şükela:  tümü | bugün
  • bir suser gecen dun ders calisiyor imaji yaratmaktayken sunlari yazmistir:
    hicbisey anlamadan kelimeleri icimden okuyabilme kabiliyetim sasirtici! ama bi o kadar da fena..
    su anda babamla birlikte salonda kitap okumaktayiz. benim yarin sosyal psikoloji sinavim var.
    babamin cekirdek yemesi nedeniyle okudugumu anlamiyorum.ama babam sordugunda cekirdek sesinden rahatsiz olmadigimi soyledim. bu durum soyle aciklanabilir:
    cekirdek sesi bana bir nev-i dissal gerekce (external justification) sagladigindan ne "okumama" davranisimi ne de "okumak istiyor olma" tutumumu degistirmeden kendimi icimdeki bilissel celiskiden (cognitive dissonance) kurtariyorum. yani hem okumuyor hem de okuyor olmam gerektigini biliyorum ama cekirdek sesi sayesinde celiski yasamiyorum.
    bunlarin farkindaliginda oldugumu kendime itiraf edince celiski yasamaya basladim, tuh!

    bu suser deli midir? olabilir.. ama anlattiklari sosyal psikolojik deneylerle uyusan seylerdir. cognitive dissonance theory ye gore insanlarin celisen davranislari ve tutumlari varsa bu celiskiyi ortadan kaldirmak icin gerekceye ihtiyaclari da vardir. dissal gerekcenin yoklugundan kisi icsel gerekce yaratir. mesela suser imiz "zaten bu sinavdan ne alirsam aliym ayni not gelicek", "ya ben biliyorum herseyi calismam gerekmiyo ki" gibi bi inanca kapilarak tutumunu degistirebilir ya da davranisini degistirerek calismaya baslayabilirdi.
    yapilan deneylerden biri soyledir:
    festinger ve carlsmith deneklere bir saat boyunca yapicaklari cok sikici bir is verir ve deneyin el-goz koordinasyonuyla ilgili oldugunu soylerler. deneyin sonunda her bir denege bir sonraki denege bu deneyin cok zevkli ve eglenceli oldugunu soylemelerini isterler (bu cumle bir tekeleme degildi) ve bunun karsiliginda 1 ya da 20 dolar verirler. reinforcement theory ye gore daha fazla para alanlarin davranisinin pekismesi beklenirken deneyin sonuclari aksi yondedir. cunku 20 dolar karsiligi bu yalani soyleyenler bu davranislarini paraya baglarlar, yani para external justification olur. ama 1 dolar karsiligi bu yalani soyleyenler bu kadar az para karsiligi yalan soylemis olduklari gerceginin yarattigi celiski nedeniyle kendilerini deneyin aslinda zevkli ve eglenceli olduguna inandirirlar ki bu da internal justification (icsel gerekce) olur.
  • bunun icin ornek bir deney de vardir.

    denekler, deney odasina alinmadan once kisa bir sorguya cekilirler ve her sorguda farkli sekilde davranilir kendilerine karsi.

    ondan sonra deneye girerler. deneklere, "senin gozunun onunde bu cekirgeleri pisirecegim ve yemeni istiyorum. lutfen, bu deney icin yapmalisiniz" denir.

    sonuclar soyledir;

    deney oncesinde kendilerine kotu davranilan kimseler, cekirge yemeyi, kendilerine iyi davrananlara oranlan daha fazla kabul etmislerdir.

    cunku kendilerine giri$te kotu davranilan kimseler, "ulan ben bu cekirge yeme olayi icin mi bu kadar iskence cektim buraya girmeden once" derler ve kendilerini avuturlar ve cekirgeleri yemeyi kabul ederler. cunku kafalarinda birsey yerli yerinde degildir ve bunu yerli yerine sokmaya calisirlar.

    sosyal psikoloji teorisidir, fenomen degildir ayrica.
  • "cognitive dissonance" diye gecer psikoloji literaturunde. bilissel psikoloji ile sosyal psikolojinin gelistirdikleri bir kuramdir. insan beyni, insanin tutumlari ile davranislarinin uyumlu olmasini ister. insanin tutumu, bir nesneyi, olayi sevmesi sevmemesi, begenmesi gibi duygulari kapsarken, davranisi ise insanin eylemini belirtir. simdi ekonomistlerin savundugu gorusun aksine insan rasyonel bir varlik degildir. yani, her eylemini neden sonuc iliskisi icerisinde yapmayabilir. sosyal psikoloji zaten insanin bu cok da rasyonel olmayan eylemlerini inceler. konformite yani uyum, asch deneyleri, zimbardo, milgram deneyleri insanin cok da rasyonel olmadigini gosteren populer orneklerdendir. her neyse, bilissel uyumsuzluk teorisinin ne anlattigini ozetlemeden once iki deney ornegi soyleyeyim.

    1. deneklere cok gereksiz bir is yaptirilir. duvarda 100lerce vida vardir ve denek onlari teker teker vidalamak durumundadir. 1 saat kadar surer bu eylem. sonunda da psikologlar bir deney anketi yaptirirlar. ve denek deneyin bittigini sanar ama deney daha yeni baslamistir. denek salondan cikarken, psikologlar asistan ogrencinin su anda orda olmadigini (o gun hasta oldugunu, ya da simdi yemekte oldugunu) soylerler ve mumkunse bir sonraki denegi iceri cagirmasini ve mumkunse denegin performansini yuksek tutmasi icin "az once ben de deneyden ciktim cok eglenceliydi" demesini isterler. bazi deneklere bunu yapmasi icin $10 verirler bazilarina ise hic para vermezler. denek gider, bir sonraki denege "ah ne guzel ne eglenceli bir deneydi" diye bir yalan soyler ve onu cagirir. kapian cikarken de ona deneyden ne kadar zevk aligina dair gercekten bir anket yaparlar. ve sonuc sasirticidir. bu is icin 10$ alanlar deneyin bok gibi oldugunu, cok sikici oldugunu soylerler. ancak bu isi bedava yapanlar "gercekten de fena degildi, eglendim derler". psikologlarin akli karisir.

    2. uc, berkeley'de ogrenciler polise karsi gosteri yaparlar. gostericiler arasindaki ogrencilerden yaklasik bir 50 kisi toplanir. rastgele secilen bu ogrencilerden "polis neden hakliydi" diye bir makale yazmalari istenir. ogrencilerden bazilarina bu makaleyi yazmalari icin $30 gibi bir para verilir, bir kismina ise hicbisey verilmez. makale yazdiktan sonra da tekrar yaptiklari eylemler hakkindaki gorusleri sorulur. sonuclar sasirticidir. bu is icin $30 alanlar, "ne polisi abi, ogrenci hakli tabiki. polis serefsizlik yapti" derken bu isi bedava yapanlar "ya polis de hakliydi be abi" derler...

    bu iki ornekteki ortak noktalar sunlar. deneklerin davranislari ile tutumlari arasinda bir uyumsuzluk var. denekler ya sikici bir is yapip "hic sikici degildi- cok eglenceliydi" dedirttiriliyorlar ya da polise karsi olumsuz tutumlari varken polisin lehine bir makale yaziyorlar. yani tutumlari ile davranislari farkli. ama ne demstik, beyin bunlarin uyumlu olmasini istiyor. kendi kendine soruyor: "ulan benim tutumun yaptigimin tam tersiydi, ben niye boyle bir sacmalik yaptim ki" diye (tabi insan cok da rasyonel bir varlik degil demistik). iste bu is icin para alanlar bu uyumsuzlugu aciklayabiliyorlar: "ama karsiliginda deli gibi para aldim" diyebiliyorlar ve bu uyumsuzlugu asabiliyorlar. ancak bu isleri yapmak icin bir bahanesi olmayanlarda bu bilissel uyumsuzluk devam ediyor. ve davranisi degistiremedikleri icin tutumlarini degistiriyorlar. yani gercekten sevmedikleri bir isin aslinda cok da kotu olmadigini, ya da polisin hakli oldugunu dusunuyorlar.

    bu devrimsel bir teori aslinda çünkü hayata dair cok onemli dersler veriyor. amatör ruhun neden daha ruhlu oldugunu ama islerin profesyonellesince ve para karsiligi yapilinca neden anlam ve zevk kaybina yaradigini, egitimdeki notlandirma sisteminin eksikligini ve ogrenmedeki odul-ceza sisteminin yanlislarini gosteriyor. kültürler-arasi da pek bir farklilik gostermiyor.

    bilissel uyumsuzluk teorisi genel olarak bu temelde olusurdu. (bkz: bir ukte doldurayim dedim)
  • ornek veriyorum
    mukaddes: ayse nasil oluyorda bir sigara sirketi icin calisiyorsun anlamis degilim. ayse bu korkunc bir sey. yilda kac insan sigara yuzunden oluyor haberin var mi?

    (ayse kac para maas aliyor mukaddes senin haberin var mi?)

    ayse: immm, ummmm hmmmmmmmm. ya mukaddes sende amma yaptin yani. sanki ben sokaga cikip insanlarin agzina sigara tikiyorum. hayret biseyy offff.

    (bu bilissel uyumsuzlukla calisan insanlarin hepsi isi biraksa o sirket nasil donecek, muhasebeye kim bakacak, personeli kim idare edecek, satisin basinda kim duracak ayse, haydi ayse dinle mukaddesi ver istifani)

    mukaddes: haaa dogru aslinda hic o acidan bakmamistim ayse haklisin.

    (oha mukaddes, biraz uzerine gitsene ayse'nin, soyledigin seyin arkasinda dursana biraz, bu ne karaktersizlik)

    ayse: ay dur geyik yapmaktan berivani kaciricaz kumandayi uzatsana mukaddes.
    mukaddes: kendin al ayse ben cay koyup gelicem.
  • sosyal psikolojide bir teoridir. yanlış hatırlamıyorsam heder'indir. bu teoriye göre insanlar zihinlerinde ki herşeyi bir dengeye oturtmaya çalışırlar. eğer bir dengesizlik/çelişki olursa bunda rahatsız olur ve bazı yöntemlerle bunda kurtulmaya çalışırlar.
    mesela ahmet, mehmet'i seviyor ve ahmet yalandan hoşlanmıyor. yani ahmet'in mehmet'e karşı tutumu olumlu, ama yalana karşı olumsuzdur. eger mehmet yalan söylerse mehmet ile yalan arasında olumlu bir işaret olacak ve ahmetin zihninde bu bir dengesizlik yaratacaktır. çünkü sevdiği bir insan sevmediği bir harekette bulunmuştur. bu dengesizliği aşmak için ahmet ya mehmet'e karşı tutumunu değiştirmeli, onu artık sevmemelidir. ya yalana karşı tutumunu değiştirmeli ve bazı yalanların söylenmesinde bir sakınca olmadığını düşünmeye başlamalıdır. ya da mehmet'i ayrıştırıp onun yalan söylemeyen tarafını sevip, söyleyen kısmını sevmemelidir.
    bunun bir ileri aşamasındada eğer ahmet bunlardan hiçbirini yapamaz ise mehmet'in yalan söylediğini redederek bilişsel dengesini kurar.
  • bireylerin inanc, yargı ve eylemlerdeki tutarsızlıklardan kaynaklanan uyumsuzlugu azaltmak için kendi dusunce ve eylemleriyle uyum gosteren enformasyona yonelme egiliminde olduklarini ileri suren kuram.
  • cognitive dissonance teorisinin temeli insanın yaptığı veya düşündüğü bir şeyle çelişmemesi için kendini bilinçsiz bir şekilde o şey doğrultusunda düşünmeye ve davranmaya yöneltmesidir.

    örneğin bize benzer insanları sevmeye kendimizi zorlayabiliriz. sebep de şudur; kendimize benzeyen kişiden hoşlanmazsak kendimizden de hoşlanmamış oluruz bir şekilde ve bu da rahatsız edicidir. bu yüzden kendimizi, bize benzeyen kişiyi sevmeye zorlayabiliriz.,

    böyle değişik mekanizmalar diyorum ve topu erman hocaya atıyorum.
  • leon festinger tarafindan ortaya atilmis sosyal psikoloji teorisi. elliot aronson un social animal adli kitabinda bu konuda nefis bir tanim ve cesitli ornekler mevcuttur.
    (bkz: cognitive dissonance)
  • bi' kere almis bulundugumuz boktan buzdolabimizi anlamsizca iyi bulma halimize verilen isim.