şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: lezbiyen)
  • yetersiz gevşe(t)mek, kayganlık sağlayamamak, gergin veya öfkeli hissetmek, tahrik olma ve kendini şehvete bırakmada eksiklik ve gay olmanın toplumsal sıkıştırıcılığı ve gay olduğunu saklaya saklaya hastalık haline getirmek gibi nedenlerle canı yandığı düşünülen eşcinsel. haruki murakami'nin "what i talk about when i talk about running" (koşmaktan bahsederken neden bahsediyorum) adlı kitabında, olimpiyat şampiyonlarından birinin mottosunun "pain is inevitable, suffering is optional" (acı kaçınılmaz, acı çekmekse isteğe bağlı) olduğu yazılmıştı. duyumlarıma göre acı, anal seks sırasında kaçınılmaz değil. ancak şahsi sürecimde, acıya rağmen, toplumsal ve cinsel getirilerini göz önüne alarak, acıyı hiçe sayan denemelerimin sonucunda o vaat edilen daha yoğun ve uzun ve sözel evrende tanımlanması güç ve zevk kategorisine giren duyuşu yaşamadım. beli eğri olmasına rağmen, tüm ataları binici olduğu için inadına ata binen bir asilzade hissi oldu. penisi içine alan taraftan söz edildiğinde vajinusmus'a benzer kasılmalar; ötekinin içine giren taraftan söz edildiğinde sertleşme sorunları söz konusu. anal seks yapmayan bir gey olduğunuzda, arkadaşlarınızdan "nasıl yapmazsın" hayretleri alabilirsiniz ve sevgilinizin sizi aldatma ve sonra "bu önemsiz" deme olasılığı vardır.
    onaylanma eksikliğinden beslendiğinden, seks yapamamak kısa süreli de olsa sıkıntı ve rahatsızlık hissi verir.
    kadınlar bu konuda daha aydınlatıcı bir noktayı keşfetmemi sağladı: gerçekten güvendikleri ve sevdikleri adamlarla sorunsuz yapabildiklerini ve zevk aldıklarını söylediler.
    çok iyi anlamadığım, gayler bu güven eşiğini nasıl atlatabiliyorlar. çok fazla alkol, antidepresan, uyuşturucu tüketimiyle mi ilgisi var? ya da çocukluktan beri bir kendini var etme performansı halinde yaşanan gaylik, ultra bir özgüven mi sağlıyor hücrelerde?

    ve tıp ve popüler metinler, anal-sekssiz yaşamı daha az ucubeleştirmek için bu kategori için yeni terimler ve yeni bir tarih üretiyor: mesela intercrural sex denilen iki jenitalin birbirine sürttürülmesini yine antik yunana dayandırıyor. ve tüm cinsel davranışlar (her tür penetrasyon dahil) bir sürtünme/sürttürme eylemidir zaten, diyor. her yerde bir yüzey var. kaygan olduklarında bu zevke dönüşüyor. ve dünya tüm katılığıyla kayganlığını arıyor. benimse sadece beynim kayganlaşıyor.

    foucault için "sırf yapmak için yaptı" da deniyor. aklıma fassbinder geliyor. hayvan eşcinselliğinde kimileri anal seks yok diyor. arkadan alınan zevkin önünden ve arkasından türlü laflar söyleniyor. ve 2 saniyelik elektrik boşalması, 4 dakikaya çıktığında olan şeyin açıklaması çeşitleniyor.

    bedene dair her şeyin kontrolü zihnimizde bitiyor (belki bir de şeker hastalığıyla ve kolestrolle tıkanan damarlarda) ama zihin kontrolümüzü ne sıklıkta güncelliyoruz...
    bazıları, büyük sevmek bir başkaldırı ya da kabul aracı olduğu için mi büyük seviyor? hep bir roller coğrafyasında mıyız genişleyen ve daralan evrende? yoksa evren daralmıyor muydu... kim biliyor?

    rektum bir çiçeğe mi benziyor cidden, petalları tıraşlanan veya ıslak ve kuru. ve anal seks yapamayan gayler, pornolardaki sert ve acılı anal seksleri izledikçe rektal bariyerlerini mi kuvvetlendiriyor?

    neyse, bedenine yabancılaşma sürecinde anal seks yapamamanın katkısı mevcut.
  • şahsım.
    gay olmak bir yönelimdir ama anal seks bir tercihtir ve ben bunu tercih etmiyorum.