mahzun yuzlu sovalye

  • azimli
  • anadolu çocuğu (343)
  • 1570
  • 11
  • 4
  • 0
  • evvelsi gün

şafak ural

bilindiği üzere istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi mantık anabilim dalı başkanıdır, taze bir bilgi olarak ise yeni rektör seçilen mesut parlak yönetiminde rektör yardımcılığı yapmaya başladığını da bildirmek isterim..

bunların hepsi bir tarafa da bu adamdan bilfiil iki yıl kadar mantık dersi görmüş biri olarak karakteri hakkında üç beş kelam etme hakkını görmekteyim kendimde..adam meşhur bi kere; nerde mantık dersi var şafak ural ve kendinden önce yürüyen namı orda; mimar sinan'da, marmara ilahiyat'ta herkes tanıyor ediyor, ve her nedense hakkında duyduğumuz tek şey kızlara pek bir düşkün olduğu..ne kadar dinlemişsek bu hikayeyi, erkek olduğu halde ürkek adımlarla a9 denen anfinin yolunu tutanlarını bile hatırlarım bazı arkadaşların..

her zaman biraz geç gelen hocamız mantık alanında gerçek bir duayenmiş meğer haberimiz yokmuş..adam takır takır ders anlatıyor, verdiği örneklerle şov yapıyor ama biz hala kızlara yapacağı sarkıntılıklardan çeşitlemeler beklemekteyiz..gel zaman git zaman en ufak bir hareketlenme en küçük bir falso yok..evet biz de duymuştuk dersleri sadece ön sıradaki güzel kızlara anlattığını, biz de duymuştuk mini eteklilere tahtada soru çözdürdüğünü ama yok, adamın yaptığı tek şey olağanüstü bir performansla dersini anlatıp hayran bıraktırmak kendisine o kadar, bilmiyorum belki de sınıfımızın kızlarını yeterince güzel bulmadı, ki buysa düşüncesi hiç de haksız sayılmazdı, yada kız olsun çamurdan olsun değil de kız olsun taştan olsundu felsefesi!! hiç bilemedik..ama bi ara birlikte ders aldığımız bir grup kızın kendi aralarında yaptıkları rutin dedikodulardan birine kulak konuğu olmak zorunda kalmış ve hayretle şafak ural’ı prim yapma aracı olarak kullandıklarını görmüştüm, güya sarkmıştı o ders birine..enteresan nasıl gözümüzden kaçmıştı

amma nevi şahsına münhasır özellikler taşıdığı su götürmez bir gerçekti; misal yaz kış kısa kollu gömlek giyerdi, yine kırmızı spor bir çantayı sırtından hiç eksik etmediğini de çok rahat söyleyebilirim..

bir ara kadıköy vapuruna doğru yürürken eminönü’nde bir işportacının orda spor ayakkabılarla ilgilenirken gördüm kendisini..büyüğümüzdür dedik selam verdik ve nerden açıldı muhabbet bilmiyorum kadıköy vapuruna kadar sohbet ettik..o zamanlar aylık vapur kartları vardı; inanılmaz ucuzdu, atıyorum, bugünün parasıyla taş çatlasa on milyona alacağınız bir kuponla ay boyunca adalar dahil şehir hatlarına ait tüm vapurlarda dilediğiniz kadar seyahat edebiliyordunuz. şafak bey de karşı eşrafından olduğu için bu kartlardan kullanıyordu ve seri bir şekilde geçti turnikeden kartıyla, bense jeton almak için geçtim sıraya ama sohbetimizin orda bittiğinden şüphem kalmamıştı, sonra geçtim içeriye baktım bekliyor.. pek bi duygulanmıştım..geçtik oturduk bi yere, yarı ropörtaj kıvamında güzel bir sohbete koyulduk, bir yandan bayat simitle martı sevici duygu insanlarını seyrederken.

hatırladığım kadarıyla feneryolu’nda oturan bu saygıdeğer hocamız her gün kadıköy sahilden eve yürüyerek gidip gelirdi..iyi adamdı, hastı hasılı..ha biri çıkar der ki ben şöyle şöyle bir kusurunu gördüm..olur onun da hatası olur, ben olmaz demiyorum ama devede kulaktır, kadıda kızdır olsa olsa diyorum..

devamını okuyayım »
23.02.2005 14:20