edved

  • 2547
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

sami hyypia

fight club'ta nefis bir final cümlesidir ya, "hayatımın tuhaf bir dönemine denk geldin" diye, sami de liverpool'un enteresan bir zamanına geldi.

ilk geldiğinde, 1999'da bir aşama kaydetmeye çalışıyordu liverpool. mark wright'lar, steve staunton'lar, neil ruddock'lar, phil babb'lar dönemi kapanıyordu kulüpte. bir tek liverpool'da değil, britanyalı defans oyuncuları bosman kuralı sayesinde ada'ya doluşan yabancı oyunculara yerlerini kaptırmaya başlıyordu. premier lig'in değişme süreciydi bu bir anlamda. ortodoks sistemler yerini yeni anlayışlara bırakıyor, ingiltere kendi içine kapalı bir ada olmaktan, avrupa'ya önce entegre olacak, sonra da üstünlük kuracak bir merkez olmaya başlayacaktı.

eğer sadece savunma penceresinden bakarsak, manchester united bu aşamayı yapmıştı, henning berg vardı artık ronny johnsen de, sözgelimi gary pallister yoktu, ilerleyen dönemde jaap stam gelecekti (ki savunma, savunma diye kıvranan liverpool'un almasını çok istediğim bir adamdı hollandalı, bir gün futbol mundial'de "liverpool hep sevdiğim bir takımdır, orada oynamayı çok isterim" dedikten birkaç ay sonra fergie'nin yanında kırmızının daha çirkin bir tonundaki formayla görünce yaşadığım hayalkırıklığı inanılmazdı). chelsea'de de marcel desailly vardı mesela. liverpool biraz gelenekçi bir kulüp olması dolayısıyla bu aşamayı geç yaptı. sami hyypia'nın merseyside'a getirilmesi bu adımın geç de olsa atılmasıdır. stephane henchoz ve markus babbel gibilerle ilerleyecek olan bir akımın başlangıcıdır kulüpte.

tesadüf değildir bu finlinin kulübün kapısından girmesinden sonra 90'ların karanlığının anfield road üzerinden çekilmeye başlaması. tek başına değildir tabii ki, ama güzel bir parçasıdır liverpool'un eskiye dönüş harekatının. gelmesinden iki yıl sonra uefa kupasının da arada olduğu beş kupalı delice bir sene geçirilmesi de bunun göstergesidir. rakiplerine karşı daha sağlam duran bir liverpool'un simgelerindendir sami, 1.90'lık boyu, en hızlı, en teknik ve en büyük golcülerin karşısında bile geri adım atmayan karakteriyle. 2005 şampiyonlar ligi finali'ne giden yolda ve atatürk olimpiyat stadı'nda da onun bu karakterinin emareleri vardı, tüm kırmızılılarda.

çok isterdim bir sene daha oynayıp futbolu liverpool'da bıraksın. ya da çok isterdim kazanamadığı tek kupayı da kaldırıp öyle gitsin. olmadı. ama koca bir on yılda, liverpool'un "uyuyan dev" klasmanından dört-beş seviye daha çıkıp ait olduğu yer olan, kıtanın en büyükleri arasına döndüğü bu on yıldaki katkıları bile yeter de artar.

ve şu olağandışı istatistik de uçuklatabilir dudaklarımızı: 2001 kasım'ından 2006 şubat'ına kadar liverpool'un oynadığı 57 avrupa maçının her bir dakikasında yer almış sami. son iki senede daniel agger ve martin skrtel'in gelişiyle daha az oynama şansı bulması onu almanya'ya, leverkusen'e gitmeye yöneltmiş. rafa ona teknik kadroda bir görev teklif etmiş ama "ayaklarımda hala iki yıl oynayacak enerji var" cevabını almış. aslında milan ve harry buradayken galatasaray'ın 2005 olimpiyat stadı kadrosunu toplama projesinin bir parçası olsa hayır demezdim ama...

bu arada enteresan bir hikaye de vardır sami'yle ilgili, muhtemelen kendisinin haberi bile olmayan. bir röportajında hakan şükür, kendisini marke etmenin ne kadar zor olduğunu anlatırken bizim finliden bahsetmiştir. "beni tutmak kolay değildir, bunu başaranın önü açılıyor. milli maçta finlandiyalı sami hyypia beni iyi marke etti, sonra liverpool'a transfer oldu," demişti boğaz'ın kralı, finlandiya'nın kralı hakkında.

sami, jamie redknapp (düzeltme için rewlofweno'ya teşekkürler) ile steven gerrard arasındaki dönemin kaptanı, unutulmayacaksın.
yolun açık olsun sami hyypia.

devamını okuyayım »
05.05.2009 10:09