aufhebung

  • anadolu çocuğu (327)
  • 559
  • 0
  • 0
  • 0
  • 6 yıl önce

judith butler

yas üzerine nefis bir pasajında şöyle diyor:

“when we lose certain people, or when we are dispossessed from a place, or a community, we may simply feel that we are undergoing something temporary, that mourning will be over and some restoration of prior order will be achieved. but, instead, when we undergo what we do undergo, is something about who we are revealed, something that delineates the ties we have to others, that shows us that these ties constitute what we are, ties or bonds that compose us? it is not as if an “i” exists independently over here and then simply loses a “you” over there, especially if the attachment to “you” is part of what composes who “i” am. if i lose you, under these conditions, then i not only mourn the loss, but i become inscrutable to myself. who “am” i, without you? when we lose some of these ties by which we are constituted, we do not know who we are or what to do. on one level, i think i have lost “you” only to discover that “i” have gone missing as well. at another level, perhaps what i have lost “in” you, that for which i have no ready vocabulary, is a relationality that is neither merely myself nor you, but the tie by which those terms are differentiated and related.”
judith butler, “violence, mourning, politics”, precarious life: the powers of mourning and violence, london: verso, 2004, s. 22.

türkçesi:

“kimi insanları kaybettiğimizde veya bir mekândan ya da bir cemaatten yoksun kaldığımızda basitçe katlandığımız şeyin geçici olduğunu, yasın biteceğini ve önceki düzenin bir şekilde yeniden kurulacağını düşünebiliriz. ama belki de, katlandığımız şeye katlandığımızda kim olduğumuza dair bir şey ortaya çıkar, başkalarıyla bağlarımızın hatlarını çizen, bizi oluşturanın o bağlar olduğunu bize gösteren, bizi meydana getiren bağları ya da ilişkileri bize gösteren bir şey. burada bağımsızca varolan bir “ben” varmış da sonra basitçe oradaki “sen”i kaybetmiş değildir, özellikle de “sana” olan bağlılığım beni “ben” yapanın bir parçasıysa. bu koşullarda seni kaybedersem, kaybımın yasını tutmanın yanı sıra kendime karşı anlaşılmaz oluveririrm. sensiz ben kimim? bizi oluşturan bağların bazılarını kaybettiğimizde kim olduğumuzu ya da ne yapacağımızı bilemeyiz. bir düzeyde “sen”i kaybettiğimi düşünürken beklenmedik bir şekilde “ben”im de kaybolduğumu keşfederim. bir başka düzeyde, belki de “sende” kaybettiğim, hakkında hali hazırda kelime dağarcığımda olmayan şey, münhasıran ne benden ne de senden oluşan, ama bu terimleri farklılaştıran ve ilişkilendiren bağ olarak kavranması gereken ilişkiselliktir.”
judith butler, “şiddet, yas, siyaset”, kırılgan hayat: yasın ve şiddetin gücü, çev. başak ertür, istanbul: metis 2005, s. 37-38.

devamını okuyayım »