şükela:  tümü | bugün
  • peter wohlleben isimli yazarin bir kitabi. kendisi ormancidir. farkli agaclarin ayni ormanda birbirine destek olup nasil beraberce yasadiklarini, toprak altindan birbirleriyle nasil konustuklarini ve birbirlerini beslediklerini anlatiyor. cok hos bir kitap ama henüz bitiremedim. tesadüfen acik radyo dinlerken duymustum. gezi parkindan koparilan agaclarin bir kisminin dikildikleri yeni yerde yasamaya devam edememesinden bahsederlerken bu kitaptan bahsetmislerdi. mutlu bir ormanin odun üretimindeki verimi artiracagina da deginip bugün kullanilan metodlarin bütünü görememesinden sikayet etmis.
  • kitap kurdu yayınlarından çıkmış eser hakkında kısaca ;

    ağaçlar ve ormanlar bugüne kadar böylesine güzel ve sıcak bir üslupla anlatılmamıştı…

    *ormancı yazar peter wohlleben’in, orijinal ismi das geheime leben der bäume olan bu kitabı tam 130 hafta boyunca der spiegel dergisinin bestseller kitaplar listesinde kalmayı başardı. kitap bu sürenin uzun bir diliminde listenin en tepesindeydi.

    *tüm dünyada bir fenomene dönüşen ve nihayet ağaçların gizli yaşamı ismiyle türkçeleştirilen bu doğa kitabı 15 kasım 2017 tarihi itibariyle sadece almanya’da 780 bin adet satıldı ve bugüne kadar 23 dile çevrildi.

    *kitap avrupa’dan sonra aynı ilgiyi, the new york times bestseller listesine girdiği kuzey amerika’da da gördü.

    kitap tanıtımı

    “ağaçların acıyı hissedebildiğini, hafızaları olduğunu ve ebeveyn ağaçların çocuklarıyla birlikte yaşadığını öğrendiğinizde, artık onları sanki sıradan bir işmiş gibi devasa makinelerle kesip hayatlarını altüst edemiyorsunuz.”

    peter wohlleben

    ağaç sosyal bir varlık mıdır? almanya’da der spiegel’in çok satan kitaplar listesinin zirvesinden iki yıl boyunca inmeyip satış rekorları kıran, yayımlandığı birçok ülkede aynı ilgiyi gören bu kitaba bakılırsa sorunun yanıtı evet. mesleğine tutkuyla bağlı olan ormancı yazar peter wohlleben ağaçların aralarında bir sosyal ağ oluşturduğunu kitabında gayet ikna edici biçimde izah ediyor. bu alanda yapılmış bilimsel araştırmalar ve kendisinin yıllara dayanan gözlemlerinden yola çıkan wohlleben’e göre ağaçlar da tipik insan davranışları sergiliyor. ağaç ebeveynler birlikte yaşadıkları yavrularıyla iletişim kuruyor ve onların büyümelerine destek oluyor. bunlar yetmezmiş gibi ağaçlar birbirini yaklaşan tehlikelere karşı uyarıyor ve aralarındaki hasta veya acı çeken bireylerle gıdalarını paylaşıyor. bu kitabı okuduktan sonra, ağaçlara ve ormanlara çok daha farklı bir gözle bakacaksınız…

    yazar hakkında

    ağaçlara ve ormanlara tarifsiz bir tutkuyla bağlı olan peter wohlleben 1964 yılında almanya’nın eski başkenti bonn’da dünyaya geldi. ormancılık eğitimi aldıktan sonra, rheinland-pfalz eyaletinin orman müdürlüğü’nde yirmi yılı aşkın bir süre boyunca memur olarak çalıştı. çevrebilim (ekoloji) üzerine zaman içinde olgunlaştırdığı düşüncelerini özgür bir ortamda eyleme dökme hedefiyle memurluktan ayrılan peter wohlleben, tamamen doğa dostu yöntemler kullanarak, hümmel köyünce kendisine tahsis edilen bir ormanlık alanı yönetme görevini üzerine aldı.

    ağaçlar ve ormanlar üzerine düşüncelerini her kesimden insanın anlayacağı bir üslupla ilk kez bu kitabında bir araya getiren wohlleben, kitap yazmayı, seminer vermeyi ve ağaçlar üzerine geliştirdiği düşüncelerini ve heyecanını hümmel köyünde kendisini ziyaret eden doğaseverlerle paylaşmayı sürdürüyor. yazarımızla ilgili ayrıntılı bilgiye, http://www.peter-wohlleben.de/ adresindeki internet sitesinden ulaşılabilir.
  • başta ibb park ve bahçeler müdürlüğü karar vericileri ve çalışanları olmak üzere park ve ormanlara giriş yapmak isteyen her bireyin okumasının zorunlu olması, aksi durumda yeşil alanlara dair bırakın proje yürütmek, adım bile atılmasının engellenmesinin sağlanması gerektiğini düşünmemi sağlamış peter wohlleben kitabı.
  • kitabın varlığından ilk haberdar olduğumda sevinçle arkadaşlarıma duyurdum. içlerinden fikirlerine çok güvendiğim biri, okuduğunu ve fazla beklentiye girmememi söyledi. yine de kitabı aldım. iyi ki öyle yapmışım. pek sevdim. her doğaseverin, eğitimcinin, hatta ebeveynin faydasına bilgiler sunduğunu düşünüyorum. doğa üzerine sıkça düşünen ve gözlemleyen bir öğretmen olarak, insan yetiştirme üzerine bir kez daha düşündüm. bir orman ancak kardeşler takımı ise var. kıpırdayamıyor olmak haber alamıyor olmak değil. telaş elbette doğamızda var ama yavaşça ve mücadele ile büyümek sağlam bir öz varlık inşa etmek demek. hepimizin kökleri var ve ilişki içindeler, kökleri çürük olanın-aile bağları zayıf gelişenin- kaderi de çürük olabiliyor ve daha nicesi üzerine düşündüm. birkaç ay sonra bir kez daha okumayı düşünüyorum. elbet kalbimden ve aklımdan geçti okurken ama aklımda daha çok alan kaplasın istiyorum. zihnimde ağaçlara bolca yer var.

    ekleme editi: bu kitabı okuduğumdan beri ağaçlara daha çok saygı duyuyorum. orada öylece dikilmiyorlar. yaşıyorlar, organize oluyorlar, koca bir hayatı organize ediyorlar, sen ne yapıyorsan aynısını kendi lisanlarınca yapıyorlar. ve insanı sabırla izliyorlar. hissettiğim şey karşımda sessizce oturan bir bilgeler kabilesi var.

    edit 2: video linki
  • bir adamin agaclar hakkindaki gozlemleri ve kendi fikirleri olarak gorulmesi gereken kitap. icinde gecen fikirlerin buyuk kismi bilimsel degildir. bilimsel olanlarin da cogu belli arastirmalardan alinmis ve sundurulerek anlamini yitirmesine, en iyi ihtimalle anlaminin zorlanmasina sebep olmustur. agaclar insanlastirilmaya calisilmis ve kurmaca hikayeler sinifini zorlayacak kadar ileri gitmistir. kitap bilimsel degildir. agaclara bilim kisvesi altinda romantik bir bakistir. pek cok bilim adami tarafindan elestirilmis ve yanlislanmistir.

    ne var ki salt bilimsel gerceklerden olusan hicbir yazi, haber, makale veya kitap wohlleben kadar ilgi gormemistir. kitap pek cok ulkede best seller kategorisine ulasmis okuyanlarda agac ve orman bilinci olusmasina sebep olmustur. burada yazari elestirirken insanlara ulasma, mesaj iletebilme becerisi de gozden kacmamalidir. belki de salt bilimsellik biraz romantizm ve duygusallikla daha etkili, daha sindirilebilir hale getirilebilir. duygulari eklemenin bedeli olarak gerceklikten kopmamak kaydi ile... wohlleben'in hatasi da buradadir.

    bilimsel yazilacak yazilar ve makaleler icin wohlleben'in kullandigi hikayelestirme ve insancil bakis acisi sekli itibari ile olmasa da sonuclari itibari ile ornek olmalidir. kuresel isinmanin benzer sekilde anlatildigini dusunsenize. "hepimiz olucez"den daha etkili olacagini dusunuyorum.
  • kendi adıma çok şey öğrendiğim, ağaçlara artık daha da hürmet etmeme vesile olmuş kitaptır. akademik bir dille yazılmış bilimsel bir yayın değil, iyi ki de değil. çünkü evvela ağaçları çok sevmiş, yıllarını onları araştırmakla geçirmiş, gözlemlemiş bir insan tarafından kaleme alındığı için anlatılanların bir ruhu var.

    birlikte yaşamanın ve birlikte çalışmanın faydaları gereği zayıf kalan kendi türleriyle kökleri vesilesiyle gıda paylaşıyormuş ağaçlar. aynı toplulukta bulunan türdeş ağaçların kökleri birbirine bağlanıyormuş ve ihtiyaç halinde daha çok kökü olan, daha güçlü, sağlıklı olan ağaçlar kökleri aracılığıyla kendisindeki suyu, şekeri aktarıyormuş. mesela mantarlar bu devasa şebekenin dağıtım misyonunu üstlenebiliyorlarmış. yani toprağın altında canlı bir alışveriş var, kulağa nasıl heyecan verici geliyor dimi? neden böyleler? çünkü bir ağacın tek başına bir orman olamayacağı, istikrarlı bir yerel iklim oluşturamayacağı, hava koşularına karşı korunmasız kalacağı gerçeğinden hareketle ağaçlar bir arada aşırı olan hava koşullarını hafifleten bir ekosistem oluşturup, su üretip, nem üretip birbirlerini destekleyen sosyal varlıklardır. tıpkı *nazım hikmet'in dediği gibi "yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.." ağaçlar buna bir anlam yükleyerek değil, "bir zincirin gücü en zayıf halkası kadardır" düsturuyla tabiatları gereği yapıyorlar. insan ise düşünen bir varlık olmasına rağmen zayıf olanı daha da ezmeye meyilli.

    ses dalgalarıyla iletişim kurup, 220 hertz frekansında çıtırdayan, sese tepki verip yapraklarını o yöne çeviren ağaçlar.. düşünsenize.. siz sırtınızı onlara yaslarken, onların aralarında yürüyüş yapıp birbirinizle konuşurken onların sizi duyabildiğini.. belki de ağaçların yanında gözyaşı döktüğünüzde duyduğunuz haşır huşur sesler rüzgardan değildir, kim bilir.. belki kendi lisanlarında size "hepsi geçecek" diyorlardır..