şükela:  tümü | bugün
  • istvan örkeny'in kısa öykülerinden oluşan kitabın adı. macarca aslından çeviren sevgi can aysevener
    (bkz: sel yayıncılık)
  • kelebekler için yüzüklerin efendisi gibi birşey olsa gerek
  • sevdiginizin giderken ben donene kadar sen oyalan diye armagan ettigi kitap.hani oykuler bir dakikalikti sevgilim nerdesin...
  • bodrumdaki du$unceler, evde olmak, kendini gercekle$tirme uzerine cesitlemeler ve surucu gibi beni benden alan kisa kisa oykuleri icinde barindiran ho$ kitap.
  • bu kadar kısa öykülerle dolu, bu kadar ince bir kitap olup da böylesine etkili oluşu takdire şayan istvan örkeny eseri. hiç bitmesin istenenen kitaplardan biridir kanımca.. ve bittiğinde unutulmazlığıyla ölümsüzleşir.

    "her birimizin bildiği başkadır bu hayatta ve kimse kimsenin boşluğunu dolduramaz."*
  • aşağıda bir örneğini bulacağınız grotesk kısa öyküler kitabı.

    --- spoiler ---
    diğer mantarlardan hiçbir farkı olmayan bir şişe mantarı(adı sandor hirt g.imiş ama bu neyi değiştirir!..)suya düştü.
    bir süre, tam da beklendiği gibi, suyun yüzeyinde bata çıka yüzdü.ancak sonra tuhaf bir şey oldu. mantar ağır ağır batmaya başladı, dibe vurdu ve bir daha da yukarı çıkmadı.
    bu olayın hiçbir açıklaması yoktur.

    --- spoiler ---
  • yıllar önce hayalet gemi’nin bir sayısında, kendi ölümünün haberini ertesi günün gazetesinden okuyup kamyonuna binen ve haberi okumasından kısa bir süre sonra da kaza yapıp ölen garip bir adamın öyküsünü okumuştum. üstünden on seneden fazla geçmiştir herhalde. ben sudan ucuz olduğu için ballıca adında ziftten hallice bir sigaradan içiyordum. o kadar çok oldu anlayacağınız. adamın gazetede öleceği kazanın haberini okuduktan sonra “vay, pestil olacağız demek…” deyip direksiyona geçişi ve ertesi günün gazetesine haber olacak bir kazanın başrolünü oynaması; ne dersiniz, her hâliyle büyük bir buluş değil mi?

    kısa bir süre için zihnimin tavanarasına kaldırdığım öykü, burdur arastasında kırmızı morris’inin şoför koltuğuna kurulmuş gri kasketli adamı gördüğümde çok uzaklardan tekrar el sallamaya başlamıştı. hayalet gemi dergisi, zaman sayısı, doğu avrupalı yazar, zaman makinesi, kamyon şoförü gibi çeşitli ipuçlarının peşine düşsem de ne derginin söz konusu sayısını, ne de ölüm haberini ceketinin cebine tıkıştıran adamı bulabilmiş, sadece kurguyla gerçek yaşamı sürekli karıştıran iyi niyetli okurların başına gelebilecek türden bir hoş tesadüfle ölüm haberini ertesi günün gazetesinde okuduğunu iddia eden bir kaçığa rast geleceğim fikrine sıkı sıkıya sarılarak arada bir arasta sokaklarını adımlar olmuştum.

    öykü yıllar boyunca zihnimin bir köşesinde beynimi tırmaladı durdu. (benzer bir tırmalamayı sonradan her nasılsa kaybettiğim bir antolojide rastladığım kedilere dair o enfes öykü nedeniyle yaşayacak, calvino’nun marcovaldo’suyla karşılaşınca nihayet huzura kavuşacaktım.) hayalet gemi’nin arşivi bir hayırseverin katkılarıyla dijital olarak sevenlerine sunulduğunda ilk işim tüm sayıları taramak olmuş, kavuşamadığımız her bir sayıyla beraber ümitlerim küllenmişti. bilirsiniz, bir yerden sonra her şeyi kabullenip hayatınıza kaldığınız yerden devam etmeniz gerekir. ben de öyle yapmış ve alternatif evrenler pek de umrunda olmayan o kamyon şoförüyle temelli vedalaşmıştım. ta ki imre kertesz, dibor dery ile başlayan macar edebiyatı merakım beni istvan örkeny’nin “bir dakikalık öyküler”’ine ulaştırana kadar.

    ve işte, yıllarca süren arayışın ardından ben artık umudumu tamamen kesmişken, örkeny’nin “sürücü”’sü, jozsef pereszlenyi, co 75-14 plakalı wartburg marka aracıyla tozu dumana katarak penceremin önünden geçti, az sonra bir büfenin önünde durdu, kendi ölümünü yazan yarının gazetesini aldı, haberi büyük bir tevekküle okudu ve az sonra da benim sokağımın birkaç kilometre ötesinde elim bir trafik kazasına kurban gitti.

    örkeny’nin eksantrik kahramanları elbette jozsef pereszlenyi ile sınırlı kalmıyor. yanından fark etmeden geçip gittiğimiz hemen her şey onun öykülerinde birer kahramana dönüşebiliyor. bir su birikintisi, ısrarcı bir baskı hatası, küskün bir lale, hiçlikten gelip o lanet hiçliğe döneceğimizin farkında olan bilge bir kapıcı, örkeny’nin günleri ve insanları ince ayarda damıtan üslubu ve sözünü ettikleri (ya da satır aralarına gizleyip hinliğine söz etmedikleri) arasında parıldıyor. benim gibi uçurtmaların nefesini kesse de, bu bir dakikalık enfes öyküler her şeyi duymak isteyenler için gereğinden fazla boşluklu ya da gerçek dışı gelebilir. ancak bilinir ki, yalnızca gerçek öyküler dikkate değer değildir. gerçek olmayanın nasıl aktarıldığı da çok önemlidir.

    https://goo.gl/7nyqpb
  • * istvan örkeny kitabı.
    macar edebiyatından keyifli bir okuma deneyimi:) bazıları dakikadan da kısa sürede okunabilecek güzel ve sıra dışı öyküler... özellikle birkaç tanesini çok beğendim.

    * kitap çantaya atıp herhangi bir yerde sıranızı beklerken ya da sohbet arasındaki kısacık molalarda bile göz gezdirebileceğiniz tarzda...

    * bir dakikalık öyküler, fransızca çokanlamlı minimythes adıyla, 1969'da paris'te kara mizah büyük ödülü'nü kazanmış.

    kitaptan...

    --- spoiler ---

    * meslek onuru taş gibi adamım ben. kendime hakim olmayı bilirim. yılların deneyimi, yeteneğimin takdir edilmesi, bütün geleceğim risk altındaydı; yine de hiç belli etmedim.
    'ben bir hayvan sanatçıyım,' dedim.
    'ne yaparsın yani?' diye sordu müdür.
    'kuş sesi çıkarırım.'
    'üzgünüm, ama bunun modası çoktan geçti!' dedi eliyle işaret ederek.
    'modası mı geçti? nasıl olur? bir kumrunun ötüşü; bir serçenin, bıldırcının, bülbülün şakıması; martının çığlığı, tarlakuşunun ezgileri?'
    'banal,' dedi müdür dudak bükerek.
    bu beni çok yaraladı ama hissettirmedim.
    peki o zaman,' dedim nazikçe. arkamı döndüm, açık pencereden uçup gittim.

    --- spoiler ---