yul

  • azimli
  • mülayim ama sempatik (535)
  • 5895
  • 31
  • 4
  • 1
  • bugün

ssg

her ne kadar biri diğerinden beslense de kendisi bireysel ssg ve kurumsal ssg olarak iki ayrı başlık altında incelenmelidir aslında...

bireysel ssg'yi, elinde yarım limonuyla ssg nin limonlu radikal pozu fotoğrafını saymazsak genel toplamda sadece bir kere ada'daki şarap peynir zirvelerinden birinde görmüşlüğüm vardır.. daha doğrusu kimseleri tanımadığım zirvede yalnız kalmamak için peşimden sürüklediğim arkadaşla birlikte bir ağacın altında demlenirken kendisi çıkagelmiştir.. "merhaba ben ssg siz kimsiniz?" dediği zaman kazık yaşıma rağmen, kendimi tuvalette sigara içerken okulun müdürüne yakalanmış lise öğrencisi gibi hissettiğimi hatırlıyorum.

bizim nesil bu işlere sonradan bulaştığından mıdır nedir, oldum olası yapay gelir ve kendimi nickimle tanıtmayı beceremem... yine aynı şey olmuş, ben iki kere gukladıktan sonra yakamdaki stickerı akıl edebilmiştim... o ayaküstü sohbetten aklımda kalan kim kime dum duma bir zirvede ssg'nin hiç de mecbur olmadığı halde, gayet güzelce evsahipliği yaptığı ve benim gibi tedirgin sazanı bile ortama dahil etmeyi becerdiğidir...

kurumsal ssg'ye gelince... kendisi saçma sapan da olsa sözlükle ilgili kafama takılan herhangi bir soru için gönderdiğim mesajlara gayet çabuk, açıklayıcı, samimi cevaplar vermekte ve en azından benim için güvenilir mercii olmaya devam etmektedir...

ayrıca, kurumsal ssg'nin sinirlerinin falan alınmış olduğunu düşünüyorum... çünkü bu kadar kalabalık, bu kadar çeşitli karakter, kültür ve zeka düzeyindeki insanların bir arada olduğu bir ortamı yönetmeye çalışmak beni kesinlikle aşardı ya sinir hastası olur, ya cinayet işler ya da her gün başka biriyle mahkemelik olurdum herhalde... yoga mı yapıyor nedir bilemem artık, ama adam sağda solda okuduğumuz röportajlarında da gayet alçakgönüllü gayet gaza gelmez cevaplar vermekte.. tuhaf bişi..

bir de tabii benim bu kadar zaman sonra iade i entry yazma nedenim var... belki sözlük gençlerinin ilgisini çeker...

ssg sadece ve sadece severek yaptığı bir işi, bir hobiyi, ciddiye alarak meslek haline getirmiştir. bildiğimiz kadarıyla, harvardlı, masterlı, 8 yabancı dilli biri olmamasına rağmen, hepimizin bildiği kurumların dikkatini çekmiş, muhtemelen (ve umarım) son derece parlak bir kariyerin başlarında bir yerlerdedir...

seçilecek mesleğin kazancını, güvencesini, saygınlığını, ailenin istemesi gibi nedenlerini bir yana bırakıp, yapılan işin sadece sevilmesinin de kazancı, saygınlığı, vs.yi arkadan getirebileceğini gösteren çok yakınımızdan bir örnektir ssg... kendisi gerçektir...

budur...

devamını okuyayım »
18.05.2005 13:25