şükela:  tümü | bugün
  • tam adı "aileen carol wuornos" olan ve abd'nin en ünlü kadın seri katillerinden biri olarak görülen eşcinsel, hayat kadını. 89-90 yılları arasında cinsel ilişkiye girdiği bazı kişileri öldürdüğü, ve cesetlerini ormanda sakladığı ortaya çıkmıştır. 7 kişiyi öldürdüğü iddia edilse de, iki kişinin cesedi bulunamamış ve wuornos 5 kişiyi öldürmekten yargılanmıştır.
    avukatının, wuornos'un çocukluğunda uğradığı cinsel taciz ve kötü muameleyi, ve zihinsel özrünü, kararı hafifletici unsur olarak öne sürmesi ise hakimi ikna etmemiş, kadın sevgilisi selby wall aleyhine tanıklık yapmış ve wuornos idam cezasına çarptırılmıştır. önceleri öldürdüğü insanların kendisine saldırdığını öne süren wuornos, idamdan hemen önce ise "yaptığım her şeyin altında korkunç bir öfke yatıyor. idam edilmem gerek çünkü eğer hapisten çıkacak olursam yine cinayet işlerim." diyerek suçunu itiraf etti.
    wuornos, 9 ekim 2002 çarşamba günü idam edilmiştir. son sözleri ise şunlar olmuştur;
    "i'd just like to say i'm sailing with the rock and i'll be back like independence day with jesus, june 6, like the movie, big mothership and all. i'll be back."
    hayatı bir diziye ve monster adlı bir filme konu olan wuornos'u filmde charlize theron canlandırıyor.

    http://www.spiegel.de/img/0,1020,215072,00.jpg
    http://www.radikal.com.tr/…001/07/03/haber_6771.php
    http://www.beyazperde.com/haber/4356
  • (bkz: monster)
    (bkz: charlize theron)
  • aslında sevgilisinin adı tyria mooredur. ama filmde selby wall ismiyle canlandırılmıştır bu kimse. hala hayatta oldugundan kaynaklanıyor olsa gerek. ` : ne bileyim`
  • monster ile onun hayatı anlatılmasına ragmen, kendisi gölgede kalmış insandır zannımca. sözkonusu filmde, "hollywood starı" olarak tanımlayamayacağımız kimseler oynamasaydı , aileen wuornos üzerine yoğunlaşma ihtimalimiz daha yüksekti sanki. (bkz: the magdalene sisters)
    "onların paralarını çaldım, onları öldürdüm ve yine yapacağım, ve başka birini öldüreceğimi biliyorum çünkü uzun süre insanlardan nefret ettim." şeklinde bir açıklaması vardır
    idam kararı açıklandıktan sonra da jüriye "benim için söyledikleri her şey tamamen yalandı [...] tamamen aklım başımdaydı ve uyuşturucu almamıştım" diye bağırmıştır.
    korkunç bir çocukluk, aynı derece korkunç bi ergenlik dönemi, ardından şiddetin doruğunda bir taciz (ki 2inci taciz oluyor bu aynı zamanda) ve tabii ki kayışın kopması.

    (dandik çevirmelerle dolu bi entry olup, ciddi anlamda yapılmış sinema eleştirileri falan da içermemektedir. filme dair kısım sadece bir izleyenin fikridir. salondan çıkınca kamerayı dayarlarsa söylenebilecek türden bir şeydir.)
  • aileen: life and death of a serial killer belgeselinde goruldugu kadariyla kendisi hapishaneye girdikten sonra akli dengesini yitirip gittikce paranoyaklasmis idam kararinin degismesi halinde hapishanede cok kotu kosullar altinda yasamasi gerekecegine inandigi icin yeniden yargilanmasi sirasinda savunmasini sabote etmek icin elinden gelen her seyi yapmis. kendisi polislerin isledigi her cinayeti bildigi fakat hollywood'daki yapimcilarla anlasmali olduklari icin ve islenen her cinayetle olayin daha populer ve daha cok para getirecegi icin bu cinayetlere goz yumduguna inanmakta tam olmeden once.
  • ilişkiye girdiği 7 kişiyi öldürdüğü iddia edilen wuornos'un öldürdüğü belirlenenlerden ikisinin cesedi bulunamadı.

    idama mahkum edilen wuornos'ın, öldürdüğü kişilerin cesetleri ormanlık araziye sakladığı biliniyor. abd'nin ilk kadın seri katili olma özelliğini taşıyan wuornos'un hayatı beyaz perdeye aktarıldı. seri katili oynamak için kilo alan aktris charlize theron, monster isimli bu filmdeki rolü ile ocar aldı. ''kanlı kontes'' olarak ün yapan ve tarihteki en acımasız kadınlardan biri olarak bilinen elizabeth bathory'nin, yaşadığı 1560-1614 yılları arasında 600'den fazla genç kızı öldürerek kanını içtiği çeşitli kaynaklarda yer alıyor. öldürdüğü kişilerin kanıyla banyo yaptığı şeklinde rivayetler de bulunan batrory'nin hayatı, ''eternal'' adlı filmle beyaz perdeye aktarılmıştı.
  • hitchhiker serial killer(otostopçu seri katil)

    "ben masumum. umarım size de tecavüz ederler bok çuvalları"
    "onların paralarını çaldım, onları öldürdüm ve yine yapacağım ve başka birini öldüreceğimi biliyorum çünkü uzun süre insanlardan nefret ettim."
    "yaptığım her şeyin altında korkunç bir öfke yatıyor. idam edilmem gerek çünkü eğer hapisten çıkacak olursam yine cinayet işlerim."
    tam adı "aileen carol wuornos" olan ve abd'nin en ünlü kadın seri katillerinden biri olarak görülen eşcinsel, hayat kadını. 1989-1990 yılları arasında cinsel ilişkiye girdiği bazı kişileri öldürdüğü, ve cesetlerini ormanda sakladığı ortaya çıkmıştır. 7 kişiyi öldürdüğü iddia edilse de, iki kişinin cesedi bulunamamış ve wuornos 5 kişiyi öldürmekten yargılanmıştır.
    çoğu kişiye göre amerika’nın ilk kadın seri katili çoğu kimseye göre de yalnızca şiddet gördüğü için vahşileşen bir kurbandır. kişilik gelişiminde "nurture" çıkmazının etkisi söz konusu olduğunda, bariz bir bicimde "nurture" yani yetiştirilme şartlarının olağan dışılığını ispatlayacak bir hayatı olmuştur aileen wuornos'un.
    anne babası doğmadan önce boşanır. babası daha sonra çocuk tacizinden suçlu bulunur ve hapishanede kendini asar. aileen henüz altı aylıkken annesi bir not bırakıp çeker gider. büyükannesi ve büyükbabası bakımını üstlenir. ancak on üç yasındayken tecavüze uğrar, gayri meşru bir çocuk dünyaya getirdiği için o evden de kovulur. hayatta kalmak için hurda bir arabada barınır, para için fahişeliğe baslar, uyuşturucuya alışır, çoğu zaman da ortalıkta sarhoş olarak gezer.
    yine de yirmi yaşındayken yetmiş yaşında bir adamla evlenmeyi başarır ama kocasını bastonla dövdüğü için evliliği sadece bir ay sürer.
    nihayet 1986 yılında hayatinin aşkı tyria moore adında bir lezbiyenle karşılaşır. dört sene beraber yasarlar. ancak wuornos'a en son darbeyi de sevgilisi vurur ve yakalandıktan sonra aleyhine tanıklık eder.
    mahkeme kararıyla aralık 1989 ve kasım 1990 arasında toplam 5 kişiyi öldürmekten suçlu bulunur ve ölüme mahkum edilir. rivayete göre, kararı duyunca "ben masumum. umarım size de tecavüz ederler bok çuvalları" diye bağırmıştır.
    önceleri öldürdüğü insanların kendisine saldırdığını öne süren wuornos, idamdan hemen önce ise "yaptığım her şeyin altında korkunç bir öfke yatıyor. idam edilmem gerek çünkü eğer hapisten çıkacak olursam yine cinayet işlerim." diyerek suçunu itiraf etti.
    wuornos, 9 ekim 2002 çarşamba günü idam edilmiştir.
    2003 tarihli monster filmi dışında 1993 yılında new york film festivali'nde bir bolumu gösterilen aileen wuornos: the selling of a serial killer isimli bir belgesele de konu olmuştur. gilles de rais, yani mavi sakal’in kadın versiyonu sayılan bir kara dul olmadığı, yani belli bir motif ve amaç doğrultusunda kurbanlarını ortadan kaldırmadığı için çoğu profil uzmanına göre bir seri katil sayılmasa da kesinlikle gelmiş geçmiş en soğukkanlı katildir.
    hakkinda film:

    1-monster charlize theron and christina ricci
    2-aileen: the life and death of a serial killer

    3-aileen wuornos: the selling of a serial killer
  • idam edilmeden hemen bir gün önce vermis oldugu röportajda idam edilmenin kendisi icin bir mahsuru olmadigini, sanki günlük bir olaymis gibi ifade edebilen son derece sogukkanli, bakislari ve mimikleriyle karsisindaki insani korkutabilen fin asilli amerikali seri katil...eger yakalanmamis olsaydi büyük ihtimalle daha cok kisinin canina kiyardi bu kadin...
  • abd'nin ilk kadın seri katili.

    çoğu seri katil gibi işlediği cinayetleri zevk ve takıntıları yüzünden yapmamıştır. içinde taşıdığı büyük nefret ve para yüzünden yapmıştır.

    bir çocuk tacizcisinin kızıdır. babası hapishanede intihar ederken, annesi de o altı aylıkken bir not bırakıp gitmiştir. on üç yaşında tecavüze uğramış çocuğu doğunda büyük annesi ve büyük babası tarafından evden atılmıştır. eski bir arabada sarhoş bir şekilde yaşamını sürdürmüş sonra da fahişeliğe başlamıştır. yaşlandıkça kazandığı para yeterli olmadığı için öldürmeye başlamıştır.

    bilinen en soğukkanlı seri katillerden biridir.