gugukkusu

  • azimli
  • mülayim ama sempatik (546)
  • 2221
  • 8
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

recep tayyip erdoğan

ülkemizin son sekiz senede ciddi değişimler geçirmesine vesile olmuş bir başbakandır. peki nedir bu değişimler ve sebepleri;

1- kadrolaşma ve şirketleşmeyi desteklemiş ve büyütmüştür; belediyelerde, medyada, iç pazarda, büyük firmalarda yayılmış, yayılamadığı yerleri meclis baskısı veya bizzat kaba kuvvetle ele geçirmiştir. yandaş kelimesi her hükümette bu güne değin mevcutken, uzun süreli iktidarı ona kemikleşme şansını vermiş, dolayısıyla destek olduğu firma, kurum ve oluşumlar gelişirken *, ideolojik olarak karşısında olan diğerleri gerileme, yok olma ve hatta mahfedilmeye marus kalmışlardır *. bunun yanında kadrolaşma akp hükümetine icraatte kolaylık da sağlamış, kendi vizyonlarına uygun yapılanma, inşa ve kalkınma projelerinde ciddi hız ve yetkinlik getirmiştir * . dolayısıyla hükümet birçok büyük projeye imza atmış, çoğu önceki hükümetin iç çatışmaları ve bürokratik fiyaskolatına marus kalmadan bazı büyük oluşumları gerçekleştirebilme şansını onlara vermiştir.

2- yargı, ordu ve eğitimi zayıflatmıştır; hükümet meclisteki koltuk çoğunluğunu kullanarak ajandalarındaki icraatlerini gerçekleştirmesinde ona engel olacak kurumlara karşı saldırı başlatmış, ona muhalefet eden veya edebilecek üniversite, yargı, hukuk ve orduyu sindirme adına yasalar çıkarmıştır. bu yasaların yanında şirketlere, büyük firmalara servis ettiği kolaylaştırıcı ve cazip bazı yasalarla * kamu oyunu da yanına alarak gerekli değişiklikleri gerçekleştirmeyi başarmıştır. üniversiteler mali özgürlüklerini yitirmiş, yök atamaları şaibeli hale gelmiş, harclar düşmemiş, üniversitelerde şiddet eylemleri yükselmiştir. bu durum akpye hem otoriter bir üslup kazandırmış, güçlü lider kimliğini kullanarak daha çok oy toplamasını sağlamıştır. ahmet necdet sezer, ecevit gibi liderlerin gücünün yanında saygılı tavrı yerini, kabadayılığa ve "ben bilirimciliğe" bırakmıştır.

3- özgürlüklere ve toplum bütünlüğüne saldırı; üstü kapalı söylemler ve yanlış tanımlarla halka sunulan etnik açılımlar, sözde özgürleştirici vaatlerle akp, hem önce yaklaşıp sonra terkettiği etnik kesimlerin öfkesini kazanmış, hem de korumacı bir tavır üstlenerek, yasa ve yasaklarla insanların, kendilerince zararlı kabul ettikleri eylemleri yapmasını engellemiştir *. üç beş küçük icraat dışında * * hiçbir yere varmayan rum, kürt ve alevi politikaları, bu halkların gururlarını zedelemiş, ardından takındığı sert tavırla adeta kötü bir baba, kızgın bir ebeveyin gibi toplumu azarlamıştır.

4- işçi ve çifçinin hayatını zorlaştırmış, işine küstürmüştür; gerek tarım ve emek alanında çıkan yasalarla, satılan kurumlardaki çalışanların haklarına yapılan saygısızlıklarla *, gerekse mazottan gübreye işçinin üretimine olan umursamaz tavırı ile toplumun bel kemiği bu sınıflar açlığa, işsizliğe ve hüsrana itilmiştir. bütün bunların üzerine yeşil alan politikaları * ve tüm ülke çapında rant ve yağma ile halka ve emekçiye ait olması gereken yerler dış ülkelere pazarlanmış ve ya ülke adına güdülen büyük "plan"a itimaden halkın elinden alınmıştır.

5- sanat ve sanatçıya savaş açılmıştır; karikatüristlere açılan davalardan tutun, yıkılan heykellere, yasaklanan dünya klasiklerinden, rtük'ün çağdışı politikalarına, hükümet sanatın en büyük düşmanı olmuş, kayıtsız ve zalim bir politikayla halkın sokaktaki sesini dünyanın vitrinine taşıyan, eleştirel, uzlaşmacı, bütünleştirici ve herşeyin başında özgür sanatı ülkemizde baltalanmıştır. bu tavır hükümetten halka dahi yansımış, otosansür ve sanat karşıtı şiddet eylemleri sık görülür ve normal karşılanır hale gelmiştir.

6- silivri cephesi ve hukuk skandalları; akp hükümeti sekiz yıl içinde telefon dinlemeden, parti içi yolsuzluklara bir çok yüz kızartıcı hukuk ihlalleriyle birlikte anılmış, deniz feneri ve kaset skandalları gibi meselerin üzerine hiç gitmemesine rağmen, imtiyazlı savcılar gibi bir çephe üreterek hukuk üstünlüğünü ihlal etmiş, ayrıntıları gizli, detayları ulaşılamaz, fiziksel olarak tek bir insanın okuyamayacağı iddanameler ve soruşturmalarla bezeli bir dava başlatmıştır. bu soruşturma süresince sayısız ölüm yaşanmış, bir çok kişi zan altına alınmış, lekelenmiş ve ailevi ve mesleki dramlara sürüklenmiştir. dokunulmazlığı kaldırmak talebiyle ilk başta iktidara gelen bir parti olmasına rağmen, kendi hükümeti içindeki usülsüzlüklere tepkisiz kalan başbakan, her fırsatta alenen şiddetle itam ettiği kişi ve kurumları yargıya sürüklemiş ve topluma linç ettirmiştir. bazı kişileri kitaplarını dahi piyasaya süremeden yargı tarafından zaptedilmiş, binlerce insanın telefonu dinlenmiş, evi iş yeri gözetlenmiş, hatta masun gençlerin internet siteleri dahi suç unsuru olarak algılanıp yargıya sevkedilmiştir. tutukluluk süreleri kendi başlarına bir ceza haline gelirken, ellerinden bütün demokratik grev ve tepki hakkları alınan sokaktaki vatandaşın ağzından çıkan tek bir söz, çocukların elinden çıkan tek bir taş, bir yumurta artık cezaevi için bir hızlı tren olmuş, devlet polis devleti haline gelirken halkın en küçük protestosu copla, bombayla, gazla, şiddet ve ölümle cezalandırılmıştır. bütün bunlar olurken ise faili meçhullerin davaları * hala sürüncemede kalmıştır. başbakanın kendi soruşturma dosyaları ise hala adliyelerde beklemektedir.

7- dış politikada tutarsız ve dengesizlik hakim olmuştur; akp hükümeti dış politikada güçlü olduğunu kanıtlamak adına, dünya sahnesinde eşi benzeri görülmeyen skandallara aktörlük etmiştir. bir gün cesaret madalyası alarak israil tarafından onurlandırılan başbakan, başka bir gün bir uluslararası zirveyi terk etmiş, masun insanları korunmasız bir şekilde ateş hattına göndermiştir. devlet olarak politik ve uzlaşmacı olması gereken türkiye, bir yandan arkasına orta doğu ülkelerini alarak amerika ve avrupanın ona yıllar öncesinden biçtiği orta doğunun ve islam ülkelerinin başkenti rolünü üstlenmiş, amerika için üs, avrupa için sadece komşu olarak, politada onun için dikilen kıyafeti giymiştir. avrupa birliği planı tamamen terkedilmiş, yıllardır süren kıbrıs politikaları kıbrısta türkiye karşıtı eylenlerin cereyan etmesine kadar zedelenmiş, bir gün "hayatta yapmayız diyen" başbakanın fikri amerikanın tek bir sözü ile değişir olmuştur. ülke yönetimi dahi bu tarz hızlı değişimlere el vermez olduğundan, başbakan türkiyeye başkanlık sistemini getirme planı kurmakta, g. w. bush'un zamanında yaptığı gibi kürsüden nefret kusup orduları bir köşeye, polisi öbür köşeye, yargıyı öte köşeye tek sözü ile koşturma planları peşindedir. bunlar sürerken gümrük politikalarında hiçbir değişiklik olmamış, üretim ve ihracat politikalarındaki kotalar kalkmamış, hiçbir şeyin fiyatı düşmemiş, tersine zamlanmıştır. akp adeta amerikanın karakolu olmuş, ucbeyliğini yapmaktadır.

bütün bunlar kanımca sayın recep tayyip erdoğan başkanlığındaki akp hükümetinin acemilik ve çıraklık döneminde yaşananlardır.

şimdi ustalık dönemi için vatandaşı oy atmaya çağrılmaktadır.

herkes kime oy vereceği konusunda özgürdür.

lütfen bir sonraki seçimde de bu özgürlüğünüze sahip olabileceğiniz bir gelecek için oy verin.

*

devamını okuyayım »
09.06.2011 19:18