sakallis

  • azimli
  • mangal yürekli rişar (514)
  • 1225
  • 0
  • 0
  • 0
  • 6 ay önce

euromaidan

mutlak suretle anlayamadığım, kendi iç dinamiklerine sahip bir eylem oluyor kiev'de. herhangi bir siyasi konjonktüre uyarlanmaması gerektiğini düşünerek takip etmeye çalışıyorum. anladığım şu: ülke uzun süredir süren yoksulluk, sosyal adaletsizlik ve yolsuzluktan muzdarip.

ülke yönetiminin önünde 2 tane yol haritası var. birincisi ab görüşmeleri, diğeri rusya yakınlaşması. ab ilk etapta gümrük sözleşmeleri ile başlayan bir post-kapitülasyon sözleşmesi öne sürüyor. rusya tahvil satın alma ve gaz fiyatlarında indirime giden kısa vadede daha karlı bir anlaşma sunuyor. tabi ki rusya'nın bu albenili teklifi boş yere değil. ukrayna'nın ab yakınlaşmasını istemiyor ve kendisine bağımlı bir şekilde kalmasını arzu ediyor.

yakın siyasi tarihinde sol ve merkez tabanlı yönetimlerden çözüm üretemeyen ülke bu nirengi noktasında siyasi tabandan da beslenen bir sosyal patlamanın içinde buluyor kendisini. bu görüntüde direnişçilerin çekirdek kadrosunu aşırı sağcı/ırkçı topluluklar oluşturuyor. istedikleri şey adalet. fakat nasıl?

ab ile yapılacak olumlu yönde yakınlaşmanın bir ukrayna sağcısına sağlayacağı yarar ne olabilir? buna kendi kendime cevap bulamadım. cevap bulabildiğim tek şey aşırı yoksulluk ve çaresizliğin kendisine bu yönde bir inanç ekseni yarattığı olabildi. adaletsizliğe ve yoksulluğa karşı yapılan bir direniş elbette ki ben dahil bir çok sol görüşlü insan için dikkat çekici. buradaki paradoks direnişçilerin siyasi konumu. mesela ülkedeki sol görüşlü çevrelerde direnişçilerin haksız ve hukuksuz davrandığını okudum. iktidar kolluk kuvvetlerini sürdirek öne çıkartarak bildiğin insan avına çıkmış. böylesine bir yapıyı nasıl bu kadar ortodoks görebiliyorlar şaşırıyorum. rusya her daim mi çekici gelecek sol kanadın tutucu kesimlerine anlam veremiyorum. rusya bildiğin büyük bir emperyal ve karşısında olduğu diğer emperyalist odaklardan hiç bir farkı yok.

biz uzaktan/dışarıdan her ne yorum yaparsak yapalım aksiyonun çekirdeğinden bihaber olarak ancak zararlı yorumlar üretebiliriz. ölen insanlar olması. devlet şiddeti ile zarar görmeleri vicdani olarak kabul edebileceğim bir durum değil. fakat ırkçı denince irkilmeye yol açan doğal bir reflekse sahibim. hareketin yoğunluklu olarak ırkçı kesimin kontrolünde olması beni tedirgin ediyor.

gezi ile bağ kurma noktasında benim görebildiğim tek benzerlik canlı yayında sokakta, meydanda çatışan sivil ve üniformalı insanları seyrediyor olmak. ne başında ne sonunda fikirsel bir korelasyon olduğunu zannetmiyorum.

"devrim"i anahtar kelime alıp bakmaya çalışırsam da aklıma iran devrimi ve sonrasında yolsuzluk ve sosyal adaletsizliğe karşı mücadele edenlerin içinde kaldığı cendere aklıma geliyor. bu direnişin devrimle uzaktan yakından alakası yok.

tek dileğim daha fazla can kaybı olmaması. iki imparatorluk arasında sıkışıp kalan yoksul ve öfkeli insanların hikayesidir bu (indirgemeci bir yaklaşımla). bu insanlar siyasi görüşleri, istedikleri çözüm yolu, bulundukları taraf ekseninde değil yoksul ve öfkeli olmaları ekseninde değerlendirilmelidir.

devamını okuyayım »