şükela:  tümü | bugün
  • ilk uçan türk kadınıdır.
    ilk türk kadın pilotla karıştırılmamalıdır.

    olay 30 kasım 1913 tarihinde istanbul'da cereyan etmiştir.
    kendisi, fethi bey’in idare ettiği osmanlı isimli deperdussin’e binerek yeşilköyden havalanmış ve istanbul'u bir güzel turlamıştır.
  • orduya bir uçak armağan etmek ister çünkü vatandaş olmak, olabilmek askerlik yapmakla eş tutulur devletlerce. kadınlar savaşmadıklarına göre tam vatandaş da sayılmazlar.
    hakettikleri değeri görebilmek adına 80'lerde kimi eşcinselelr nasıl orduya yazılabilmek için kampanyalar düzenlemişse belkıs hanım ve arkadaşları da vatandaş olabilme arzularını orduya uçak alarak, bir uçuşa katılarak karşılayabileceklerini düşündüler.
    zannederim, bir vakit sonra bu düşünüşlerinin yanlışlığını farketmişlerdir.
  • türk kadınlarının istanbul gibi medenî bir şehirde dahi kafes arkasından, çarşaf içinden, peçe altından sıyrılamadığı bir devirdeyiz. bilgin ve aydın bazı kadınlarımız 2’nci meşrûtiyetin ilanından sonra istanbul’ da, müdâfaa-i hukûk-u nisvân cemiyeti (kadınların haklarını savunma derneği) kurmuşlar ve bir de “kadınlar dünyası” adında bir dergi yayımlamaya başlamışlardı.

    bu dernek üyeleri bir taraftan kadın-erkek eşitliği noktasında çaba gösterirken diğer taraftan da batı medeniyetinin kadınları gibi bir konumlarının olması için uğraş veriyorlardı. havacılığın henüz başlangıç çağında bulunduğu bu dönemde batıda sportif amaçlı kadın pilotlar yetiştirilmekte, hatta uçuş yarışlarına bile katılmaktaydılar. bu olayları izleyen türk kadınlar derneği, kendilerini göklerde de tanıtma hevesine kapıldılar.

    dernek üyelerinden çocuk terbiyesi ve müzik öğretmeni genç bir kız olan bayan belkıs şevket uçmak için atılımda bulundu. bu yürekli bayanın uçuşunu sağlayabilmek için dernek bir toplantı yaparak dernek üyelerinden mesadet bedirhen’ ın kocası süreyya bey’ i safraköy’ deki tayyare mektebi müdürlüğüne gönderdi. tayyare mektebi müdürü veli bey bu müracaatı hoş karşılamakla beraber kendisinde yetki görmediğinden, 1’inci kolordu komutanlığından alınacak yazılı bir izin ile istenen gün ve saatte arzularının yerine getirilebileceğini sözlü ve yazılı olarak bildirdi.

    bu karşılık üzerine dernek 1’inci kolordu komutanı vekili cemal bey’e (mersin’li cemal paşa) başvurmuşlar ve gerekli izni yazılı olarak almışlardır. bunun üzerine 30 kasım 1913 pazar günü, hava uygun olmadığı takdirde ertesi gün uçurulmasına karar verilmiştir. uçuş gününe kadar geçen süre içinde bayan belkıs şevket’ in duygularının bir kısmını kendi ağzından aktaralım:

    “……..sabırsızlıkla pazar gününü bekliyor ve daima odamdaki barometreye bakıyordum. of… barometre düşüyordu. evet, birkaç saat sonra şiddetli lodosla yağmur yağıyordu. artık hüznümü sormayınız… pazar günü aralıklı olarak yağmur yağdı. fakat barometre yükseliyordu. gece rüzgâr durdu. yağmur dindi. şimşek çakan bulutlar sıyrıldı. yıldızların ve gezegenlerin parlak ışıkları gökyüzünü süslüyordu. ertesi gün için havanın açacağından umutluydum. geceleyin sık sık yataktan kalkıp penceremden dışarıya baktım dersem, sakın gülmeyiniz. sabah ezanı okunurken kalktım. biraz sonra tatlı ve ılık bir sonbahar gününü müjdeleyen güneşin ışınları odanın pencerelerini yaldızlıyordu. oh… ne kadar güzel bir gün, tam anlamıyla bir uçuş havası…”

    belkıs şevket hanım, 1 aralık 1913 pazartesi günü saat 11.00’ de dernek başkanı ve üyelerle birlikte otomobille yeşilköy’e hareket etti. saat 13.00’ te safraköy meydanı’nda okul müdürü ve subayları tarafından karşılanarak ağırlandı. yerli ve yabancı basın mensupları ile halktan da bir hayli izleyici bu şenliğe katılmaktaydı. bu uçuş ile dernek yalnızca türk kadınının propagandasını yapmakla yetinmeyip aynı zamanda orduya bir uçak hediye edebilmek için para yardımı sağlayabilme amacını da düşünmüştür. bu amaçla bir sepet dolusu kart bastırılmıştı. kartlarda şu cümleler vardı;

    “osmanlı müdâfaa-i hukûk-u nisvân cemiyeti azasından ve kadınlar dünyası muhabirlerinden osmanlı ve islam kadınlığı namına havada tayrân ederken (uçarken) “kadınlar dünyası” ismi ile muhterem ordumuza bir tayyare ihdâsını (hediye edilmesini) bilâ tefrîk-i cins ve mezhep (ırk ve mezhep ayrımı gözetmeksizin) osmanlı kadınlığından bekler.”

    bayan belkıs şevket, beraberce geldiği babasının elini öptükten sonra sepetle birlikte tayyareye bindi. birkaç kelimelik kısa bir nutuk çektikten sonra “osmanlı” adını taşıyan tayyarenin motoru çalıştı. üsteğmen fethi bey’in idare ettiği bu tayyare, saat 15.14’ te yerden kesilerek 200. metre irtifadan istanbul-şişli-hürriyet abidesi-üsküdar-kadıköy güzergâhını takip etti ve her bölgedeki kalabalık üzerine sepetteki yardım isteği kartları atıldı. ne yazık ki bu gayret arzu edilen meyveyi verememiş, üç hafta sürebilen bağış kampanyasında ancak 2622 kuruş toplanabilmişti. halbuki o tarihlerde bir tayyarenin fiyatı 1000 lira civarındaydı. bayan belkıs şevket’in bu uçuşu avrupa basınında da takdir ile karşılanmıştır. safraköy’de bu uçuşu izleyen “berlınertageblatt” gazetesi muhabirinin izlenimleri aynı adlı gazetede, “üzerinde dikkatle durulması gereken cesurca bir jest ifadeleriyle” haber yapılmıştır.

    türk kadınları, fırsat verildiği takdirde her türlü işi hakkıyla yerine getirebileceklerini ispat etmiş ve belkıs şevket hanım bu cesur girişimiyle gelecek nesil türk kadınlarına en büyük mesajı vermiştir.

    kaynak: http://www.hvkk.tsk.tr/…etay.aspx?id=29&icerikid=81
  • tebessümü semâya değmiş olan ilk türk kadını.. allah rahmet eylesin..

    hz. isa'nın doğumundan 1913 yıl sonra, üsteğmen fethi bey'in * idaresinde yapılan uçuşta belkıs şevket hanım türk havacılığı için halkın maddi-manevi desteğini sağlamak adına 43 dakika boyunca istanbul semâlarında dolaşarak göklerden bildiriler dağıtmıştır..

    "havalarda ilk türk kadınları" kitabındaki kendi sözlerinden alıntıyla:

    --- alıntı başlangıcı ---
    " ...harbiye bakanlığını, yangın kulesini, daha bazı büyük yapılarımızı gördükçe bilmem neden, gülüyordum. minareler, şamdanlar içindeki mumlar gibi görünüyor; yapılar çocuk eğlencelerindeki küçük evler gibi göze çarpıyordu. koyu mavi canfes atlaslar gibi kıvranarak uzanan boğaziçi ve iki yanındaki zümrüt gibi anadolu ve rumeli kıyıları ve bunların havadan kuşbakışı görüntüsü gerçekten çok güzeldi.

    o kadar hızlı uçuyorduk ki, kartları attıkça kolumu tekrar yanıma getirmek için epeyce güçlük çekiyordum. bazan benzin gözlüklerimin üzerine sıçrıyor, etrafımı görmek için tekrar siliyordum. dört tane yün fanila ile üşüyorudum. başım daha çok üşüyordu.

    yere indiğimiz zaman gönlümde tasa vardı. kalbim, ruhum daha çok gezmek, hatta uzaklara, daha ötelere gitmek istiyordu. evet... keşke bu yolculuk daha uzun sürseydi..."
    --- alıntı sonu ---

    ---
    (bkz: havalarda ilk türk kadınları)
    (bkz: fikret arıt)