dilmen anadolu çocuğu (313)

  • 2482
  • 19
  • 7
  • 0
  • dün

özgür suriye ordusu

hatay'in bu sürüler tarafindan isgali üstüne aydinlatici bir makale:

"her işgal, işgal edilen yere beraberinde bir dizi sorun getirir. yerel halk itilir kakılır. gözdağı verilir. işgalci esnaftan aldığının parasını ödemez. sokaklarda buralar benim edasında dolaşır. gelene geçene omuz atar. şehre inmiş haydutlar gibidir işgalciler. kural falan tanımazlar. işgal ettikleri yerin halkına saygı durmak bir yana, sürekli rahatsız ederler.

bütün bu efelenmelere, afraya tafraya, elindeki belindeki silaha karşın kendini güvende de hissetmez işgalci. etrafına güvenlik duvarları örer. ortalıkta dolaşmadığı anlarda o duvarlar ardına çekilir.

bağdat’ı düşünün, işgalci etrafı metrelerce yükseklikte duvarlarla çevrili kamplar kurmuştur kendisi için. o duvarlar ardında dinlenir, eğlenir, operasyonlarını planlar…

dışişleri bakanı davutoğlu, dün islam işbirliği teşkilatı (iit) bağımsız daimi insan hakları komisyonu toplantısının açılışının ardından gündemdeki en önemli konuya değinirken sözlerine suriyeli sığınmacıların “misafir edildiği” illerimizin halkına teşekkürle başladı. türkiye’nin geleneksel yardımseverliğini kanıtladıkları, devlet politikasına uygun bir konukseverlik sergileyerek gelenlere kucak açtıkları için.

o teşekkür herhalde en çok hataylılaraydı. o hataylılar ki sokaklarında dolaşmaya başlayan “sakallılar”dan tedirgin. otelleri boş, ticaret durmuş. restoranlarda yemek yiyip para ödemeyen, dolmuşlara bedava binen sinan, 15-20 kişi bir evde kalan, “sen alevi misin?” diye kendilerini sorgulayan “misafirler”den yaka silkiyorlar.

o hataylılar ki, köylerinde nöbet tutmaya başlamışlar. huzursuz köylerde çocuklar , “artık su içmeye ya da tuvalete kendi başlarına gitmiyorlar. ‘suriyeliler orada olabilir’ diyorlar.” daha önce sürekli açık olan kapılar, artık üst kattaki komşuya giderken bile kapatılıyor!

bunları bir yana not edelim. ama daha önemlisi, davutoğlu’nun “mülteci hukukuna uygun” dediği apaydın kampı uygulamasıdır. şu suriye ordusundan ayrılıp muhaliflere katılan askerlerin kaldığı kamp. suriyeli bir sorumlusunun, içinde silahlı adamların olduğu söylenen kamp. chp milletvekillerinin giremediği, valilik ve afad tarafından “çok özel, kimse giremez, milletvekilleri dahil” diye nitelenen kamp… chp liderinin hükümete “o kampta kimleri eğitiyorsunuz? müslüman kanı dökülsün diye adam mı yetiştiriyorsunuz?” diye sorduğu kamp…

dışişleri bakanı, milletvekillerinin kampa sokulmayışını kamptakilerin “güvenlik ihtiyacı” ile açıkladı. türkiye cumhuriyeti hükümeti, kendi toprakları içindeki bir kampta konuk ettikleri suriyelileri kendi milletvekillerinden koruyor! inanılır gibi değil!

hataylıların yaşadıkları ile milletvekillerinin ülke sınırları içindeki bir “sığınmacı kampı”ndan, “asla giremezsiniz” diye, uzaklaştırılmasını yan yana koyun. manzara işgale uğramış topraklarda yaşanabileceklere çok benzer bir manzaradır. washington’daki “think tank”ler gaziantep’te; hatay’da bomba patlatarak türkiye’nin suriye’yi işgal etmesi senaryoları yazıp oynarken, suriye hatay’ı “işgal” etti bile! bakalım o “işgal” şimdi nerelere ne kadar yayılacak?

bu memleket sınırları içinde bir kamp var ve milletvekilleri giremiyor! yarın o kampta neler olduğunu da bir yabancı gazeteden okursak şaşmam.

incirlik’te suriyelilerin eğitildiğini, suriye sınırımızdan silahlı grupların girip çıktığını, suriyeli muhaliflere ileride ülkeyi kontrol edebilmeleri ve liderlik yapabilmeleri için istanbul’da ingiliz danışmanlarca eğitim verildiğini yabancı gazetelerden öğrendiğimiz gibi…

ne yazık ki, bırakın suriye’yi, uludere’de neler olduğunu gerçek yönleri ve bütün boyutları ile bulup çıkaracak bir gazeteciliğimiz yok bizim. gaziantep’te patlayan bombaya hemen herkes isyan ederken, protesto için sokaklara çıkan insanlarımız yok bizim.

neden böyle olduğunu, “basın abd’den daha özgür” diyen, sokağa çıkan her vatandaşını gazlayıp coplayan iktidarın kendisine sorması gerek.

bir de hatay’a bakıp, oradaki “işgal” görüntülerini görmesi gerek!"

birgün gazetesi / l. doğan tiliç

devamını okuyayım »