teyakkuz

  • 267
  • 0
  • 0
  • 0
  • 6 ay önce

ağustos sıcağında 16 saat su içmeden durmak

sanırım herhangi bir seküler inansa da inanmasa da birilerinin "iyi bir şeyler" yapmasını kabullenemiyor. oruç tutmanın aslında "iyi" olmadığını düşünmeleri de yetemiyor onlara, illâ ki ele güne karşı ispatlayacak ve herkesi caydıracaklar. orucun gereksiz bir çaba olduğuna herkesi inandıracaklar. yani aslında bu adamlar kendi yapmadıkları eylemlerden dolayı duydukları vicdani sıkıntıyı gidermeye çalışıyorlar. bilerek ya da bilmeyerek kendilerinden başkalarının "mutlak iyi ve doğru" olana ulaşabilmek için bir şeyler vermesi, fedakarlıkta bulunması, belki çile çekmesi, belki emek sarfetmesi onların zoruna gidiyor. zoruna gidiyor çünkü seküler zihniyet ya tanrı'nın var olduğunu "hissettiği" halde inanmıyor, ya da inandığı halde gündemini uhrevileştirmiyor. bu sefer varoluşunun temelsiz kaldığını farkediyor. kendisini anlamlandıramıyor, anlamlandıranlara haset ediyor..

müslümanların rablerinin rızasını kazanmak için, sadece ama sadece o emretti diye bu denli fedakarlıkta bulunması bu zihniyete ağır geliyor. düşünün, dün en yakını rica etmesine rağmen internetten x'e bakmaya üşenmiş olan yakın arkadaşı bugün allah istedi diye bu sıcakta aç kalıyor. ve bu adam öylesine inanmış ki o istiyor diye aç kalıyor, o istiyor diye kışın karı eritip abdest alıyor, o istiyor diye parasının bir kısmını başka insanlara veriyor. bunları yapan adam artık -var ya da yok, tartışmıyorum- tanrı'yla kurduğu bu irtibat vasıtasıyla uhrevileşiyor. dünyevi olandan bir nebze de olsa ayrılıyor. kendisini üstte görüyor ve karşısındaki de o kişiyi üstte hissediyor. tanrı varsa da üstünleşiyor yoksa da üstünleşiyor. bu da seküler zihniyetin zoruna gidiyor.

bu adamın yaptıklarıyla iyi ve doğruya daha da yaklaşamayacağına inanan seküler kişi boş duruyor, seküler kişi beklerken bizim adamımız ilkel dedikleri, zararlı dedikleri, çileli dedikleri yöntemlerle mutlak iyi ve doğru'ya yaklaştığını düşünerek emek ve çaba sarfediyor. fedakarlıkta bulunuyor. bu da teist kişinin seküler kişiden üstün gibi algılanmasına, sekülerde dahi böyle bir algının oluşmasına sebebiyet veriyor.

sekülerin ise bundan sonra yapacağı tek şey müslüman arkadaşının "ibadetinin" tamamen saçma olduğunu dillendirmek ve mümkünse bunu kamuoyuna kabul ettirmek. böylece kendisi boş dururken onun yaptığı şeylerin de tamamen boş olduğuna herkes inanacak ve hissettiği ezinti ve vicdanî sıkıntı ya hafifleyecek ya yok olacak. artık kendisini içten içe mutlak iyi ve doğru'dan daha uzak görmeyecek. bu hususta yine müslüman olanla eşitlenecek.

işte bundan dolayı da ateistlerimiz ve dahi oruç tutmayacak olan dünyevileşmişlerimiz oruç ibadetine bu denli yükleniyor. heralde bundan dolayı bu ibadet bu kadar gündemleşiyor.

devamını okuyayım »