiyopya'da balık bulunmadığından mümkünse bize balık getirmesini rica ettik. tamamdır, dedi ve birkaç gün sonra balıklarla geldi. bir taraftan işlemleri yapılırken bir taraftan adil ile sohbet etmeye başladık. adil enteresan bir adam. kendine çok güvenli. her anlattığıyla ağzımız açık kaldı.
    adil hataylı bir oto tamircisiymiş. etrafındaki herkesin arapça konuşmasından sıkılmış. nereden kulağına çalınmışsa fransızca'ya sardırmış. ille buralardan gideceğim diye tutturmuş. fransızca konuşulan bir ülkeye gitmeyi çok istemiş. en sonunda da bir yolunu bulup fransa'ya gitmiş. orada bir süre kalıp çalışmış, gezmiş ancak pasaportunun süresi dolunca çat pat fransızcası ile geri dönmek zorunda kalmış. türkiye'de bir süre kaldıktan sonra adil'i yine bir gitme isteği sarmış. bu sefer para kazanmak için arabistan'a gitmiş. bir süre orada kalıp çalıştıktan sonra yine sıkılmış. bir vesile ile yemen'e geçmiş. ancak burada çalışamadığı gibi, birikmiş paralarını da yemiş. ne yapsam diye düşünürken birileri buna "senin fransızca'ya ilgin vardı. bu körfezin (aden körfezi) karşısında bir ülke var. orada fransızca konuşuluyor," demişler.
    adil o ana kadar böyle bir ülkenin varlığından habersiz. cibuti'nin adını duymamışken bir anda oraya nasıl gidebileceği üzerine düşünmeye başlamış. nitekim bir gemide iş bulmuş. hem çalışmış hem de bu gemi vasıtası ile cibuti'ye geçmiş.
    cibuti'ye parasız inen adil, hiç tanıdığı ve gidecek yeri olmadığından ortada kalmış. bir süre parklarda bahçelerde yatmış. aç kalmış, saç sakal birbirine girmiş. tam evsiz olmuş yani.
    sonra bir gün gezinirken bir jipin başında söylenen lejyonerleri görmüş. konuşmalarından arabalarının bozulduğunu anlamış. yardım etmek için izin istedikten sonra arabaya bakmış. ben bunu tamir ederim, demiş. adamlar izin vermişler. sonra bunların şaşkın bakışları ve "dur ne yapıyorsun" nidaları arasında arabanın motoruna bir taşla vurmaya başlamış. bir iki vurduktan sonra: "çalıştırın!" demiş. araba çalışmış. şok olmuşlar. adil'e gel seni bizim lejyona götürelim, tamirci olarak çalış, hem para da kazanırsın demişler. adil lejyonda tamirci olarak işe başlamış. bir süre çalışmış. sonra bakmış ki cibuti'de bir tamirci sıkıntısı var. karar vermiş ve bir cibuti'li ortakla tamirci açmış. işler gittikçe iyiye gitmiş ancak bir süre sonra adil'in pasaportunun süresi bitmiş.
    polisler adil'i sıkıştırmaya başlamışlar. adil onların arabasını ücretsiz tamir ederek kurtarıyormuş ama sürekli daha fazla tamir geliyormuş. artık hep onların arabalarını ücretsiz tamir etmeye başlamış ve bu adil'in çok canını sıkıyormuş. adamlar polis olduğu için bir şey yapamıyor sinirini içine atıyormuş ama gittikçe daha fazla sinirleniyormuş. birgün yine böyle bir ücretsiz tamirin ardından sinirleri tepesine çıkınca polise vurmamak için yerden bir briket veya kiremit alıp kafasında kırmış. yanındakiler bunu görünce çok şaşırmışlar. sen kiremit kırabiliyorsun sen ninjasın demişler. adil şov olsun diye kafasında kiremit kırmaya başlamış. bir süre sonra oranın bol yıldızlı bir oteli adil'e kafasında kiremit kırması için teklif götürmüş. adil otelde akşamları kiremit kırmaya başlamış.
    adil bakmış ki cibutililer'in karate işlerine merakı var. karate okulu açmaya karar vermiş. o güne kadar en ufak bir eğitimi olmamasına rağmen türkiye'den istediği malzemeler ve videoları kullanarak bir karate okulu açmış.
    biz inanmadık tabii bu kadarına. size resimleri dönüşte gönderirim dedi. resimlerde önde adil arkada zenci çocuklar. herkes karate kıyafetleri içinde. alınlarında ayyıldızlı bant var. karate okulunun duvarında türk bayrağı yanında da fenerbahçe bayrağı asılı. adil öğrencilere kıdemlerine göre beyaz, sarı, yeşil kuşaklar taktırmış. kendisine 2. dan ninja sertifikası yapmış. çince'ye benzer yazılar yazarak öğrencilerine de sertifikalar vermiş.
    cibuti'ye yolunuz düşerse mutlaka bana uğrayın. misafir ederim dedi. biz burun kıvırdık "peh, seni nasıl bulacağız cibuti'de?" dedik. havaalanından çıkınca bir taksiye binin "adil turquie" deyin onlar sizi bana getirir dedi.
    ben gitmedim ama görev için giden bir arkadaş sırf merakından taksiye binip "adil turquie" demiş. taksici hakikaten bunu alıp karate okulunun önüne bırakmış. adil arkadaşı görünce çok sevinmiş, muhabbet etmişler. sonra bunu alıp otele gitmiş. resepsiyondaki elemana arkadaş misafirimdir. sen onu ağırla ben de senin karate borcunu sileyim demiş. arkadaşı cibuti'nin en lüks otelinde ağırlamışlar. sonra arkadaşı lejyona götürmüş. oradakilere arkadaşımdır deyince adamlar bizimkini alıp en güzel koylara dalışa götürmüşler, tüm gün tekne ile gezdirmişler. adil cibuti'de bir çok kişiyi tanımış. hemen herkesin de adil'e borcu var.
    adil tüm cibuti'yi öyle bir kafakola almış ki, bize
    - büyükelçi cibuti'ye gelirse bana haber verin bakan'dan randevu ayarlayayım, dedi."
    buraya kadar dinleyip hala inanmayanlar için birkaç link verelim. bahsi geçen resim ve evraklar:
    http://tinypic.com/r/nf0g2/3
    cibuti lüzumlu telefonlar rehberinde adil:
    http://regardsurdjibouti.free.fr/…umeros utiles.htm
    cibuti'ye yatırım yapın sayfasında adil:
    http://www.djiboutinvest.dj/…pmi/mecanique auto.htm
    bazı linkler ölmüş ama adil'in fb sayfası gelmiş.
    2009'da sözlüğe taşıdığım ilginç hikayesini trt'ye anlatmış.
  • cibuti'ye gelen dinci türk yardım kuruluşunun kolpacı üyesini yönlendirerek 200 dolarını çarpıp, o parayı da pavyon gece klübü gibi bir yerde sevdiği arkadaşları ile ezen yüce gönüllü kişilik.