şükela:  tümü | bugün
  • mehmet başaranın şiir kitabı
  • (bkz: ahlar ağacı)
  • avrupa dillerinde ahlat için ‘yabani armut’ manasına gelen isimler uygun görülmüş, ayrıca bir isim verilmemiş. ingilizce ‘wild pear’, italyanca ‘pero selvatico’ gibi. yunanca’da armuta ‘ahladi’ dendiğinden ahlata da ‘agrio ahladi’ denmiş. hatta çince, japonca, hintçe, gürcüce, ibranice ve arapça’da da ayrıca bir isim bahşedilmemiş. görülüyor ki ağaca ve meyvesine en çok vefa gösteren dil türkçe. argun, alfat, banda, çakal armudu, çördük, çövür, dığdığı, dızdığı, haliç, kerte, kohoz, gelinboğan, panta, üngülüz, zingit, ahlata dilimizde verilmiş isimler. tuhaftır, belki de başka hiçbir ağaca bu kadar çok isim nasip olmamış. haliç, alıçtan benzetilerek türetilmiştir. panta ise gürcüce ‘panta’dan geçmiş olmalı. yengeç demekmiş fakat şavşat’taki gürcüler ahlata da ‘panta’ derlermiş. ‘çördük’ burhan-ı katı’da da geçiyor. “ala cehre dedikleri nebat ismidir” diye yazmış. ala cehre barut ağacının meyvesine verilen isimdir ve ahlattan çok daha küçüktür fakat ahlata da bu ismi vermişler. bir ihtimal arapça ‘şekuk’tan evrilmiş olabilir. yarık manasına geliyor. kürtçe’de ahlata verilen ‘şekok’ ismi de keza arapça’dan ödünçtür. gelinboğan anadolu’ya özgü kaynana-gelin çatışmasının bir ürünü gibi duruyor. etin sinirli kısmına, bazen de kuzu gerdanın az pişmiş kısmına denir. çiğnemek de yutmak da ayrı bir derttir. lafın kısası, ülkenin çorak topraklarını mesken tutmuş türkler, ermeniler, kürtler, zazalar, araplar ve gürcüler, kendileri gibi çorak toprakları mesken tutan ahlat ağacına türlü türlü isimler vermişler fakat görülüyor ki bu isimler sadece bizim ülkemizde ahlatı işaret ediyor. ne yazık ki ahlatın başka topraklarda kıymeti harbiyesi yok.

    türkiye ağaçları sözlüğü
  • çernobil nükleer santralinin patlamasından sonra köyümdeki tüm ahlatların yavaş yavaş kuruması sonucu çok az yediğimiz çok az bulabildiğimiz bekletilip yenen armut .
  • didem madakın ah'lar ağacında sesinin tonunu emanet ettiği ağaç.
  • mehmet başaran' a ait şiir:

    eşin dostun yaşıyor bak bahçelerde
    sen çıplak bir doruğun üzerindesin
    tam rüzgârın engini sardığı yerde

    yekpare bir mavilik üstünden akar
    altında köklerini sıkan toprak var
    dertleşir durursun gölgenle

    bazan öyle yakın geçer ki kayan yıldızlar
    halini soruverecekler sanırsın
    dağılır üstündeki yeşil sükût
    ümitle kımıldanırsın

    bakma sana bir ad verdiklerine
    yerle gök arasında bir karaltısın
    ve bütün dünya seni unutmuş
    sanki kim bilecek yaşadığını
    gelmese dallarına birkaç fakir kuş

    ne de dolmaz çilen varmış
    ilk defa kırağı yaktı canını
    aşkı sonra bulutların
    rüzgârın cilvesi değil miydi
    döken yapraklarını

    durmuşsun kırların bir ucuna
    ah senin halin köylü hali
    yaşarsın kıraç toprakta
    servi-simin misali
  • nuri bilge ceylan'ın yeni filminin adı. sonunda.

    haberi okuduğum sitede, "anadolu’daki bir kasabada kitabını çıkarmak için para bulmaya çalışırken bir yandan da babasının yarattığı sorunlarla uğraşan bir adamı izleyeceğiz." şeklinde not düşülmüş.
  • - nuri bilge ceylan, ahlat ağacı hakkında: “sevelim veya sevmeyelim, bazı özelliklerimizi babalarımızdan alırız. zayıflıklarımızı, alışkanlıklarımızı ve daha birçok şeyi. film, babanın ve oğlunun aynı kaderi paylaşmasıyla oluşan kısır döngüyü acı veren deneyimlerden oluşan bir seriyle anlatacağız” yorumunda bulundu.
    http://www.sinematopya.com/…eliyor-ahlat-agaci.html
  • heyecanlanmak.
  • nuri bilge ceylan'ın edebiyat düşkünü bir adamın hikâyesini anlatacağı yeni filminin adı. heyecanlanmamak elde değil. ismi bir 'ahlat' sever olarak şahsımı ayrıca heyecanlandırdı.