guilty

  • 426
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

5 aralık 2018 gizli bitcoin toplantısı

allah kimseye bitcoin vs ile uğraşacak kadar boş zaman vermesin; bu kadar sıkılmasın kimsenin canı. yüzünüze su vurun gençler. milyarderlerin biyografilerini okuyun. milyarder olmak için değil. milyarder olunca yaşadıkları hayata bakın. en sevdikleri yemeklere bakın. en yakınlarında kim olmuş. en çok neye üzülmüş.

fark edeceksiniz ki milyarderlik diye bir şey yok. inanılmaz lüks hayatlar falan da yok. yine en çok sevdiğin şey peynirli omlet oluyor atatürk gibi veya bill gates gibi pancake oluyor. eşin, çocukların, dostların, hayvanların... bunlardan ibaret her şey. bir milyarder de en fazla bunu fark edebiliyor zaten. bir öğüne 10 bin lira verebilirsiniz ama o yine bir öğündür. çok önemli değildir. hatta hiç önemli değildir.

en pahalı arabaya binebilirsiniz ama arabaya biniyorsanız zaten mutsuzsunuz demektir. bir yere gitmek için arabaya binersiniz ve bir yere gitmeye gerek yoktur. hayat kocaman bir bahçede gezmek gibidir. yürüseniz de yeter. her şeyi görmeye çalışıp daha ilk saniyeden düşenlerle dolu dünya. açgözlülükle saldırıyor. daha 19 yaşında ve tüm derdi tasası zengin olmak, çok para kazanmak.

halbuki fark etmiyor ki sylvester stallone'yi veya freddie mercury'yi güzel yapan detaylar parayla vs ilgili değildi. çoğu zaman parasızlıkla ilgiliydi hatta. bruce springsteen parasız bir gençti. kendini müziğine verdi, imzasını çalıştı, giyim tarzını düzeltti, sesini geliştirdi, beste yaptı...

gencimiz bitcoin ile kolay yoldan para kazanmanın derdinde. fark etmiyor ki zenginlik çok paranızın olması değil paraya ihtiyacınızın olmamasıdır. beyni bitcoin analizleri okumaktan leblebi kadar kalmış gencimiz ne yazık ki bu ufak ayrımı anlatılsa da anlamaz. görmesi gerekir. göremez de çoğu zaman. görse de idrak edemez. sürekli bir bokun içine batar ve sürekli aynı şeyi yapmaya devam eder.

ayda on bin liralık iş hayali kurmuştur ve gerçekleştirmiştir. ayda on bin lira alıyordur ama haftada 6 gün çalışıyordur. toplamda da ormanda kırda gezeceği günün hayalini kuruyordur. orman kır oradadır, adam buradadır ama on bin lira kazanmaya şartlanmıştır. bu çok ilkel bir reflekstir ve bizi bu reflekslerle yönetirler.

hepimizi işsizlikten, aç kalmaktan vs korkuttular. kimse aç kalmaz, merak etmeyin. yaşam standardınız sandığınız şey düşer en fazla, o da gereksizdir. bir karga bir kartal gibi özgür olmanın hayalini kuruyorsan biraz üşümeye de laf etmeyeceksin. biraz aç kalmaya da laf etmeyeceksin. ufacık bir yeteneğin varsa bile kendini geçindirecek kadar parayı zaten kazanırsın.

ama sorun burada da değildir. bir sürü bok girmiştir aklımıza. evlilik en az atmış bin diye düşünür gencimiz. ev kurmak en az yüz bin. şu en az bu kadar ve bu en az şu kadar. onu ise hiç sorma. kafasında bu vardır. kültürde bu vardır. kültür bizi sikmek için mükemmel silah haline gelmiştir asırlar boyunca. bir çita ve ceylan arasındaki ilişki vardır kültür ve birey arasında. kültür bireyin mutlak avcısıdır.

zaten hayatı olan iki birey bir arada yaşamaya başlamak için yüz bin liraya ihtiyaç duyar. bunun için depresyona giren vardır. ayrılan çiftler olur. intihar edenler bile olur. tamamen birilerinin götten uydurduğu bir şeyi aman millet ayıplamasın diye sürdürmeye çalışırken canından olanlar vardır. bu komik değildir. yani komiktir ama gülünmez. bu öyle komiklerdendir. eve gidince gülersin. kimse yokken gülersin ama sosyal anlamda bir trajedidir bu. bir insan sadece ve sadece bir hikayeye inanarak kendini delirtmektedir.

çocuk yaparsa daha da çok para gerekecektir. çocuğun anaokulu masrafı bile 20-30 bin liradır yılda. düşünebiliyor musunuz. anne ve baba çocuğuyla vakit geçiremiyor bile ama kazandıkları paranın dörtte biri şarlatanlara gidiyor. çocuk mutsuz, anne mutsuz, babanın zaten dünya sikine artık o dakikadan sonra. bazen bu çocuklarda ufak farklılıklar oluyor. doğadaki her canlının bebeğinde olur bunlar. ama bir posta da sağlık endüstrisi sikiyor çiftimizi. nöroloğa gidiyor, odyoloğa gidiyor, çocuk hekimine gidiyor, göz cerrahına soruyor, psikiyatr bir fikir veriyor, çocuk psikoloğuna götürüyor, gelişim sosyoloğu bir posta bakıyor... ölme eşeğim ölme.

modern birey bunların hepsine inanacak kadar salak işte. bitcoin de ergenimizin inandığı bok sadece. kafanın içi küflenmiş resmen. bir aslan falan yakalasa yemez kafamızın içini. küf gibi bir şey olmuş buna der kenara bırakır ama biz o küflü kafaları tüm hayatımızı yönlendirmek için kullanıyoruz.

sıralı ve tam listesini veremem ancak sağlık sistemi şarlatanlıktır. eğitim sistemi hokkabazlıktır. din-aile-gelenek vs madrabazlıktır. tekstil endüstrisi sürekli bizi sikmenin yeni yollarına kafa yorar. beynimiz iyice sıvılaşana kadar dizi izleriz. bir tane am göreceğim diye farkında olmadan 8 sezon dizi izleyen gençler tanıdım. hiçbir fikri yok. ne olup bittiğine dair hiçbir algısı yok. neden izlediğini bile bilmiyor. genç adam, taşı sıksa parmakları kırılır çünkü antrenmansız ama var yine de cevher. gençliğin cevheri var memeliliğin cevheri var. memeliler arasında en göt oğlanına dönmüş tür sapiens'tir. hiçbir memelinin üşümediği sıcaklıklarda tir tir titrer ve battaniye ister garsondan. sonra sözlerine devam eder galatasaray ismini verdikleri kurmaca bir karakterin kurmaca bir dünyada yaşadıklarını anlatarak. akli melekeleri gelişmemiştir. bedensel kabiliyetleri çok eksiktir. vücudundaki birçok beceri ortaya çıkmamıştır. birazcık bile müzik üretemez. bir elma bile çizemez. köfteye bile zar zor şekil verir. mantı açmak büyük başarı nişanı haline gelmiştir. ufacık bir yetenek, ufacık bir özgünlük bile kalmamıştır. aynı adamdan bir sürü vardır. aynı kadından bir sürü. fason. endüstriyel. seri üretim. aynı şeyleri söylerler, aynı şeyleri izlerler. bir tane parlak ekrana bir kafe dolusu insanın pürdikkat bakması komik bir görüntüdür. o kadar kedi aynı yere baksa güleriz. aptallara bak deriz. ama elli bin kişi bir araya gelmeye çalışırız bunu yapabilmek için. hayali o statta bir kez maç izlemek olan vardır. ne kadar çirkin, ne kadar anlamsız. koskoca sapiens'in geldiği hale bak.

sonra kendini iyi hissetmek için de hikayeden bir kitap okumaya başlar sapiens diye. aynı kafayla yazılmıştır. aynı kişiler okusun diye yazılmıştır. aynı kitlenin "biraz da aydınlanalım" hissine derman olarak yazılmıştır. bu kitle bu tip hislerle, reflekslerle yönetilir. biraz da eğlenelim hissi üzerinden bu kitleyi siken kocaman bir turizm, tatil vs sektörü vardır. yazın denize girmezse öleceğini sanır gençlerimiz. bir tane bile yazı kaçırmamıştır. her seferinde gerekirse üç bin km yol gidip o ritüeli gerçekleştirmiştir. cenazesi olmuştur ama yine de gitmiştir. çok eğlenmemiştir ama ritüelini de kaçırmamıştır. o tatile gitmiştir. tatili hak ettiğini düşünür. tatil nedir diye sorgulamaz. fark etmez ki "tatile gitmeliyim" hissi zaten onu köleleştirendir. arabam olmalı hissi. evlenmeliyim hissi. kabul görmeliyim hissi. çok güzel kadınlarla yatmalıyım hissi. çok pahalı yemekler yemeliyim. çok pahalı arabam olmalı.

tarih boyunca bunları harfiyen uygulayan kişiler arasından hiçbir büyük insan çıkmamıştır. newton, einstein, da vinci, darwin, mies, dali, quine, cantor, bruno, zappa, foucault... hepsi en az üç beş yerinden delmiştir bu algıları. sikerler demiştir. sikerler kamil sikerler. hepimizi sikerler. sikmişler zaten. bunun farkına varmıştır aklınıza kim geliyorsa. bazısı büyük sporcu olmuştur bazısı büyük filozof. ama farkına vardıkları tek şey budur. ezber laflara inanmayın arkadaşlar. birazcık akıllı olun. bunu da kimse için yapmayın. bu deneyiminizi güzel kılmak için yapın. ömrü boyunca zikir çekip sevap biriktiren dindardan farkı yoktur ömrü boyunca bitcoinle uğraşıp para biriktirenin. ayık olun. filmlerde gördüğünüz şeyler kadar olmasın aklınız. ama kime diyoruz. aynen devam gençler.

devamını okuyayım »