şükela:  tümü | bugün soru sor
  • merhaba sayın meslektaşlarım. size o kadar kızıyorum ki. gün geçtikçe itibarımız zedeleniyor. aramızdan bir sapık çıkıyor günlerce gündem oluyor doktorlar sapık imajı yayılıyor. bir doktor hata yapıyor ya da yapmıyor belli değil bir tıbbi cahil başlık açıp duygu sömürüsü yapıyor tüm sözlük haydi yüklen doktorlara.

    elimizde öyle bir güç varken bunu kullanmıyoruz. bir ay acil durumlar dışında hasta bakmasak hükümet gelip bize yalvarır. doktorlara atıp tutan ne şartlarda ne kadar riskli bir iş yaptığımızı fark eder. sorun birlikte hareket edememek. çok kez gördüm. acil hastalar dışında bir günlük hasta bakmama eylemleri oldu. özel hastane sahipleri ellerini oğuşturdu. özel hastanedeki doktorların hepsi hasta bakmasa hastane sahibi ne yapacak tüm doktorları işten mi kovacak. afedersiniz bok kovar. doktorların sırtından para kazanıyorlar.

    birlikte hareket etmeliyiz sadece olay bu. tabipler birliği denilen gereksizler siyasetle uğraştığı kadar doktor sorunlarıyla uğraşsa zaten sorun kalmayacak ama onlar şu doktorun kardeşi öldü cenazesi bilmem ne camiinden kaldırılacaktır sms'i atmaktan başka bir bok yapmıyorlar.

    bir osgb sahibiyim. yanımda dokuz doktor arkadaşım çalışıyor. tabipler odası bir boka yarıyor gibi işyeri hekimliği ücretlerini açıklıyor her yıl. ciddiye alan olmadığı için tam bilmiyorum ama sanırım bu yıl aylık 13 bin lira. ya ben rakiplerimle rekabet edebilmek için en ucuz doktoru arıyorum ve sekiz bin liraya tam zamanlı hekim bulabiliyorum. bunu tabipler odası bilmiyor mu. salak değilse biliyordur.

    neden kabul ediyorsunuz dediğim zaman piyasa bu diyorlar. ya piyasayı biz düşürüyoruz doktorlar. şimdi hiçbir doktor tabip odası fiyattan aşağı çalışmasa ben sevinirim. doktorlarımıza 13 bin lira maaş vereceğim neden seviniyorum. çünkü rakiplerim de aynı maaşı vereceği için ben rekabet edebilirim. doktorun maaşını hizmet verdiğimiz fabrikalardan söke söke alırım. ancak rakibim sekiz bin liraya doktor çalıştırırsa ben o fiyatı ödeyemem.

    bundan sonra sizi birlik olmaya çağırıyorum. bir doktora sözlü bir şiddet olduğunda bile toplu şekilde tüm türkiye'de eylem yapmaya davet ediyorum. bunu sadece bir doktor öldürüldüğünde yapmayalım.

    ücret konusunda ise ayağa kalkalım. bu tabip odasına hergün siz ne işe yarıyorsunuz diye soralım. ucuza çalışan doktorları ifşa edip hep birlikte ayıplayalım. bu ülke bize mecbur. gücümüzün farkına varalım.

    yok doktorlar yarım saatte hastanede olacak evde oturacakmış. e hadi oturdum. arkadaşlarımla haftasonu bir saatlik uzağa rakı içmeye gitmemeli miyim. köle miyim. bir hayatım yok mu. ses çıkarın.

    saygılarımla. kolay gelsin. siz özel insanlarsınız. bunu unutmayın.
  • kiminiz özel okulda okudu
    çoğunuz özel dershaneye gitti
    bi kısmınız özel üniversiteden mezun oldu
    bi kısmınız özel hastanede çalışıyor.
    tabipler birliği kel alaka her siyasi olaya atlarken ilaç firmalarıyla, özel hastanelerle uğraşmadı, ellerinde oyuncak oldunuz.
    parası olmayan tedavi olamıyor pek azınız dışında umurunuzda değil.
    senelerce pratisyen takılanlarınız "aile hekimi" oldu, öyle bi haldeler ki insanın doktora gidesi gelmiyor.

    şimdi işin ucu size dokununca "birlik olup muayene etmezsek bize yalvarırlar" kafasına gelmişsiniz. etmeyin ak

    37 yaşındayım parası olmayanın neler çektiğini parası olanın devlet hastanesinde bile nasıl ağırlandığını gayet iyi biliyorum.

    bu dünya etme bulma dünyasıdır, ne çekiyorsak kendi yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan çekiyoruz, sizin de bizden bi farkınız yok.
  • bence birlik olun 10.000 $'dan aşağı randevu ücretiniz olmasın, her şeyin en iyisini siz hakediyorsunuz koçum benim. hatta özerklik alın. her koyun kendi bacağından asılır, bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün, birlik olsan sapık doktor olmayacak mı? ancak avantajlı zümre yaratmaya kafanız basıyor.
  • (bkz: ithal doktor)
  • bir ay acil dışında hasta bakmamayı başlatmayı bırak sadece "teşebbüs" etseniz varya doktor beyler neyse cümlemin sonunu getirmek istemiyorum.
  • amk hayatta her şey sağlık için. o yüzden doktorları üzmeyin. burdan hastalara sesleniyorum. hoşunuza gitmezse başka yere gidin. hastane de bol doktor da.
  • (bkz: uzun entry girmek)

    okuyan var mı ne diyor?
  • parayla muayene etmezsen dayakla edersin.benim annem hasta olacak da doktor yanliş teşhis koyacak veyahut bakmayacak. "bilgi bende degil mi kardeşim, bakmıyorum!" diyecek.
    "bilgi güçtür" diyecek.
    [güç güçtür https://youtu.be/ab6gyr_5n6c]
  • anafikir son derece doğru.

    yani doktorlar son otuz sekiz yılda, kendilerine karşı yürütülen sistematik baskı, devlet veya özel sektörle maaşlı köleleştirme, mesleklerinin haksız bir biçimde vatandaşın gözünde yıpratılmasına karşı ellerindeki gücü kullanmadılar. kullanamadılar.

    bu güç kullanılabilir. ama.

    aması çok önemli.

    mevcut doktor zihin haritaları ile bu imkansız.

    birçok meslek grubu birlikte hareket edebiliyorken, doktorlar birlikte hareket edemiyor. çünkü fikir ayrılıkları çok ciddi seviyede.

    ve doktorlar arasında ciddi sayıda ideolojik saplantıları olan bir kesim olduğu gibi, kendini merkezde gören doktorların büyük çoğunluğunun da mesleğinin bir sosyal hizmet değil, bir iş olduğu ve bu işin de piyasa şartları ile yürütülmesi gerektiği konusunda anlamsız itirazları var.

    sömürü, kapitalizm, emek, bir emeğin değeri konularında yanlış fikirleri olan, bir kişinin kazanacağı paranın piyasada arz ve talep yasaları dışında belirlenebilecegine inanan, bunu savunan düşünce şartlanmalarına sahip bireylerle (günümüz tc doktorlarının yüzde doksanı) bir ortak çözüm yolu geliştirmek imkansızdır.

    ve bu fikir ayrılıkları o kadar temelden dünya görüşü farklılıklarından kaynaklanıyor ki, tabip odalarının sıradan bir doktorun temel ihtiyacı olan özlük hakları, doktora yönelik şiddet, mesleğin itibarının zedelenmesi gibi hususlarda sorunun sebebini kavrayış şekilleri bile farklı hal alıyor.

    bırakın sorunları tedavi(!) etmeyi, teşhiste bile anlaşabilmek imkansız.

    kanımca sosyal sorunlara doğru teşhis koymak, devletçi bakış açısı ile memur zihniyeti ile mümkün değil.

    doktorların temel sorunu da ne yazık ki çok ciddi oranda devletçi zihniyete sahip olmaları.

    serbest piyasaya inanmayan bir insanın, insanların ne kadar para kazanmaları gerektiğine piyasa şartlarının değil, devletin veya bir meslek odasının karar vermesi gerektiğine inanan bir insanın (ki maalesef doktorların bakış açıları çoğunlukla böyle) , insanları işlerini iyi yapmaya nasıl motive edeceğini merak eder dururum.

    mümkün mü böyle bir şey?

    bu şekilde düşünürsek, en ağır cezayı darda olan bir vatandaşa parasız veya düşük ücretle bakan doktor görmeli.

    bir esnaf, kimi zaman parası olmayan müşterisine veresiye de mal verir.

    doktorların ne kadar paraya çalışacakları, kimden para alıp kimden almayacakları, bir serbest meslek erbabı oldukları 19 yüzyıl sonlarına kadar kimseyi ilgilendirmezdi.

    ve bir serbest meslek erbabı, vatandaştan gerekli saygıyı her zaman görür.

    çünkü onun üstünde ona zorla, burnunu sürte sürte iş yapmaya zorlayacak devlet memurları veya zengin , cahil hastane sahipleri yoktur.

    bir doktor için en kıymetli şey serbest meslek erbabı olmaktı geçmişte.

    ama ne olduysa, o güzel, akıllı, efendi doktorlar gitti, yerini maalesef memur, maaşlı köle olmanın doğru ve tek yol olduğuna inanan yeni kuşak doktorlar yetiştirildi.

    burada hemen her doktorun zihninin bir yerine yerleşmiş sol fikirler, veya devletçi muhafazakar fikirler rol oynadı.

    son kırk yılda doktorlar bu devletçi kalıpların, düşünce virüslerinin dışında düşünemez hale geldiler.

    doktorların her şekilde devlete veya büyük hastane tekellerine çalışmalarını adeta mecburi hale getiren yasalar çıkarıldığında, bu yüzden hiçbir doktor ses çıkarmadı.

    tabip odaları açlık grevi yapan siyasi tutukluların haklarını savunmayı, tüm doktorları ya devlete, ya da özel hastane tekellerine çalışmak zorunda bırakan yasaları engellemekten daha önemli saydı.

    çünkü onlara göre doktor memur olmalıydı. kendileri memurdu, babaları memurdu , o halde tüm memur olmayan doktorlar kapitalist sömürünün bir parçasıydı.

    oysa diş hekimliği odaları diş doktorlarının muayenehane sahibi olma haklarını sonuna kadar savundu.

    devlet onlara diş geçiremedi. çünkü onlar doktorlar gibi solcu veya gizli solcu değildi.

    bakın, manavlar odası varsa şayet, şöyle bir durum olsa ne yapardı acaba?

    devlet bir gün çıkıp;

    "ey vatandaş, devletin marketinde domates bedava. carrefourdan satın alırsanız, sadece yüzde 15'ini ödersiniz...

    ama gidip mahallendeki manavdan alırsan, hem tamamını sen cebinden ödersin, ben hem senden hem manavdan vergi alır, bir de manavlara gelir vergisi, stopaj uygularım " deseydi..

    manavlar odası ortalığı yıkardı değil mi? bu serbest manav olmayı bitiren bir uygulama çünkü.

    ama aynısı doktorlara uygulandı son on yılda.

    tabip odalarından tık çıkmadı.

    çünkü onlar sözde neoliberal, emperyalist kapitalist sisteme toptan karşıydı.

    gariban serbest meslek erbabı doktor en kötü insandı.

    serbest piyasa kahrolsundu.

    meslek odaları doktor için bir tarife belirlesindi.

    sonra piyasa şartları falan hak getirsindi. söke söke alınırdı o ücretler herkestendi.

    tabi işçisine üç lira zam yapamayan, şirketini kapatmak zorunda kalan, batan firmalar batsındı. ülke ekonomisi krizde olsa da, bu doktorları bağlamazdı.laf ağızdan bir kere çıkardı. tabipler odasının koca koca kurulları bir maaş belirlediyse, o gökten inmişti.piyasada neydi ki? şartlar neydi ki? zorda kalan firmaya veya firma sahibi arkadaşına düşük ücretle çalışan doktorlar vatan hainiydi. vs vsdi

    ne yazık ki bu mantık olduğu sürece doktorlarımız ne vatandaşla iletişimde, ne aleyhlerine işleyen sağlık politikalarını geri döndürmekte hiçbir zaman başarılı olamayacaklar.

    geçmişin özgür, yalnızca hastasının iyileştirmeyi önemseyen, ondan doğrudan para aldığı için kendini ona karşı sorumlu ve borçlu hisseden, serbest meslek erbabı doktorlarımız bir daha asla geri gelmeyeceği için, doktorlar bir daha asla toplumda muteber bir hale gelemeyecekler.

    çünkü o bakış açısı, 1980li yıllarla birlikte bitti, gitti.

    bunda askeri darbe sonrası tıp fakültesi kontenjanlarının iki misline çıkarılması, mecburi hizmet ve birçok devletçi uygulama ile kent ve varsıl kökenli gençlerin doktorluktan soğutulması, doktorlugun kırsal kökenli insanlarımız için doğrudan bir sosyal dikey geçiş haline gelmesi de rol oynadı. (aç gözlü , görmemis bir doktor kuşak yetişti) .

    ***

    sözün özü: almanya'da bir doktor gider köyde/ kasabada kendi muayenehanesini açar, orada vatandaşa karşı sağlık hizmeti verir. oradaki vatandaşlardan parasını kazanır. serbest meslek erbabıdır. pratisyendir. ama vatandaşın gözünde değerlidir.

    neden? çünkü serbest meslek erbabıdır.

    ve devlet ondan sağlık hizmeti sunduğu için çok az vergi alır.

    ama bizde aynı doktor ya devlet memurudur, ya da özel hastane kölesidir . ve hep yeri değişir, vatandaşla iyi ilişkiler geliştirecek kadar uzun süre kalamaz bir bölgede.

    ve sonunda doktor sevilmez. değer verilmez. çünkü memurdur.

    memurları kimse sevmez.