şükela:  tümü | bugün
  • her şeyi iyi hoş da. millette bi " ay dur bir şiir yazayım, şuraya da bir youtube linki ooh mis oldu valla" tripleri var. onun dışında kaliteli işler var bazı bazı.

    edit: artık fotoğraflar kaliteli çekim, güzel kompozisyon vsvsvs göre değil de. "aa bu benim kankim ya dur hemen likelıyım" olarak beğeniliyor. böyle olunca da bana göre çok güzel fotoğrafları kimse beğenmiyor sik gibi hiçbir anlam ifade etmeyen fotoğrafları da sırf "tanıdık" diye üç haneli like sayısına ulaşıyor.
  • üye sayısı 10.000 kişiyi aşmış güzide grubumuz.
    ego sayısı da doğru orantılı artmakta tabii ki.
    bu ara planlar projelerimiz var ama bakalım neler olacak..
  • sonunda patlamış olan gruptur. bilmiyorum ne oldu ne bitti ama suçlu ekoin galiba. hee zaten kim olacaktı ki
  • sonunu narsizm ve egoizmin getirdiği grup, kıskançlık nelere kadir görmüş olduk. neyse ki daha iyileri her zaman yapılır.
  • zehir zıkkım olan grup. buranın "ey sahip"i ekoin -dün ve sanırım dünden bir önceki günden beri koskocaman bir rte kafası ile "ehehe" "hihoho" "oyoyoy" diye diye ona buna şirin taklalar atarak bir yandan da bir kadına ağır konuşmuş,geri kalan üyelere de buralar benim agalığı çekmiş ve sonrasında da nasıl bir tezatlıksa güzelim grubu da poposuna benzetmiştir.

    ha yine o koskoca rte kafasına döne dolaşıp gelmek istiyorum çünkü ekin ( ekoin dedikçe kekoin diyesim geliyor o yüzden demiyeyim,mazallah sonra hülya'nın maruz kaldığı laflara maruz kalırız aman! diyelim )bu sözü geçen ekşınların caps ini alanları hesaba katmamış olacakki ortaya sıvadıklarını da bir süre sonra apar topar silivermiştir. burada bu zamana kadar hiç fotoğraf paylaşmadım ama inanılmaz takip ediyordum. ekinden emanet alınmış bir grup olduğu malumdu buna kimse bir şey demedi,ozamanlar da herşey pek iyiydi zaten. herkes ara ara ekini sevgiyle andı,görünce mutlu oldu,tez gel diyip durdular. çok da güzel şeyler paylaştı bu insanlar,çok güzel etkinlikler yaptılar,hepsini özene özene takip ettik. güzel insan mecan'ın bunda payı büyük üstelik. ha sonra ne oluyor, bu abimiz uzaktan bizim kadar güzel bakmak istememiş oluyor bu grupta olanlara ve başlıyor ona buna sataşmaya,ekin yok öyle bir şey dedikçe millet dökülüyor kime neler ettiğini,dediğini. üzücü tabi, ama haksız olanın kim olduğunu görmemek için köroğlu kör olmak lazım. şimdi herkes birer birer gidiyor gruptan,ben de çıktım gittim ki benden daha önemli kayıpları oldu olacak grubun,yazık.

    ve evet ekin önce kadınlarla nasıl konuşulması gerektiğini öğrenmelisin. beni en çok bu delirtti sanırım. öyle ki yakınında bir yerde bir büyüğün olsa ağzına iki tane vurmasını rica ederdim. bir de yaşadığın o fırıldak kafa..ha bir de bir de angara'da ego dediğin bir otobüs kartından ibaret. evlerden ırak.aman neyse.
  • şöyle bir şey vardır,hobilerinin ortak olduğu insanlarla güzel arkadaşlıklar kurulur.bu grup facebook grubu olarak çok kişi kazandırdı herkese.özet geçeyim.biz bizeydik hakikaten.bin falan küsür üyesi vardı evet ama ağır topların hepsi iyi arkadaş olmuştuk.zaten çoğu zaman buluşmalarda değil de,film tab ettirmeye giderken,ya da fotoğraf çekerken tanışarak başlayan arkadaşlıklara sahiptik.

    bu grubu kuran bir yerlere gitmiş,kendi deyimiyle de direksiyonu mecana vermiş.şu grupla ilgili yaptığı tek iyi şey direksiyonu mecana vermekmiş zaten.geldi,neden beni oyuna almıyorsunuz ben bu oyunu kurdum diyen çocuklar gibi,sizin bebekliğinizi bilirim,susun birazda ben konuşucam diye diye kafamızı sikti.en ufacık bir geyiğin altına emekli öğretmenler gibi burası fotoğraf grubu susun bakim diye diye soğuttu.bir de onca şey yazılıp çizildi,işine gelmeyeni sildi,kimse ne olup bittiğini anlayamadan bir haller oldu gruba.

    sonra ne mi oldu.başka bir grup kuruldu.reklam yapmak gibi olmasın ama,gene gelir güzel fotoğraflar,bu işi seven insanlarız çünkü.kafamız rahat.her buluşmamızın altına,buluşuyorsunuz ama boşuna buluşmayın,fikir bulun,şunu bulun diye ödev veren yok.iki güldüğümüzde rahatsız olan yok.böyle iyi.

    tanım: eskiden güzel olan gruptur.şimdi bokum gibi.
  • interaktif sergilerine yavaş yavaş başlayan oluşum.
    ilk olarak istabul kadıköy'de ki naboo kafe'de bir duvar'da başlandı ve yavaş yavaş devam etmeke..

    gidip sergiyi görüp, istediğiniz fotoğrafı alabiliyorsunuz.
    isterseniz yerine bir tane analog fotoğraf koyuyorsunuz ya da siz gittikten sonra onlar boş yerleri başka yeni fotoğraflarla dolduruyorlar. sergi aynı kalmıyor yani. durmadan değişiyor, genişliyor.
    böyle sürekli devinim içinde olan duvar sergisi - paylaşımı.
    ayrıca her ayın 15 ve 30'nda ücretsiz siyah-beyaz film yıkama günleri yapıyorlar aynı yerde.

    naboo sergi:
    http://imgur.com/0scggcv
    http://imgur.com/5l4gjgw

    ikinci duvar sergisi ise bursa'da gren kafe'de yapıldı. (şuan hâlâ sürüyor/1 ay devam edecek)
    http://imgur.com/eta4nt4
    http://imgur.com/al5c1kr

    arada bir de kadıköy moda'da toplanıp sohbet ediliyor, sağa sola fotoğraf bırakılıyor.
    http://imgur.com/asvdb6s
    http://imgur.com/w2j6igb

    orada burada yanında analog makinasını gördüğünüz kim varsa "ahan da 'dan mı?" deyp sohbet edebilirsniz. iyi insanlar hep bunlar en sözlüksel açıklama ile.
  • ayrıca sergilerine daktilo ile yazdıkları bir de manifestomsularını koyuyorlar.

    http://imgur.com/g30kf3k

    "bulunuşundan önce insanlar, sakin göllere, cam tabaklara ve aynalara bakarak hayranlıkla kendilerini seyrediyorlardı. ve ilk fotoğraf, hafızası olan bir aynanın yansımasıydı..

    bugün, nasıl üretildikleri floresan lambalı dikdörtgen ofisler kadar ruhsuz ve soğuk olan bestelerin steril egemenliği hakimse radyoda çalan şarkılarda, aynı floresan lambaların altında yüzüne monitör ışığı vurmuş insanların yorumları da aynı güzellikte hakim fotoğrafın boş bir kabuğa dönüşmesinin ardında..

    estetik soykırımlar çağının başındayız. orası kesin. ve hakkını da veriyoruz çağın tüm yitmişliğimizle.
    analog sesler her zaman kirli mi olur? gerçek müzisyenlerin gerçek müzik aletlerini gerçek bir odada çalmalarından doğan bir kirlilik.
    ve şimdi aynısı fotoğraf için de mi geçerli? olabilir. sonuçta hiçbir şey sidik yarışı yapmak kadar eğlenceli gelmemiştir insana tarih boyunca. ve hiçbir tarihte, bu tarihte ki kadar hızlı akmamış harcanmamıştır bilgiler, fotoğraflar, müzikler, resimler, kelimeler, düşünceler, fikirler..

    şimdi zamanı yakalayın, geliştirin, yıkayın, durdurun ve dokunup kağıtlarına duvarlara asın!
    parlak monitörlerin ardından baktığında, dünyaya sunduğu şeylerin içi boş zırvalıklardan ibaret
    olduğunu bilmeli insan. fazla pürüssüz. fazla temiz. fazla detay. fazla mükemmelliyetçilik ve
    fazla sidik yarışı beklentileri..

    her şeyin içindeki hayat kırıntılarını emip tüketen, bizi ruhsuz makinelere çeviren dijitalleşme..
    ve dijitalleştikçe, makinalara dokuna dokuna, dokunmayı unutan insanoğlu..
    kendine ışığın resmini çizdiği sakin sulardan bakmasını unutan insanoğlu..

    şimdi kendimizi ışığa bırakalım. suya ve toprağa. ve hafızası olan filmlerle aynalara, sıcak bir çay’a..

    estetik soykırımlar çağındayız. orası kesin. ve hakkını da veriyoruz çağın tüm yitmişliğimizle..
    ve tek aptalları biz miyiz, tüm bunları yüksek sesle söyleyecek kadar ileri gittiğimizden dünyanın..

    'ahan da fotoğraf'
    ……………………………………………………."