edved

  • 2547
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

hıncal uluç

"şimdi bakın, ikinci maçtan iki istatistik..
fenerbahçe 30 üçlük atmış, 12'sini sokmuş.. efes de 30 üçlük atmış, 6'sını sokmuş..
sonuç.. fener ülker 66-53 galip.. 13 sayı farkla..
efes de 30'da 12'sini soksa, ayni, tamamen ayni maçı 69-66 kazanacak. efes 30'da 12, fener, 30 da 6 soksa, bu defa ayni maç 15 sayı farkla, 69-48 efes'in olacak..
şimdi söyler misiniz, bu mudur, basketbol denen spor?.."

basketbol bu tabii, ne yapalım olayı bu, james naismith'ten beri böyle gelmiş böyle gider, basketi fazla atan kazanır.

neyse, o değil de, bu mudur, spor yazarlığı!

"michael phelps 400 metrede 4:06.22 yapıyor, ryan lochte 4:09.74. düşünün, lochte 4 saniye daha hızlı yüzse aynı yarışı lochte kazanacak! bu mudur, yüzme denen spor?"

bu spor yazarlığı değildir hıncal abi, bu matematiktir. ama bu kadar deterministik ve matematiksel yaklaşmayı spor kaldırmaz. spor her anın bir sonrakini etkilediği, milyonlarca olasılıkla dolu bir şeydir, bu yüzden tahmin edilemez. hatta bu yüzden herkesin izlediği oyunların sonunda insanlar günlerce kafa patlatırlar nasıl oldu da sonuç böyle oldu diye. "o girseydi, bu girseydi" muhabbetleri birkaç pozisyon için ah çekilerek yapabilir, ama o pozisyon sonrasında, benzetmek gerekirse kelebek etkisi benzeri bir şekilde her şeyin bambaşka olabileceğini unutmamak gerekir.

spor bundan sevilir, üzerine yorum yapmak bundan keyiflidir. ama her üzerine yazanın da ehil olmaması da bundandır.

devamını okuyayım »
31.05.2007 13:22