kurk mantosuz kezban

  • 352
  • 2
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

risale-i nur

genellikle bu kitap grubu, (tefsir olarak tanımlayamıyorum tam olarak çünkü klasik tefsir anlayışından baya uzak, sistematik olarak ayet açıklamaları ve nüzul sebepleri, ayetteki olayların arka planı vs. yok ) ve yazarı hakkında yorumlar siyasi eksenli gidiyor. sözlüğe bir katkıda bulunmak açısından ötürü ben said nursi'nin uslubu ve tanrı inancını ispatlama konusunda kullandığı metodoloji hakkında birkaç eleştiride bulunacağım.

eleştiriye geçmeden önce şunu söyleyeyim, klasik sünni din düşünürleri-adamlarıyla kıyaslarsak yazdığı eserin önemli bir yeri vardır. o zamana kadar doğa fenomenlerini bir şekilde bağlantılar kurarak aklileştirmeye çalışıp dinle bağdaştıran kişiler müslümanlar arasında pek çıkmamıştı. aslında yaptığı şey bundan daha da öte hristiyanlıktaki apolojetikleri ( yani en basit tabirle dini modern tezlere karşı gene biraz felsefi biraz da bilimsel argümanları kullanarak savunan grup olarak tanımlayabiliriz) andırır.

eleştirilere gelirsek

1-) dili çok ağırdan öte anlatım bozuklukları, envai çeşit hatalarla doludur. bu konuda kitapların savunulma sebebi daha çok 'ya çok derin kitap o ondan' vs tarzı şeylerdir. ama bir şeyin derin bir konu içermesi onun dilinin ağır daha da öte hatalı olacağı anlamına gelmiyor. hatta bir derin konuyu ne kadar basitleştirip insanlara sunarsanız,argümanınız da o oranda güçlenebilir. kaldı ki dili ' ağır'dan öte ' hatalı'dır.

dili dini kitaplar için de 'ağdalıdır' aynı zamanda, azıcık dini konularla haşır neşir olan insanlar din kitaplarındaki üsluba üç aşağı beş yukarı hakimdir,buralarda da arapça, farsça kelimeler yoğun olarak kullanılsa da cümlelerde anlatım bozukluklarına rastlanılmaz.

2-) bir yaratıcının varlığını ispatlamaya çalışırken oluşturduğu önkabul, aksiyomlar ile teoremi arasında çok büyük bir uçurum var. örneğin 'hiç mümkün müdür ki bir kitap müellifsiz ( yazarsız) olsun; bu kainat da tıpkı bir kitap gibidir. o halde bir yaratıcı var.'
ya da işte ' hiç mümkün müdür ki böyle bir kainatın yaratıcısı kendisinin bilinmesini istemesin, o halde din vardır' vs vs.

insanın aklına bir doğa fenomenini, fiziksel olayı bir insan yapımı eşya ile kıyaslayıp 'aha işte tanrı vardır risale-i nur'da reddedilemez bir şekilde ispatlanmıştır; gerzek ateistler' minvalinde bir teze sahip olmak pek de mantıklı olmasa gerek. bir kitap zaten bir yazar için dizayn edilen bir insan ürünüyken, bir doğa fenomeni için böyle nedensel bir bağ kurulamaz ölçümlenemez de.

tabi nursi olayları benim burada basit anlattığım gibi dile getirmiyor, 'hiç mümkün müdür ki' diye başlayıp araya envai çeşit anlatım bozukluklarını sokuşturuyor birkaç sayfa olayı sürdürüyor sonunda da ' bunu göremeyen salaktır.' tarzında bir şey deyip noktayı koyuyor.

sonuç olarak, eğer kendinizi inandırmak isterseniz gerçekten insanı etkisine alabiliyor. çünkü kurduğu kompleks cümleler ile sanki çok doğru ve reddedilemez bir gerçek anlatılıyormuş gibi hissedebiliyorsunuz. ama biraz farklı açılardan bakıp, mantıksal bir bağ kurmaya çalıştığınız zaman wtf* diyor insan ister istemez

ben üniversitenin ilk yıllarında baya baya bu adamı okumuştum, 'harcadığın vakte pişman mısın?' diye sorsanız 'hayır' derim. en azından ufkumuza bir katkıda bulunmuştur, teolog değilseniz üzerinde müthiş vakit harcamaya bence gerek yok. bir yerden sonra argümanların mekaniğini çözüyorsunuz ve kendisini tekrar eden bir sürü benzetmeler ile karşılaşıyorsunuz.

devamını okuyayım »