vulpius

  • 1261
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

matematiksel ifadelere fiziksel anlam atfetmek

...ve kant, yüzyıllar öncesinden feynman'a cevap veriyor:

"içindeki uzamın birçok rastgele belirlenimlerini hemen genel bir kural halinde birleştiren dairenin özelliklerine baktığımızda, bu geometrik şeye bir doğal yapı yüklemeden edemeyiz. işte bu şekilde birbirini, aynı zamanda da daireyi kesen iki çizgi ne şekilde çizilirse çizilsin, birbirini hep öylesine düzenli bölerler ki, bir çizginin her parçasını tamamlayarak çizilebilecek dikdörtgen öteki çizginin her parçasını tamamlayarak çizilecek dikdörtgene eşittir. şimdi şunu soruyorum: "bu yasa dairede midir, yoksa anlama yetisinde mi?" yani bu şekil, anlama yetisinden bağımsız olarak, bu yasanın temelini kendinde taşıyor mu, yoksa anlama yetisi, kavramlarına göre (yani yarıçapın eşitliğine göre) bu şekli kurarken, aynı zamanda, geometrik orantıyla kesişen kirişler yasasını onun içine koyuyor mu? bu yasaların ispatları izlenirse, hemen görülecektir ki, o, yalnız ve yalnız anlama yetisi bu şekli kurarken temele koyduğu koşuldan, yani yarıçapın eşitliğinden çıkarılabilir. şimdi eğer bu kavramı genişletirsek ve ortak yasalara bağlı geometrik şekillerin çeşitlilik gösteren özelliklerinin birliğini biraz daha öteye götürüp daireyi konik bir kesit -dolayısıyla başka konik kesitlerle kurmanın aynı temel koşullarına bağlı- sayarsak; bunun içinde yani elips, parabol ve hiperbol içinde kesişen bütün kirişler öyle kesişirler ki, bunların parçaları tamamlanarak çizilen dikdörtgenlerin, eşit olmamakla birlikte, birbirleriyle hep aynı ilgiler içinde olduğunu buluruz. daha da öteye, yani fiziksel astronominin temel öğretilerine gidersek, bütün maddesel doğada yaygın karşılıklı çekim yasası kendini gösterir. bu yasanın kuralı ise şudur: bu karşılıklı çekim her çeken noktadan uzaklığının karesiyle ters orantılı olarak, içlerine yayıldığı küresel yüzeyler arttığı ölçüde azalır; bu ise, şeylerin kendilerinin doğal yapısında zorunlu olarak bulunuyor gibi görünüyor; bu nedenle de genellikle a priori bilinebilir olarak sunulur. çeşitli yarıçaplı küresel yüzeylerin yalnızca aralarındaki ilgiye dayanan bu yasanın kaynakları ne kadar yalınsa, ondan çıkan sonuç da, çok çeşitli durumlara düzenli bir şekilde uygun düşmesi bakımından o kadar eksiksizdir; öyle ki bundan, yalnız göksel cisimlerin olabilecek bütün yörüngelerinin konik kesitler olduğu çıkmaz, aynı zamanda aralarındaki ilginin öyle olduğu çıkar ki, uzaklıkların karesinin ters orantılılık yasasından başka, kozmik bir sistem için uygun olan bir çekim yasası tasarlanamaz.

demek ki burada, anlama yetisinin a priori olarak, hem de en başta uzamın belirlenmesinin genel ilkelerinden bildiği şey, yasalara dayanan doğadır. şimdi şunu soruyorum: bu doğa yasaları uzamda mıdır ve anlama yetisi bunları sadece uzamda bulunan zengin anlamı araştırmaya çalışırken mi öğreniyor? yoksa bunlar anlama yetisinde ve onun, tüm kavramlarının yöneldiği sentetik birliğin koşullarına göre uzamı belirlediği tarzda mıdır? uzam öylesine tekbiçimli ve kendisine özgü özellikler bakımından öylesine belirsizdir ki, onda bir doğa yasaları hazinesi aramak, kuşkusuz söz konusu değildir. buna karşılık, uzamı daire, koni ve küre şeklinde belirleyen şey, bunları kurmanın birliğininin temelini taşıyan anlama yetisidir. demek ki, kendisine uzam adı verilen görünün yalnızca genel biçimi, herhalde tek tek nesnelerde belirlenebilecek bütün görülerin taşıyıcısıdır ve görülerin olanaklılığının ve çeşitliliğinin koşulu hiç kuşkusuz uzamda bulunur; ama nesnelerin birliği ancak ve ancak anlama yetisi tarafından, hem de onu doğal yapısında bulunan koşullara göre belirlenir. böylece, bütün görünüşleri kendi yasaları altında toplayan, bunu yapmakla da en başta deneyi (biçimi bakımından) a priori olarak meydana getiren anlama yetisi, doğanın genel düzeninin kaynağıdır. bu düzen sayesinde ancak deneyle bilinebilecek her şey, zorunlu olarak onun yasaları altına girer. çünkü bizi ilgilendiren, duyusallığımızın olduğu kadar anlama yetimizin de koşullarından bağımsız olan kendi başına şeylerin* doğal yapısı değil, olanaklı deneyin bir nesnesi olarak doğadır; burada doğayı olanaklı kılan anlama yetisi, aynı zamanda duyular dünyasının ya deney nesnesi olmamasını, ya da doğa olmasını sağlar."

prolegomena, §38

kant'ın duyusallık, anlama yetisi, kendinde şey, tasarım gibi kendi felsefesine has terimlerle yeni tanışanlar için şu başlıklar faydalı olabilir:
(bkz: kritik der reinen vernunft)
(bkz: the story of philosophy/#6586133)
(bkz: ding an sich)

devamını okuyayım »
16.02.2010 23:09