ukala dost

  • 151
  • 0
  • 0
  • 0
  • 7 ay önce

biat kültürü

türkiye’nin en büyük sorunu. sağcısı ve solcusu, muhafazakarı ve moderni, dindarı ve inançsızı. herkeste var bu sorun. bir fikire değil de, o fikrin vücut bulmuş hali olan bir insana fikire sadık olduğundan daha sadık insanlar. biz bu kültürden kurtulamadığımız sürece her yönetici (başkan, patron, lider, komutan vs. farketmez) elinde sonunda bir tirana dönüşecek.

eğer bir topluluk, bir insana sınırsız güç verirse o insan istediği her şeyi yapmakta özgür hale gelir. güçler ayrılığı filan falan bunlar farketmez çünkü elinde güç olan bir insan başkalarını kolayca etkileyebilir. bir başkan düşünün yüzde elli oy alıyor, senelerdir. meclis başkanı, milletvekilleri, bakanlar bu adama senelerdir biat ediyor. bu adama aşıklar. durum böyle olduktan sonra yasama, yürütme, yargı işlemleri ne kadar demokratik ve adil olsa dahi bu adam bütün hepsini yönetebilecek güçte.

şöyle diyebilirsiniz “bir insana bu kadar insan bu kadar güç ve kontrol veriyorsa, o adam haketmiştir.”. evet, söylediğiniz doğru. bu adam bu gücü alnının teriyle alıyor. ancak bir insanın bu kadar güçlenmesi doğru mu? şöyle bir tarihteki diktatörlere bakalım.

sevilen diktatörler:

julius sezar:
sezar, diktatörlüğü demokratik bir yolla elde etti. “diktatörlük” ünvanını senato seçim ile verdi (halkta olabilir çok iyi hatırlamıyorum). başarılı bir komutan ve konsüldü. ancak en sonunda senatörler demokrasiyi yok edeceğini düşünüp (tabi burası biraz daha karışık çünkü senatörlerin kendi çıkarları da işin içine giriyor, (bkz: yolsuzluk) ) senatoda hep beraber bıçakladılar. ancak bu hareketleri halkla ters düştü ve en sonunda roma imparatorluğa dönüştü.

napolyon bonapart:
ilk önce büyük konsül, sonra hayat boyu konsül ve en sonunda imparator seçilmiş bir adam. bakın halk tarafından imparator seçilmiş bir adam. hayatı boyunca bir sürü başarıya imza attı. sadece moskova’ya kadar bütün avrupa’yı fetheden bir komutan değil, fransız devrimini kurtaran bir devrimci, code civile’i yaratan bir devlet adamıydı. ancak en son kendi hırsına yenildi. rusya seferi, ardından elba adasından sürgünden geri dönüp tekrar savaşa girmesi sadece fransa’ya zarar vermedi, aynı zamanda avrupa’daki bütün devrimci hareketlerin ertelenmesine neden oldu.

neden sevilen diktatörler ? çünkü şu anda bile bir çok insan tarafından sevilen insanlar bunlar. ancak ne kendi sonları ne de vatanlarının sonları iyi bitmedi (roma için tartışılır). peki, bu ne demek ? bence güç yozlaştırır demek. napolyon, sürgün dönmese ya da döndükten sonra tekrar savaşa gitmese fransa sınırları çok daha geniş kalacaktı.

bir insan ne kadar başarılı olursa olsun, hata yapar ve bir insan ne kadar güçlüyse sorumluluğu o kadar büyüktür. sorumluluğu ne kadar büyükse, yaptığı hataların sonuçları o kadar büyüktür. eğer biz bu biat kültüründen kurtulamazsak, ülkeyi yöneten liderler hatalar yapmaya devam edecek ve bu hataların bedelleri bütün ülke için ağır olmaya devam edecek.

peki neden biat kültürü ?
bence türkiye’deki bu kültür çocuk eğitiminden geliyor. çok küçük yaştan beri çocuklara, ebeveynler devamlı emir vererek konuşuyor. “şunu şöyle yap, bunu yapma, dur, koşma, düşersin.” bunun sonucunda çocuk emir almaya alışıyor ve emir almak daha rahat geliyor. 18 yaşına kadar ebeveynleri tarafından emir verilerek yetiştiriliyor. peki sonra ne oluyor ? sonra kendisine emir veren ebeveynler ortadan kalkınca, kendisine emir veren başkalarını dinliyor çünkü o buna alışmış ve bu daha kolay. bundan dolayı insanlar birilerine biat ediyor ve etmek istiyor. onu yöneten birisinin olmasını istiyor.

bırakın çocukları, kendi hareketlerinin sonuçlarını düşünsünler. düşünen insan biat ermez. kendi beynin efendisi olan insan, hükmedilemez.

devamını okuyayım »