şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: ispanya)
    (bkz: portekiz) *
  • sömürgecilik yapabilecek entelektüel birikime sahip olmasına önce bakmalıdır zira "neden batı doğu'yu ve afrika'yı sömürürken, doğu ve afrika bunu neden yapamamıştır?" sorusu herşeyden önce sorulmalıdır.

    edward said bu konu ile ilgili, batının coğrafi durumunun ve verimli topraklarının daha fazla olmasının, insanların yiyecek bulmaya çok çaba göstermediği ve karnını doyurmaya daha az zaman harcayarak düşünmeye ve hayatı anlamaya zaman ayırabildiğine bağlıyor. tabi bu sadece başlangıç. sonrasında ise elbette olaylar kümülatif olarak zincirleme gelişiyor.

    yani düşünce sistemi gelişince yazma kültürü ve sistematik bilgi birikimi ve aktarımı oluşuyor, denizcilikte gelişmeler, matbaa, rönesans-reform, rasyonalizm ve pozitivizm ile beraberinde iktisadi durum ve düşünce gelişimi. hatta descartes metod üzerine konuşmalarda "benim diğer insanlardan zeka olarak farkım yoktur ama ele aldığım konu yada sistemi doğru yöntemle incelemem fark oluşturmuştur" diyerek aslında avrupa'nın konuya bakışını özetlemiş. iktisadi gelişim ve paralelinde iktisadi düşüncenin evrimi ve gelişimi sermaye birikimi, sermaye birikimi ise toplumun rasyonel, formel yapı kazanmasını sağlamış vs. vs. artık farkı kapatmak çok zor.

    olayı sömürüye değilde sömürmenin ahlaki kısmını dışarıda tutacak rasyonalizm, gayriinsanilik, formelleşme düşüncesinin ortaya çıkışına bağlamak daha uygun.

    ez cümle adamlar düşünüyor ve herşey birbirini etkilemiş.
  • güçlünün güçsüzü ezip ezemeyeceğine dair tartışmaya gelir bunun sonu. kimisi çalışıp uğraşıp güçlenene öldürme hakkını verip geri kalanın ölmeyi hak ettiğini düşünür. kimisi ise hayatın kutsal olduğuna inanır. yerin altında ya da üstünde insan hayatından daha değerli hiçbir hazine olmadığına dair inancı ne kadar örselense de devam eder.
  • daha gelişmiş ve güçlü olduğu için sömürebiliyor. sömürdüğü için gücünü devam ettiriyor. öylece kısır döngü devam ediyor. afrika'ya ilk giden beyazlar orada güçlü bir toplum bulsaydı beyaz köle olarak hayatlarına devam ederlerdi. arkasından kimse koloni kurmaya oralara gitmezdi.
  • * * veya * nereyi sömürdü de zengin oldu birisi bana açıklarsa ben de inanacağım.
    son araştırmalar, kolonyalizm döneminde sömürgeci ülkenin harcamalarının (askeri, idari, alt yapı..vs) kazançlarından fazla bile olabileceğini gösteriyor halbuki.
    kolonyalizm ahlaken rezil bir durum değil midir? elbette öyledir. fakat sömürgeleştirmenin batı'nın gelişmişliği ile doğrudan bir alakası yoktur. zaten avrupa'nın kolonyalizme en az bulaşan ülkeleri (mesela *) aynı zamanda en zenginleri de olabilmiştir hemen daima.
  • somuru, surdugu surece zenginlik saglayacagi icin gecersiz onerme. osmanli'nin cokus sebeplerinden biri de devletin savas ganimetleriyle ayakta durdugu icin ganimetlerin azalmasidir. ikinci dunya savasinda yikilmis, ekonomisi cokmus onca ulke somuruyle ayaga kalkmadi. adamlar yikilan fabrikalari yeniden kurdu, yenilerini kurdu, teknoloji uretti satti. aynen cumhuriyet devrimlerinde yapilanlar gibi. hos, biz teknoloji satmadik ancak karabuk gibi kus ucmaz kervan grcmez yerlere devasa fabrikalar kurup buyuk ekonomik atilimlar yaptik.
  • her batılı ülke için geçerli olduğunu düşünmüyorum.örneğin almanya 1.dünya savaşından sonra bütün kolonilerini ve toprağının büyük bölümünü kaybetti,ordusu küçültüldü,çok büyük borçlara girdi ve kaynaklarının bir kısmına da el konuldu.2.dünya savaşından sonra ülkede çalışan fabrika kalmadı.buna rağmen günümüzde avrupanın ekonomik motoru.ülkenin tarihine baktığımızda bügünki zenginliklerinin sömürü düzeni sayesinde var olduğunu söylemek pek doğru değil bence.
  • doğunun gelişmemiş olduğu için sömürülmesi.
  • western civilization ıı calisirken ara verdigimde gorup kahkahalar attiran basliktir. saka misin lan sen ?
  • doğrudur ama geride kalmaya kılıf uydurmak için yetersizdir, sömürge edinmeyip hatta geçmişte sömürge olup gelişmiş olan ülkelerde vardır
    (bkz: norveç)
    (bkz: uruguay)
    (bkz: güney afrika)
    (bkz: avustralya)
    (bkz: yeni zelanda)
    (bkz: izlanda)