insidious

  • azimli
  • energizer tavşanı (780)
  • 1900
  • 0
  • 0
  • 0
  • 10 ay önce

teşekkürler dove

bir tuhaf slogan. yani dove dortte bir nemlendiricili acayip ph'li bu simya harikasi ile yikanan kişi oyle yeni bir dunyaya kavuşuyor ki, kullanici sabuna teşekkür etmek istiyor. buraya kadar hersey pek güzel, pek dogru da ancak dove ozellikle son reklamlariyla bu tesekkurun içeriği epey geliştirmiş.

dove reklamlarinda malum böyle masumiyetten ölmek üzere olan, kadife tenli, kadife sesli, sadece zarif olmalari için yaratilmiş kizlar oynar. o kizlar o derece zariflerdir ki su damlaciklari bile yüzlerine doğru çarplirken ağır çekime geçer. fiziğin temelleri ve sosyal psikolojinin ilkeleri elbette bu derece zarif bir bünyeye gerekli beyni ve karizmatik bir karakteri uygun görmez.

sonunda markayi yonlendirenler de anlasilan bu gerceği açik seçik kabul etmiş, yumruklarini masaya indirmişler. dove kadını dediğinin tek endişesi yumuşsak cildidir, cildi yumuşak olursa sevgilisi "anlayalim var sen de bir değişlik" der ki bu da daha önce bu marka tarafindan uygulanmiş bir taktiktir. dove kadini, ph oranindan anlamayan ve tek derdi beya atli prensi bulmak olan bir kadın olduğundan dolayı son reklamlarda artik konu açik seçik işlenmekte, hedef kitlenin kim olduğu cümle aleme göğüs gerile gerile söylenmektedir.

kizcagizin bir çocukluk aşkı vardir ve maalesef bu iki küçük aşık ellerinde olmayan nedenlerden ötürü ayrılır. kızcağız yıllarca bu delikanliyi unutamaz. delikanliya ilişkin aldigi son haber, delikanlinin amerika'ya okumaya gittiğidir. malum günümüz modern toplumda, beyaz atlı prens amerika'da okumuş kocadir. bu yillarca ilk aşkını bekleyen edilgen ve ziyadesiyle salak kizimiz sonunda bir gün bu delikanli tarafindan bulunur. reklamin detayina girmediği, benim sinan çetin'in film gibi programi sayesinde kavuştuklarını sandığım bu iki güzel insan sonunda büyümüş birbirlerini görmeye hazirlanmişlardir.

bu 19yy romanlarindan çikmiş alenen yarım akıllı, zarif bayan aristokrasini simgeleyen bir gemi yolculuğuna çikarak amerika'daki beyaz atli prensine kavuşmaya karar vermiştir. gemide giderken aklini kurcalayan tek bir sorun vardir, bunca yilin uzerinde geminin guvertesinde esen sert rüzgarlar cildini kurutmayacak mıdır? hayir olamazdir. genç bayan dove kullanir, yuzu yumusacik olur, onca yilin getirdigi kartlasmadan eser yoktur, cildi yillara meydan okur.

dove sayesinde yuzu bebek gibi, kendisi cocuk gibi olan bu hanim kizimiz amerika topraklarina iner. mutlu son yakindir, ne de olsa amerika ruyalarin ülkesidir, beyaz atli prens orada durmaktadir. yillar sonra iki genç olayin absurdlugune aldirmadan birbirine sarilirlar. çocuk kizin yanagini okşar sapik sapik ve ekler: "hiç değişmemişsin"

genç kız klasik olarak dove'a teşekkür eder. mesaj açiktir, a benim salak yüzü çiçek bozuğu evde kalmiş kiz kurularim, aradiğiniz amerika'da tahsil yapmiş yeşil kartli kocanin anahtari dove sabundadir. siz nasilsa cocuk da yaparim kariyer de grubuna hayatta giremezsiniz, buyrun sabah akşam dove kullanin, elinizdeki tek şansı da kaçirmayin. zarif ve salak bir şekilde sabah akşam yüzünüzü dove'la yikayin, farki yaşayin.

devamını okuyayım »
18.11.2003 02:13