tamarix smyrnensis

  • 1026
  • 17
  • 5
  • 0
  • 3 gün önce

kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması

"avrupa tarihini liberaller yazdığı için galileo galilei anlatılır hep. o dönmüştür. 'bakın siz de dönerseniz siz de hayatta kalırsınız' demek isterler. giordano bruno anlatılmaz. oysa giordano bruno müthiş bir adamdır. engizisyona direnmiştir. o dönmemiştir." der durur babam. çocukluğumdan beri ondan öncelikle mustafa kemal atatürk'ü, ardından giordano bruno'yu, sonra şeyh bedrettin'i ve jose marti'yi dinlerim.

şimdi ben bu yazacaklarımı nereye yazacağımı da bilemedim doğrusu. bir süredir carl sagan ile ilgili araştırma yapıyorum ve onun soluk mavi nokta'sını (pale blue dot) okuyorum. dün de cosmos a space-time odyssey izlemeye başladım. ilk bölümde giordano bruno'dan söz edilmesini beklemiyordum. giordano bruno, benim çok etkilendiğim düşünürlerden biridir ve kendisiyle tanışmam çok erken yaşta, insan nasıl insan oldu kitabı ile oldu.

başucu kitaplarla dolu bir annem ve babam var. özellikle de babam o kadar çok okur ki yerinden saatlerce kıpırdamadığı olur. çocukluğum kendi okuduğum kitapların yanı sıra tarih, felsefe, sosyoloji ve antropoloji kitaplarından bölümler okuyarak da geçti; çünkü babam kitaplardan beğendiği bölümleri bana mutlaka okutur, sonrasında da benimle o bölüm üzerine tartışırdı. 7. sınıfa gidiyordum. bir akşam babam beni yanına çağırdı ve uzun ve kalınca bir kitaptan bir bölümü işaretleyip "bunu okuduktan sonra konuşalım" dedi. ben o koskoca kitabı yarın okulda öğlen arasında okumak üzere çantama koydum. ertesi gün okulda açıp o bölümü okumaya başladım. sınıftaki herkes bir saatlik öğlen arasına çıktığında sınıfta kalıp kitap okumayı alışkanlık haline getirmiştim. soluksuzca okuyordum. giordano bruno'nun cehalete ve yobazlığa karşı verdiği mücadele beni öylesine derinden etkilemişti ki, böylesine aydınlanmış bir zihnin çağın ötesinde olup nasıl yapayalnız kaldığını, ama verdiği mücadeleden asla vazgeçmeyip doğru bildiği şeyi canlı canlı yakılmayı göze alacak kadar benimsediğini okudukça sanki benim zihnim de onunkiyle birlikte aydınlandı. "tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için tanrı'yı kullanırlar." demişti giordano bruno. onun verdiği mücadeleyi okudukça gözlerimden yaşlar süzülüyordu. "ben de mücadele edeceğim. vazgeçmeyeceğim" diye söz verdim kendime. giordano bruno, mustafa kemal atatürk'ün yanı sıra kendime önder edindiğim insanlardan biri oldu o gün. o günü hiçbir zaman unutmayacağım.

babam eğer bana m. ilin ve e. segal tarafından yazılmış bir antropoloji kitabının, insan nasıl insan oldu'nun giordano bruno ile ilgili bölümünü okutmasaydı düşünce özgürlüğü, bilim, gerçek, irade, din, tanrı, tutarlılık, insan, mücadele ve ilkelere ilişkin bu kadar düşünür müydüm bilmiyorum.

okuyup da bir şeyler öğrenmediğim tek bir kitap bile olmadı. okumak ilerletir. okumak büyütür. okumak düşündürür. okumak zihni aydınlatır. okumak sizi çağın ötesine taşır. okuyun.

düzeltme: anlatım bozukluğu giderildi.

devamını okuyayım »