stargazer

  • azimli
  • hırçın golcü (290)
  • 6094
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

21 eylül 2010 tophane artwalk galerilerine saldırı

en entellektüelinden en barzosuna kadar liberal kanatta bilindik provakatör türkülerinin okunmasına vesile olmuş olaydır. ergenekon soruşturmasının sivas olaylarına bağlanmasıyla başlayan bu trend artık yeni bir argüman serisi çıkardı, bu saldırı da bunun en son örneklerinden birinin doğuşuna vesile olmuş bir saldırıdır (tanım):

şiddet destekli x toplumsal olayı olursa arkasında y "derin güç"ü vardır, suçlu y'dir.

bunun türkiye'deki derin devletin rolü üzerinden devşirilmiş çarpık bir "common sense"den başka bir dayanağı olmayan, her olay için geçerliliği olmadığı neredeyse kesin olan, yanlışlanabilecek bir aksiyom olmasını geçiyorum (i.e., sikko bir komplo teorisi, 3-4 olayda tutar, bu 5. ve 6. olaylarda tutacağı anlamına gelmez). kendini "analitik perspektif" ile pazarlayan köşe yazarlarının (bkz: cengiz çandar) bu kadar ucuz bir lojik kısayola başvurmalarındaki ironiyi de geçiyorum.

bunun ne kadar tehlikeli bir argüman olduğunu gelin beraber etüt edelim:

öncelikle varsayalım ki aksiyom her olay altında geçerli -ki saçma bir varsayım olmasına rağmen argüman açısından önemli olan bu değil-; yani

*türkiye'de x insan bir araya gelip bir a kümesi oluşturusa ve bu a grubu kollektif olarak b kümesine şiddet uygularsa, bu a grubunu yönlendiren bir c kümesi her zaman mevcuttur ve bu c kümesi, her zaman statükoyu koruma + bireysel kazançlardan oluşan bir çıkar vektörü ekseninde hareket eder.

insan, dünya gezegeninde yaşayan en akıllı memeli. bu memelide, doğadaki hiç bir memelide olmadığı kadar bireysel hareket edebilme, analitik düşünebilme, inputları alıp göreli komplike fonksiyonlarla outputa çevirebilme potansiyeli var. modern hukuk sistemi de zaten bu bireysellik önkabulüne dayanır, i.e. ben bugün gidip 3 kişiyi provoke edip bir kişiyi öldürmelerini sağlasam (e.g. abi ananıza parmak atıp babanızın bıyığına attırmışlar, ben mahallelinin yalancısıyım), mahkeme bu 3 kişiyi cinayet suçlaması, beni ise cinayete teşvik suçlamasıyla yargılayacaktır. yani birinci suçlu eylemi işleyendir, eyleme yönlendiren ikinci derecede suçludur.

ab entegrasyon süreci sonrası pırtlak çiçeği gibi çoğalan bu so called aydınlanmış statüko karşıtı liberal grubun gazetelerde kalem oynatan önemli bir bölümü, her toplumsal şiddet olayını bir provakatöre bağlayıp eylemi fiziki olarak gerçekleştirenlerin nasıl bir durum vektörü sonucu o eylemi gerçekleştirir, o provakatörün gazına gelir olduğu hakkında kelime sarfetmemektedir, sarfetse bile maksimum "cahil işte, gaza gelmiş, fakir grup tabi" tarzı alt metinlerle bu grubun bireysel hareket etme yetisi olmayan, evrimin 2 alt basamağında, maymun-insan arası bir noktada bulunan bireylerden oluştuğunu ima etmektedir. bu argüman, kitlelerde, eylemi gerçekleştirenle empati yapılması durumunu tetikleyerek onları "sempatiyle bakılabilecek, kendi karar veremeyen, aslında en az linç edilen kadar kurban pozisyonunda olan bir memeli türü" pozisyonuna getirmektedir.

burdaki tehlikeyi ve dahi paradoksu görebiliyor musunuz kuzularım? azınlık-elit statükosu karşıtlığı üzerinden ekmek yiyen onlarca kalem, bu azınlık-elit söylemini yapısal olarak her yazılarında yeniden üretiyorlar, i.e.

a- diğerlerinden daha akıllı bir azınlık vardır
b- diğerleri evrimin alt basamağında karar verebilme yetisi olmayan memelilerdir
c- bu yüzden suçlu akıllı bir azınlıktır
d- çoğunluk (evrimin alt basamağındaki memeliler), bu sebepten dolayı suçsuzdur.

tasavvur edilen bireysel özgürlüklerin korunduğu, liberteryen bir türkiye hedefi için bu tür yazıları ürettiklerinden kuşkum yok. ama bu hedef için ön koşul olarak bireysel olarak hareket edebilen insanlar olması gerektiği gerçeğini kaçıran bir embesiller ordusuyla karşı karşıyayız.

sen eğer otel yakan, galeri basan bir gruba ağır cezalar verip, yaptığının modern toplumdaki insan memelisiyle bağdaşır bir noktası olmadığını kafasına vura vura anlatmak yerine dolaylı yoldan "tamam abi provoke edildiniz olur öyle" dersen tam da o karşı olduğun "azınlık-elit yönetimi" + "güdülen çoğunluklar" ikiliği her zaman mevcudiyetini koruyacaktır.

devamını okuyayım »
24.09.2010 15:59