şükela:  tümü | bugün
  • bazen neden yaşıyoruz ölsek ne farkeder ki gibi düşüncelere sürükleyen gerçek.
  • gunu yasa lafı bu fikir sayesinde ortaya cıkmıstır. birgun mutlaka oleceksin, o yuzden yasadıgın gunlerin tadını cıkar.
  • gercekci* olmaktir. hayattan optimal performans almaya yol acar. lakin, her seyin bir sonu oldugunun bilinci insana sahane bir carpe diem yaklasimi sunmaktadir. hem zaten ne demisler, "hic olmeyecekmiscesine calis yarin olecekmiscesine yasa". evet efendim, hayat budur.

    (bkz: olayi cozmek)
    (bkz: hayatin anlami)
    bonus olarak da (bkz: hayatin anlamini sozlukte aramak)
  • life or something like it filmini izlerken bu guzide ve bir o kadar karanlik gece, geldi aklima kisinin olecegi gunu bilerek yasamasi. yasamak denebilir mi onu da sorgulamak lazim esasinda; kimse bilemez gibi geliyor nasil olacagini ve ne zaman olecegini. lakin, yine de bu tarz cok bilinmeyenli denklemleri sorgularken basvurulan cok klasik bir yonteme basvurmakta ve "eger ki bundan 3 hafta sonra olecegimi bilsem..." tadinda bir yaklasimla konu ustunde biraz kafa yormakta faide gormekteyim.

    insan gelecege bakarak, hayaller kurarak, yapacaklarini dusunerek yasar; ya da buyuk cogunlugun oyle yaptigini varsaymaktayim. aksi takdirde sanmiyorum ki ortalikta bu denli hirsli, bu denli "amacli" ademevladi bulunsun. hadisenin kokenine inmeden once bir varsayim daha yapmakta fayda gormekteyim esasinda: insan hic olmeyecekmiscesine yasamayi sever. bu demek degildir ki kisi olumu bilmezden gelmekte, kabullenmemektedir. aksine, kisi bir gun olecegini bilerek yasamakta oldugu icin her gunu o gun olecekmiscesine yasamak istemektedir. birileri vakt-i zamaninda carpe diem demislerdi galiba bu yaklasima...

    her neyse... bu varsayimlardan yola cikarak dusunuyorum: "evet, bir gun olecegim; bunun bilincindeyim. hatta michayorphine bu konuda bir yorum yapacak olsa 'hayat bombok ve hepimiz olecegiz' derdi yuksek ihtimal. lakin, eger ki hangi gun, hangi saatte olecegimi bilsem ne yapardim; dahasi, ne yapabilirdim?"

    her gunu o gun olecekmiscesine yasayabilir miydim acaba, o gun olmeyecegimi, bunun yerine o gunden tam tamina 3 hafta sonra olecegimi kesin olarak bilsem? gelecege umutla bakmaktan falan bahsetmiyorum; ancak "hayal kurmak hiyarliktir" da demiyorum. sadece, "yarin olecegimin" kesin olmamasinin, belirsizliginin getirdigi bir rahatlik, bir haz var hayatimda... belli bir yere kadar "bir heyecan" hatta. "yarin ne olacak?" sorusuna verilebilecek tek gercekci cevabin "bilmiyorum" oldugunu bilmenin getirdigi bir metanet var.

    eger ki bu rahatlik, bu heyecan elimden alinsa olabilecekleri ne yazik ki aklim almiyor. insan dogasinda yer etmis olan "varolabilme" cabasina girmem muhtemel ama. onumde, benim icin cizilmis olan, "kader" isimli, yapimi yarim birakilmis*, sonu ucurum olan bu yoldan elimden geldigince cikmaya, baska bir yola, daha uzun surebilecek bir yola gecmeye calisirim herhalde. ancak bundan sonrasini ne hayal edebiliyorum, ne tahmin. 21 gun sonra olum denilen bir bilinmeyenle karsilasacagimin kesinligi, ölümün degil, olecegim zamanin kesinligi korkutuyor beni...

    boyle bir durumda aklima yapilabilecek iki sey geliyor, olacaklari engellemeye calismanin disinda. ya, "bir gun olecegim gercegine yeni bir boyut eklendi" deyip hayatimi simdiye kadar yasadigim gibi yasamaya, her gunden zevk almaya bakmak, ya da "olecegim gun bile belli olmus, ne gerek var bu dakikadan sonra kasmaya, kasilmaya" deyip her seyi boslamak, ve belirlenen tarihten 21 gun daha once olmek... iste burada da hayata bakis acisi giriyor devreye. optimizm ve pesimizmin ayni sona iki farkli yaklasimi... gerci, "su gun oleceksin" haberini alan bir optimist dahi ne denli iyimser yaklasabilir o kalan gunlerine orasi da tartisilir ya...

    bu kadar yazdim ettim, su noktaya vardim: boyle bir bilgiden, olecegim zamanin hangi gun oldugundan bihaber yasamak istiyorum, olecegim gune degin...

    kafanizi sisirdiysem affola.
  • bu konu bir paragraflada olsa semerkand adli kitaptada * islenmistir...
  • alf'de vardı böyle bi durum, ölmeden bi hafta önce kredi kartını falan iptal ettiriyomuşun, suyunu kestiriyomuşun vs.
  • bu gerçek gelince aklıma yazasım gelmiyor entry. gidesim gelmiyor işe. yiyesim gelmiyor yemek. ama yine de...

    iki parantez arası macera. ölecez anasını satayım. var mı daha ötesi? bunun için şarkı yapsın mor ve ötesi. (bu çok ciddi bi konu. gevşemek için böyle kötü espriler yapmama lütfen izin veriniz!)

    20 yaşımda beni reddeden sütun bacaklı bayan. askerdeyken beni terkeden minyon kaltak. beni işe almayan çok bilmiş patronlar. kitapları yayınlanmış başarısız yazarlar. şanslı ve yeteneksiz köşe yazarları. ehehee, ayrıcalığınız mı var lan?! bir gün hepimiz nasıl olsa aynı yerde buluşacaz. selam yollarım size. bi güzel konuşlandığım hiçlik kabinimden..

    saygıdeğer bir ceset mi olacaksınız? onun için mi bunca çaba? hedonist mi olalım yani?! zavallıyız zavallı. en şanslımız kenny mccormick. o da bir çizgi film kahramanı. o her bölümde dirilir. acırız ona, güleriz. ama asıl acınacak ve gülünecek olan bizleriz. dirilme şansımız yok.

    sevişelim dört nala. tamam cemal* amca. iyisin hoşsun da... yoksuluz ve gecelerimiz elbette çok kısa.. ama...

    seviştik diyelim. kovduk ecelin bıraktığı onca işareti. saldık içimizdeki kırmızı yorgunu haz boğasını. seksten alınan zevk daha da bağlayacak beni bu dünyaya. görünmez halatlarla. o zaman daha da üzüleceğim öleceğime. yalan! o da yalan!!

    fotoğrafları kovunuz başınızdan. takvimleri atınız. ama öyle ya da böyle, saat tiktakleri öter başımızda. cahit sıtkı sırıtır kitapçı raflarında. saçlar dökülür, penis büzülür, sen 14 yaşındayken doğan komşu kızının göğüsleri dirilir... ergen çocukların çüküne kan yürür... sen kaldırımlarda sekmeye başlarken... zaman acımasız bir kara alaycıdır değil mi çetin altan? sektirmez hiç bir finiş randevusunu.

    nişantaşı kadınları, kız kulesi manzarası, türkiyeye gelemeyen jim jarmusch filmleri olanca uzaklığıyla daha da zorlaştırır işimi. oysa nur çintay a yazı yazar. kolayca okursun. sinan çetinfilm yapar. gözünün içine sokulur. hayatına sıçarlar bunlar. ölüme giden yollar nasıl da kısa.. nasıl da korkunç. lütfen en azından bu isimlere dikkat ediniz!

    11 eylül çok iyi oldu. şahları da vurabiliyorlar demek ki. ne büyük adamsın sen ferhan şensoy? sen de öleceksen.. inanırım herkesin ölümüne.. hepimiz öleceğiz. deccal selam söyler size. azrail inmiş karayollarına, namlu uçlarına, urgan uçlarına. kaderi takmış koluna. kaza, cinayet, intihar.. ölümü montonluktan sıyırır.

    bunları yazarak mı ölümden kurtulunur?

    ben gidip cahit sıtkı okuyacam anasını satayım.
    söksün bari çivi çiviyi... söksün de çaksın tabuta..