red kite

  • 304
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

zorunlu askerlik

zorunlu askerlik ile gönüllü askerlik arasındaki fark, realist ya da idealist olmakla ilgili değildir, zorunlu askerliğin, bugün çağdaş dediğimiz ülkelerde gönüllü askerliğe dönüşmüş olması bu ülkelerin idealist yönlerinin daha ağır basmasıyla, ya da idealist olma lüksüne sahip olmalarıyla ilgili değildir. askerlik kelimesinin, önündeki, zorunlu ve gönüllü sıfatları, sözlük anlamlarından öte bir içeriğe sahiptir, bunları tam olarak anlamak için, bu kavramların tarihsel gelişimlerini incelemek gerekmektedir.

zorunlu askerlik dediğimiz şey aslında insanlık tarihinin son iki yüzyılında, yani fransız ihtilaliyle başlayan dönemle, tam anlamıyla hayata geçmiş bir olgudur. paralı askerlerin, ya da elit askerler yetiştirmenin geçerli olduğu, asker demenin ayrı bir sınıf, katman demek olduğu fransız ihtilali öncesi dönem, gerek napoleon savaşları'nda halkın katılımıyla kurulan, fransız ordusunun gösterdiği üstün başarılar, gerekse de, çağın üretim ilişkilerinin, maddi koşulların, getirdiği dönüşümle, ulus devlete dönüşen avrupa ülkelerinin ortaya çıkmasıyla sönmeye yüz tutmuştur. ulus devlet anlayışıyla, milliyetçilik ve toplu ülke savunması, ülke güvenliğini halkla beraber savunulması fikirleri ön plana çıkmış, paralı askerlerin ya da gönüllülerden oluşan etkin ama kısıtlı elit orduların işlevselliği yadırganmaya başlamıştır.

ulus devlet dönüşümünün bir değer sonucu da, vatandaşlık kavramının ortaya çıkmasıyla, bir ülkede yaşayan insanların sahip olduğu haklar kadar(feodal döneme göre), gerek bu hakların savunulması öncelikle, ülkenin güvenliğini, birliğini sağlamaktan geçer anlayışı sebebiyle, gerekse de ülkenin savunması ülkenin sahiplerine aittir düşüncesi yüzünden, her vatandaşın ülke savunmasında etkin rol oynaması gerektiği fikrinin geçerlilik kazanmasıdır. gerçekten de, zorunluklu askerlikle birlikte 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın ilk yarısında kurulan ordular, eskiye göre daha büyük başarılara imza atmışlar, ülke savunmasında önemli işlere imza atmışlardır.

fransız ihtilaliyle, gelişen dönüşümün bir diğer sonucu da toplumsal yapının üzerinde kendisini göstermiştir. feodal ilişkiler, sona ermeye başlamış, üretim ilişkileri tamamiyle değişmiş, feodal döneme göre statik ve dinamizmden yoksun toplum yapısı çağın koşullarına göre dönüş(türül)meye başlamıştır. nitelikli iş gücüne olan ihtiyaç artmış, zorunlu temel eğitim kavramı ortaya çıkmış, kırsal nüfus şehirlere kaymaya başlamıştır. zorunlu askerlik kavramı, bu noktada etkin bir rol oynamıştır, özellikle, ülke kaynaklarının yetersizliğinden dolayı temel eğitimden yoksun, okuma yazması bile olmayan, daha çok kırsal yaşama ait, vatandaşlık bilinci daha alt seviyelerde olan nüfusun, genel dönüşümün içine sokulmasında, zorunlu askerlik, bunlar için, bir yerde okul ve eğitim merkezi olmuştur. bugün, çağdaş dediğimiz birçok avrupa ülkesinde(italya gibi, fransa gibi...) vatandaşlık bilincinin ve temel eğitimin sağlanmasında zorunlu askerliğin rolü oldukça fazladır.

türkiye için konuşmamız gerektiğinde, osmanlı döneminde, ordunun temeli gönüllü ve zorunlu arası diyebileceğimiz bir düzene dayanıyordu. devşirme sistemiyle, gayri müslim nüfus üzerinden gönüllü(sözlük anlamı dışında) bir ordu kurulurken, tımar sistemiyle, tebaanın orduya etkin katkısı ve yardımı sağlanıyordu. ancak osmanlı'da zorunlu askerlik tam anlamıyla, ülkedeki modernleşmeyle birlikte 19. yüzyılın ikinci yarısında kendini göstermeye başlamıştır. artan toprak kayıpları, ordunun disiplinsizliği ve modernleşmenin, şekli de olsa, kısıtlı da olsa getirdiği dönüşüm zorunlu askerlik kavramını beraberinde getirmiş, bir nevi avrupa tarihi ile benzer bir çizgi izlemiştir. bunun dışında cihat anlayışıyla, müslümanlık üzerinden zorunlu askerliğin koşulları da sağlanmaya çalışılmıştır.

cumhuriyet devrimiyle beraber, türkiye cumhuriyeti kesin ve kararlı biçimde modernizm projesini uygulamaya başlamış, kendi ulus devletini kurmuştur. bunun gerektirdiği biçimde, zorunlu askerlik anlayışı benimsenmiş, ülke savunması tüm halkın ortak biçimde çalışacağı bir ordu üzerinden sağlanmaya çalışılmıştır. bunun dışında genç cumhuriyetin, önündeki, ülkedeki eğitim durumu, nitelikli iş gücü, vatandaşlık anlayışının alt seviyelerde olması gibi engeller, zorunlu askerliğin okul ya da eğitim yeri olma işlevinin de gerekliliğini ortaya koymuştur. bunun için "her türk asker doğar," "askerlik görevi kutsaldır" gibi milliyetçi ve ideolojik argümanlar da kullanılmıştır.

zorunlu ve gönüllü askerlik kavramlarının günümüzdeki durumları ise, 20.yüzyılın ikinci yarısıyla beraber, avrupa ve batı dünyası başta olmak üzere gene önemli bir dönüşüme uğramıştır. ikinci dünya savaşından sonra, ulus devlet formasyonları önemli bir dönüşüme uğramış, zorunlu vatandaşlık kavramı yerini gönüllü vatandaşlık kavramına bırakmıştır. sivil toplum örgütlenmeleri güçlenmiş, kişisel ve hak özgürlüklerinin sınırları genişlemiştir. zorunlu askerliğin eğitim ya da ideolojik formasyon işlevi de, bu ülkelerin gelişmişlik düzeyiyle anlamını yitirmiştir. bu ülkelerin duyduğu nitelikli iş gücü zorunlu askerliğin sağlayacaklarının çok ötesine geçip, karmaşıklaşmış ve bunun için sivil yaşamda kalmanın gerekliği ortaya çıkmıştır. gelişen silah teknolojisi ve savaş biçimleriyle, nitelikli asker gücüne olan ihtiyaç hayati olmaya başlamış, yığınlara ve halkın motivasyonuna dayanan ordu biçimleri anlamını yitirmeye başlamıştır. bu ülkeler arasında eski husumetler, yerini daha etkin bir işbirliğine bırakmış, savaşı bir çözüm aracı olarak görmek yerine, savaşın önlenmesi gerektiği fikri ön plana çıkmıştır. son olarak da askerlik ve savaş karşısında, kamuoyu ve toplum genelinde bir muhalefet başlamış, bunların mantığı ve gerekliliği sorgulanmaya başlanmıştır.

bütün bunların sonucunda, bu ülkelerde, gönüllü askerlik dediğimiz profesyonel ordular kurulmaya başlanmıştır. ancak bu orduların kurulmasının nedeni idealizmle ilgili olmaktan ziyade, yukarıda belirtilen koşulların getirdiği sonuçlarla ilgilidir. öncelikle bu profesyonel orduların kurulması, ülke savunmasında ya da güvenliğinde, bir zafiyete ya eksikliğe yol açmamaktadır. tam tersine, günümüz koşullarında, ülke güvenliğini sağlamanın ve savunmasını yapmanın bu şekilde daha pratik ve etkin olacağı anlaşılmıştır. ayrıca karmaşıklaşan ve ileri seviyelere gelen üretim ilişkilerinin getirdiği ekonomik yapıların, nüfusun önemli bir kısmının belli sürelerde askerlikte istihdam edilmesiden olumsuz etkilendiği ortaya çıkmıştır. kısaca, gönüllü askerliğin ya da profesyonel orduların ortaya çıkışının idealizmle hiçbir ilgisi olmadığı gibi tam tersine, günümüz koşullarına uygun biçimde yani realist biçimde ortaya çıktığı görülmektedir. avrupa'nın ya da diğer gelişmiş ülkelerin jeoplitik avantajları ve daha huzurlu coğrafyada yer almaları, bu süreçte katalizör görevi görmüştür, ancak hiçbir zamanın asıl nedeni olmamıştır, ki bu ülkeler ülke güvenliğini ve savunmasını gönüllü ve profesyonel orduyla etkin biçimde de sağlamaktadırlar.

türkiye için bunları, bir yere koymamız gerekirse, türkiye cumhuriyeti, önüne koyduğu tarihsel hedeflerinin, stratejilerinin ve ülke çıkarlarının gerektirdiği biçimde bu çağdaş dünyanın bir parçası olmaya çalışmaktadır. bunun için kendi dönüşümünü yaşamakta, toplumsal ve ekonomik yapısı buna göre değişmektedir. bu dönüşümün gerektirdiği biçimde, artık eskiye ait olan zorunlu askerlik kavramı, gönüllü askerlik kavramına bırakmak zorundadır. bunun nedeni ne idealizmle, ne de barışçıl olmakla ilgilidir. türkiye'nin bulunduğu coğrafya dünyanın en karmaşık, en çatışmalı bölgelerinin kalbindedir. bunun etkin bir güvenlik ve savunma politikaları ve stratejileri gerektirdiği açıktır. ancak bunu sağlamak demek, zorunlu askerliği gerekli ya da şart kılmak demek değildir. tam da bu sebepten ötürü türkiye cumhuriyeti için, yığınlara dayanmak yerine, modern teknolojiye uygun, nitelikli ve donanımlı bir ordu oluşturması şarttır. bunların dışında, askeriyenin eğitim ya da ideolojik formasyon olma işlevi günümüzde anlamını yitirmektedir. zorunlu vatandaşlık, yerini artık gönüllü vatandaşlığa bırakmaktadır. insanları ekonomik üretimin içinde tutuabilmek daha hayati bir mesele haline gelmektedir.

işte tüm bu koşulların sağlanması, türkiye'nin bölgesinde etkin ve dinamik bir güç olması, geleceğine güvenle bakması için, zorunlu askerliğin gönüllü askerliğe dönüşümü şart gözükmektedir. bu ne bir tercih meselesidir, ne de idealist ya da realist olma meselesidir, günümüz şartlarının ve konjonktürünün türkiye'nin önüne koyduğu bir zorunluluktur.

devamını okuyayım »
06.01.2005 14:41