abuksabukprenses

  • 364
  • 5
  • 2
  • 0
  • evvelsi gün

çekim yasası

[bakınız çekim yasası]

denemekten zarar gelmez dediğim yasadır. vahdet ve dua gerçeğinin aslından haberdar olanların ilgisini çekeceğine eminim.

“sır” gömüldü.
“sır” istendi.
“sır” ortadan kaldırıldı.
“sır” topluma hiç açıklanmadı.

bütün o insanların bunu bildiğine inanamadım. tarihteki en büyük insanlardı onlar. tek istediğim bu “sır”rı dünyayla paylaşmak. bu “sır”rı bilen, yaşayan insanları araştırmaya başladım. birer birer ortaya çıktılar.

eğer onun ne olduğunu biliyorsanız. “sır” size her istediğinizi verir. mutluluk, sağlık, servet. bob proctor (filozof)

ne isterseniz yapabilir ya da sahip olabilirsiniz. dr. joe vitale (metafizikçi)

neyi seçersek ona sahip olabiliriz, seçimimiz ne kadar büyük olursa olsun. john assaraf (iş adamı)

nasıl bir evde yaşamak istersiniz?
milyoner olmak ister misiniz?
nasıl bir iş sahibi olmak istersiniz?
daha başarılı olmak ister misiniz?
gerçekten ne istiyorsunuz?

insanların hayatında gerçekleşen birçok mucize gördüm. dr. michael beckwith (spiritüel öğretmen)

finansal mucizeler, ruh ve beden sağlığı ya da insan ilişkileri ile ilgili mucizeler. bütün bunlar “sır”rın nasıl uygulanacağını bilmekle ilgili. bu, hayatın büyük “sır”rıdır.

sır

olmuşların, olanların ve tüm olacakların cevabı, “sır”dır. ralph waldo emerson (1803-1882)

muhtemelen “sır”rın ne olduğunu merak ediyorsunuz. size nasıl anladığımı söyleyeceğim hepimiz tek bir sonsuz güçle çalışıyoruz. hepimiz aynı şekilde yolumuzu buluyoruz. evrenin doğası o kadar kesin ki hiç zorlanmadan uzay gemileri yapıyor, aya insan gönderiyor, iniş anını saniyelik bir farkla bilebiliyoruz. sizin bir hintli olmanız ya da avustralya’da veya yeni zelanda’da, stockholm veya londra’da, veya toronto, veya montreal, veya new york’ta olmanız sorun değil! hepimiz tek bir güçle çalışıyoruz, tek yasa: çekim yasası.

sır: çekim yasası’dır.

başınıza gelen herşeyi, siz hayatınıza çekiyorsunuz ve hepsi zihninizde tuttuğunuz suretlerden dolayı size geliyor. ve bu düşüncelerinizdir. ne düşünürseniz, onu kendinize çekersiniz. eskinin bilge insanları bunu bilirlerdi, mesela babilliler, bunu hep bilirlerdi. ama bilenler toplumun küçük “seçkin” bir kısmıydı. sizce neden dünya nüfusunun % 1'i, dünyadaki toplam maddi gelirin % 96'sını kazanıyor?

tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz?

hayır değil! düzen böyledir, onlar birşeyleri anlamışlardır. onlar “sır”rı biliyorlar. şimdi siz de “sır”ra ulaşıyorsunuz. çekim yasasını en basit bakış şekliyle anlatmaya çalışayım: kendimi bir mıknatıs gibi düşünürsem, biliriz ki mıknatısın bir çekim gücü vardır, çekim yasası da “benzerler birbirini çeker” der. burada bir düşünce düzeyinden bahsediyoruz. bizim işimiz insanlara istedikleri şeyi, düşünmeyi öğretmek, istediğimiz şeyi zihnimizde netleştirmek ve bu noktadan sonra evrenin en güçlü yasası işlemeye başlar; çekim yasası. en çok neyi düşünürseniz, onu kendinize çekersiniz ve o hale gelirsiniz. eğer burada görebiliyorsanız, burada tutacaksınız.

bu prensip 3 basit kelimeyle açıklanabilir: mike dooley (yazar) düşünceler nesnelere dönüşür!

birçok kişi şunu anlamaz ki düşüncenin bir frekansı vardır. her düşüncenin bir frekansı vardır. bir düşünceyi ölçebiliriz. bir düşünceyi tekrar tekrar düşünürseniz ya da sürekli hayalini kurarsanız: istediginiz yeni arabayı almayı, ihtiyacınız olan parayı bulmayı, veya ruh eşinizi bulmayı bunların hayalini kurarsanız; o düşünceyle ilgili frekansı uygun bir temele yerleştirirsiniz. düşünceler etrafa manyetik bir sinyal yayarlar ve bu sinyaller tekrar size dönerler. bolluk içinde yaşadığınızı düşünün, kendinize çekeceksiniz. bu her zaman, herkes için işe yarar.

sorun şu ki: çoğu insan istemedikleri şeyi düşünür! ve başlarına olumsuzlukların niye tekrar tekrar geldiğini merak eder. çekim yasası sizin birşeyi iyi ya da kötü algılamanızla veya olmasını isteyip istememenizle ilgilenmez! sadece düşüncelerinize cevap verir. eğer öylece oturup, birşeylere bakıp kendinizi berbat hissediyorsanız, evrene yolladığınız sinyal budur: “kendimi berbat hissediyorum.”kendinize bu cümleyi tasdiklersiniz, bunu benliğinizin tüm katmanlarında hissedersiniz, ve bu size fazlasıyla geri döner. istediğiniz birşeylere bakıp “evet bu!” dediğinizde, bir düşünceyi harekete geçirirsiniz. çekim yasası da bu düşünceye cevap verir ve uygun şeyleri size getirir. istemediğiniz birşeye baktığınızda ve ona “hayır!” diye bağırdığınızda onu uzaklaştırmaz, aksine onunla ilgili düşünceyi harekete geçirirsiniz ve bu defa çekim yasası o düşünceyle ilgili şeyleri önünüze sıralar. evren çekim yasasını temel alıyor

herşey çekim yasası ile ilgili çekim yasası her zaman işliyor inanın, inanmayın, anlayın ya da anlamayın, her zaman işler. geçmişi, bu anı, veya geleceği düşünüyor olabilirsiniz. bunu ister imgeleyerek, ister anılara giderek veya tefekküre dalarak yapın, her şekilde o düşünceyi harekete geçirirsiniz ve evrenin en güçlü yasası olan çekim yasası, bu düşüncenize cevap verir. yaratım her an devam ediyor. her anın kendi düşüncesi ya da sürekli bir kuantsal düşünce şekli vardır. bunlar, sürekli yaratım sürecindedirler, yarattıkça da sonuçları ortaya çıkar. çekim yasası: “neyi düşünür ya da odaklanırsan onu alırsın” der. ondan yakınıyor olman, yakındığını sana daha çok yaklaştırır.

robert adında bir öğrencim vardı. bill harris (terapist) robert eşcinseldi. benden online ders alıyordu ve e-mail yoluyla haberleşirdik. hayatındaki acımasızlıkları yazardı o maillerde. işyerinde herkes onunla uğraşıyordu. her zaman ona ne kadar kötü davrandıklarından yakınıyordu. sokakta yürürken her köşeden onunla uğraşan ve onu incitmek isteyen homofobik insanlar çıkardı! stand-up komedyeni olmak istiyordu ama sahneye her çıkışında birileri, onunla, eşcinsel olduğu için uğraşıyordu. tüm hayatı mutsuz ve umutsuzdu ve tüm düşüncesi eşcinsel olduğu için saldırıldığı idi. ona olmasını istemediği şeye odaklandığını söyledim. bana gönderdiğin maillere bak, hep istemediğin şeylerden bahsediyorsun. (hep zorbalığa uğruyorum, işimden nefret ediyorum.) bir şeye bu kadar çok odaklanırsan, çok daha hızlı meydana gelir. sonra gerçekten ne istediğine odaklanmaya başladı ve gerçekten de odaklandı. sonraki 68 haftada olanlar gerçekten mucizeydi. işyerinde onunla uğraşanların hepsi ya işi bıraktı, ya başka bölüme alındı, ya da onunla uğraşmaktan vazgeçti ve o, işini sevmeye başladı. sokakta onunla uğraşan insanlar da artık yoktu. komedi gosterilerinde de kimse onunla uğraşmıyordu. tüm hayatı değişti, çünkü olmasını istemediği, korktuğu şeylere odaklanmak yerine; olmasını istediklerine odaklandı.

çok pozitif bir bakışımız olabilir ve pozitif kişi, olay ya da durumları kendimize çekeriz veya negatif yönelimli ve kızgın olabiliriz, bu durumda da olumsuz kişi ya da koşulları kendimize çekeriz.

bilinçli veya bilinçsiz aklınızda tuttuğunuz; sizi (olumsuz) etkileyen düşüncelerden kurtulun!

asıl zorluk budur

devamını okuyayım »
03.07.2014 05:12