bizans

  • 4231
  • 1
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

sapir-whorf hipotezi

"bir dilbilimci olan edward sapir ve aslen bir yangın sigorta memuru amatör dilbilimci benjamin lee whorf dil formunun düşünce süreçlerinin yapısında belirleyici olduğunu, belleğimizi ve dünyayı algılama biçimimizi önemli ölçüde etkilediği tezini, sapir- whorf hipotezini (1956) öne sürer. miller and mcneill(1969) bu hipotezi üç farklı derecede sunar. birincisi dil düşünceyi kesin olarak belirler.ikincisi, dilin yaptığı bu denli keskin biçimde düşünceyi belirlemekten çok, algıları etkilemesidir. üçüncüsü ise dilin ancak dil kodlu işlerde belirleyici olduğudur.bu üçüncüsü oldukça tartışmalıdır çünkü dilin yeniden tanımlanması gereğini ortaya koyar.

dilin düşünceyi belirlemesi bağlamında öne sürülen ilk kanıtlar antropolojik kanıtlardır. whorf, amerikan yerli dillerini (hopi, nootka, apache ve aztec) inceler. orneğin hopi dilinde zamanı belirten bir kelime ya da bir gramatik yapı mevcut değildir. whorf, bundan destek alarak hopi dilini konuşan bir insanın zaman algısının, zamanı gramatik yapıda ifade eden bir dili konuşan insanın zamanı algısından farklı olduğunu düşünür. sosyo-dilbilim alanında yapılan daha sonraki çalışmalarda, whorf'un verileri güvenilirlik ve geçerlilik konusunda sorgulanır ve lenneberg ve roberts (1956), whorf'un yaklaşımına dairesel bir nitelik taşıması nedeniyle eleştiri getirir. yani dil farklı olduğu için düşünce farklıdır ve bu düşüncedeki farklılık, dönüşümlü olarak dildeki farklılığı doğurur. bu nedenle lenneberg ve roberts bir sebep sonuç ilişkisi için, düşünce örgüsünün bağımsız bir şekilde ölçülebilmesi gerekliliğini ortaya koyar.

whorf - sapir teorisini destekleyen bir diğer konu da dillerdeki kelime sayısı ve çeşit-liliği/sizliği olmuştur. bazı kültürlerin bir kavramı ifadede kullandıkları tek bir kelime iken, bazı kültürlerde bu 8, 10 kelimeye kadar çıkabilmiştir. örneğin filipin dilinde 'pilav'a karşılık gelen 13 kelime vardır; eskimo dilinde 'kar'a karşılık gelen 4 kelime vardır, vs. ilk bakışta doğrulanabilir gibi görünse de sonraları bu gözlemlerin güvenilirliği sosyo-dilbilimceler tarafından çok tartışılmış, geçerliliği desteklenememiştir. yine bir grup araştırmacı (carroll ve cassangrande, 1958) ingilizce ve navaho dillerindeki gramer farklılığından yola çıkarak navaho dilinde tutma eylemini ifade eden fiillerin, tutulan objenin şekline ve sertliğine göre takı alarak değiştiğini (örneğin tutulan obje bir ip mi, bir taş mı) ve bu sebeple navaho dilini konuşan yerlilerin, ingilizce konuşanlarla karşılaştırıldığında objenin niteliklerine daha fazla dikkat ettiklerini öne sürer."

yazının tümü için emel altınkaya ergül'ün yazısı : http://araf.net/dergi/sayi22/s22_e_a_ergul.shtml

edit: internet'in ne kadar kaypak bir mecra olduğu yukarıdaki linkin artık çalışmamasından belli. gün geçmiyor ki daha önce okuduğum bir yazıyı yeniden aradığımda sitenin tarihe karıştığını öğrenip bozuluyorum. ne yazık ki elimizde metnin sadece yukarıya kopyaladığım kısmı bulunmaktadır.

edit 2: ekşi arkadaşlardan biri uyardı, araf dergisi başka bir isimle dirilmiş ve bu şahane yazının da bir örneği http://www.kirkiki.net/…rticledetail.aspx?artid=216 adresinde bulunmakta imiş, duyuruyorum. 25.07.2009 14:36

edit 3: yazı mazı yok, uçup gitmiş her şey. internet işte böyle, suya yazıyoruz.

edit 4: meraklı insanların nesli tükenmemiş, @retroseksuel arkadaşımız makaleyi web.archive.org üzerinde görmüş, şöyle: https://web.archive.org/…sayi22/s22_e_a_ergul.shtml

devamını okuyayım »
05.05.2002 19:55