sathaner

  • 4272
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 ay önce

ikinci dünya savaşı zamanında türkiye

ikinci dünya savaşı sırasında türk dış politikasının hedefi, savaşa katılmadan türkiye'nin toprak bütünlüğünü korumak oldu. türk politikasının yönünü çizenler, yabancı askerleri türk sınırlarından uzak tutarken, türk askerlerini de yabancı sınırlardan uzakta tutmaya yönelmiş bir tarafsızlık siyaseti izlediler. türk önderleri, ne bir karış toprak vermeyi, ne de bir karış daha toprak edinmeyi düşünüyordu. türkiye'yi savaşa sürükleyecek serüvenci bir politika izlememiş, bunun yerine, bir ''müttefik'' ya da ''mihver'' zaferine karşı ağırlık olarak türkiye'nin güvenliğini sağlamayı uygun bulmuşlardı. türkiye'nin tarafsızlığı, bu bakımdan, küçük bir devletin bağımsız bir güç olarak kendisini saldırıdan koruyup, dev ülkeler arasında bir denge unsuru olma politikasının uygulaması olmuştur.
devlet başkanı ve tek siyasal partinin önderi olarak oynadığı rolle, ankara'nın mutlak egemeni ismet inönü, bu uygulamanın başyöneticisi olmuştur. en önemli yardımcısı ise, dışişlerinde görevli numan menemencioğlu'ydu. sınırlı bir muhalefete izin veriliyor ve cumhuriyet halk partisi parlamento grubu, bakanlar kurulu'ndaki öbür üye bakanlarla, basında ve üniversitede ileri gelen kişiler, danışmanlık görevlerini yerine getiriyorlardı.
bu kişilerce çizilen politikanın yönü, atatürk'ün yönetimi altında girişilen tarihsel denemenin geleneklerini yansıtıyordu: türkiye cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğünün dokunulmazlığı, avrupa'daki güçler dengesinin korunması ve her türlü serüvenci politikadan uzak durulması.
ancak, tek bir kuşku bu geleneği bozdu. atatürk, sovyetler birliği'yle bir modus vivendi (1) sağladığı halde, inönü ve yardımcıları bunu olanaksız gördüler. bunun sonucu olarak da türk önderleri, savaşın gidişi müttefiklerden yana gülmeye başladıktan sonra, şunlardan korkmaya başladılar:
1) müttefikler, almanya'yı bir güç olarak avrupa'dan silmeye kalkışacaklardı; 2) ingilizler, ruslarla etki alanları anlaşmalarına girişecek ve bunun sonucu olarak sovyetler birliği, doğu avrupa'yla balkanlara egemen olabilecekti; 3) ingiltere, türkiye'yi savaşa girmeye zorlayacaktı; 4) sovyetler, türk havaalanlarının kullanılması da içinde, ingilizlere tanınan hakların, türk hükûmetince kendilerine de tanınmasını isteyeceklerdi.
1943 yılında olaylar geliştikçe, türk politikasını çizenler bu görüşlerin geçerliğine daha çok inandılar ve türkiye savaşa girecek olursa, sovyet rusya'nın ülkelerini mihver'e karşı koruma bahanesiyle istila edebileceği görüşünü savundular.
bu nedenle, inönü ve menemencioğlu, ingilizlerle işbirliğine yanaşmayı kabul etmediler. çeşitli nedenlerle ingiliz ve amerikalıları, sovyetler birliği'nin savaş sonrası niyetleri konusunda uyardılar. bu alanda başarısızlığa uğrayınca da, ingilizlerin kendilerini savaşa sokma çabalarına ve türk topraklarında hava üsleri kurma isteklerine set çektiler. bu alandaki görüşmeler, adım adım ilerlediği halde, dış bakanları düzeyinde hatta zirve toplantılarında bile başarısızlıkla sonuçlandı. türkler, ingilizlerin stalin'in ekmeğine yağ sürdüğüne, gittikçe daha çok inanıyordu. ingilizler de, türklerin müttefiklerden yana oldukları üzerine söylenenleri politik oyun sayıyordu. sonuç olarak bu durum, 1944 yılı başlarında bir güvensizlik bunalımına yol açtı.
fakat müttefiklerin savaşı kazanacakları kesinleşince, inönü, türkiye'nin tek başına kalmakta olduğunu anladı; özellikle, ülkesinin sovyetler birliği karşısında yalnız bırakılmasından kuşkulandı. bu kuşku, 1944 yılı ortalarında yeni bir dönüşe yol açtı. türk dış politikasını yeniden müttefiklerin çizgisine sokma çabası içinde türkiye, mihver devletleriyle olan diplomatik ve ekonomik ilişkilerini sertleştirdi, bunu da numan menemencioğlu'nun görevinden ayrılması izledi. türkiye, san francisco konferansı'na katılabilmek için 23 şubat 1944'te mihver devletlerine savaş açtı. savaş, türk sözcülerinin sovyetler birliği'yle pek sıkı bir biçimde ilgilendikleri, fakat, endişelerini umut dolu bir güven maskesi ardında sakladıkları hava içinde sona erdi.

edward weisband

devamını okuyayım »