neogramsci

  • 399
  • 0
  • 0
  • 0
  • 14 yıl önce

clientelism

aslinda patronaj iliskisi anlamina gelir. politik bilimde, politikacilarin uzun vadeli politikalar uygulamak yerine, kendisine oy verenleri müsteri gibi görüp müsteri-temelli iliskiler kurmasi, (satin) aldigi oy karsiliginda, kisiye ya da zümrenin yararina bir politika ya da serviste bulunmasi anlamina gelir. dünya'da kurt weyland ve susan stokes, tarihsel-sosylojidede devlet yorumu ile charles tilly bu konunun onde gelen arastirmacilarindandir. boissevain, eisenstadt, lande, kaufman gibi politik bilimcilerin clientelism uzerine degerli calismalari vardir. türkiye'de clientelism konusunu ayse günes ayata calismistir agirlikli olarak. ayni zamanda, fuat keymanin önemli calismalari mevcuttur.

edit: clientelism daha cok ucuncu dunya ulkeleri; agirlikli olarak latin amerika, orta-dogu ve sovyet sonrasi ulkeler icin kullanilmaktadir; ve bu yuzden daha cok hastalikli bir siyasi kultur olarak gosterilmektedir... antropoloji, kulturel calismalar gibi bolumlerde bu yuzden clientelism calismalari yapmaktadirlar... donup bakinca bu calismlara iki onemli soru geliyor insanin aklina: (1) neden boyle bir konu sadece ucuncu dunya ulkelerini baglasin? basbayagi gelismis demokrasilerde de patronaj iliskileri siki sikiya gorulmektedir... ama o zaman bu sosyal-kapital baglaminda incelenmektedir. sorun olarak degil, siyasi mekanizmanin gunluk hayatla olan bagi olarak gorulmektedir? (2) clientelizmi demokrasinin anti-tezi yapan gorusun arkasindaki genel varsayimi nedir? demokrasi dedigimiz rejim zaten dogrudan ya da dolayli musteri temelli bir rejim degil midir?

devamını okuyayım »