gugukkusu

  • 2226
  • 1
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

reza zarrab ve bakan çocuklarının tahliye edilmesi

türkiye'nin geçirdiği değişimin sonuçlarından ilkidir yalnızca.

paralel devlet meselesini bahane ederek hükümeti olağan üstü hal durumuna taşıyan, kendi yargılanmasın diye yargıyı, yalanı ortaya çıkmasın diye interneti ve kendi isteği dışında hiç bir irade oluşmaması için de istihbaratı zapteden başbakan ve kabinesi, önce varolan adli süreci engelleyecek, üstüne işine gelen adli süreçleri başlatacaktır. buna eleştiri geldiğinde sansürlenecek, adli yollar tıkandığı için sosyal medya ve basına kalan halkı bilgilendirme ve suçu ifşa etme görevini de zorla susturacak, tarumar edecektir.

halk adaletin çöküşünü, demokrasinin sonunu, ifade ve bilgi edinme özgürlüğünün silindiğini görüp son çare olarak sokaklarda fikrini beyan etmek istediğinde de polisle bastırılacak, dövülecek, vurulacak, sakat bırakılacaktır. bu yetmezmiş gibi de sonra arkasından hükümet tarafından itham, nefret ve çamur atmayla tü kaka edilecektir. böylece zaten cehalete ve propagandaya hapsolmuş masum halk, onların da özgürlüğü için didişen kitleye düşman edilecek, sözde sokaklardaki barışı sağladığını iddia eden, yüz götürürken halkına on veren, istismar üzerinden siyaset yapan hükümete de daha da bağlanacaktır. ülkede muhalefet eden ne kadar adam varsa elitist, kıskanç, lobi, faşist, devrimci, çapulcu diye sürülürken, adalet bakanı tarafından kodeslere tıkılırken, mit plakasız arabalarla adam toplayacak, demin gazetesini aldığını gördüğünüz adam akşam yok olacak ve kimse de hesabını soramayacaktır.

bütün bunlar olurken gazeteler sayfa sayfa beton şaheserlere övgü yağdıracaktır, bir sayfa bilmemnekent reklamı, arkasında köprüden marmaraya alttan üstten yolların övgüsü. dış haberlerde ona buna posta konulması, iç haberlerde köşe başından tarlabaşına kırmızı kurdeleler önünde makas şovları olacaktır. tecavüzü, dayağı, hırsızı beşinci sayfada yerini korurken, suçlusu parasını ödeyip akşam evinde uyuyacaktır, "adalet nerde?" diye bağıranların çilesi ve akibeti ise ne mürekkep ne pixel ile anlatılacaktır.

olur bunlar hep. yeter ki halk istesin. olur.

çünkü bizi israiller, amerikalılar yönetmesin diye olur bunlar.

ya halk, hani halk yönetecekti beni. yani ben kendimi.

halk toki evinin yüzüncü taksidiyle, zamdan zaman hesap makinesiyle, akşam da popstarda acun ve özdeşleriyle uğraşırken, "seçim" görünce kalkıp "evet" diyen bir makine halinde mi yönetecek ülkeyi. sözde bir şansı varmışcasına, seçim yapıyormuşcasına birileri bağırırken, "hükümet kim olsun" sorusunun altındaki şıklardan biri dışında hepsi sansürlenmişken, kimin iradesinden bahsediyoruz.

sizin iradenizden. evet, sağlam iradeden.

sağlam irade hsyk'yı da yer dostum, interneti de yer, seni de beni de, yeşili de, kızılı da, maviyi de yer.

ha abd, ha israil, ha tayyip'in sağlam iradesi başa geçmiş ne farkeder.

hepsinin derdi aynı.

yeterki bizim irademiz olmasın.

olur, olur.

aman size birşey olmasın.

devamını okuyayım »
28.02.2014 15:00