şükela:  tümü | bugün
  • give up bad coffee for good sloganiyla french-press satan sirket
  • tribuson, sarap sisesi tikaci, michael graves tasarimi fincanlar, french pressler, tepsiler... bir cok keyif verici mutfak aleti yapan ve pazarlayan bir firmanin adidir, $ik markadir.
  • rengarek french press'leri ile değişik çeşitler sunan hoş bir dükkandir... balik şeklinde tereyaği biçaklari gibi orijinal fikirleri de vardir, sevilesi bir dükkandir...
  • tasarimlari ote duzeyde olan, simdilerde bardaklarinin taklidi migroslarda satilan, french presste bi selpak mendil, coca cola mertebesine gelmis (marka) olan sirket
  • türkiye pazarında en pahalı french press satan marka. paşabahçedeki örneklerinin yaklaşık 3 katı fiyatında aksesuarlar satmaktadırlar.
  • 1949'da danimarka'da peter bodum tarafindan kurulmus, 70'lerde sirketin basina gecen ogul jorgen bodum'un (bugun eserleri modern sanat muzelerinde sergilenen) carsten jorgensen'i tasarimci olarak ise almasiyla daha philippe starck'in portakal sikma aleti yapmadigi, tasarimcilarin mutfak gerecleri yaratmak gibi islerle kendilerini "kucultmedigi" bir donemde yola cikmanin avantajini kullanmistir bodum. kuskusuz butun french press kahve sevenlerin (hatta benim gibi sevmeyenlerin bile) tanidigi melior, firmanin simgesi konumundadir.

    fakat bir basin bulteni hassasiyetinde yazdigim bu satirlarin ardindan bir durup dusunelim, hani tasarim sanattan geliyordu? neden bauhaus, ikea, bodum gibi yerler aklimiza kotu fikirler sokarak bizi surekli satin almaya, para harcamaya sevk ediyorlar? neden bir allahin kulu da "fashion victim"den sonra "design victim" kavramini yaratmiyor? urunlerini "sanatcisiz sanat" gibi sunan bu yerlere bakinca isyan ediyor insan.

    hatta bu isyanimi ve entrymi bir maniyle tamamlayayim:
    tasarim sanattan degil de ticaretten geliyor bence,
    birakin yakami fakirim ben.

    gercekten cok igrenc bir mani oldu.
  • bardaklarinin ve kirmizi logosunun hastasi oldugum marka. ozellikle metal iskelet icine yerlestirilmis kulplu bardaklari oldukca hostur. onun disinda yine oldukca super sik gozuken iki kat camdan yapilmis bardaklari vardir(isicam gibi bir sey).

    genellikle butun urunleri beklentinizin oldukca altinda agirliga sahip olup beklentinizin oldukca uzerinde fiyat etiketiyle satisa sunulmuslardir. agzinizi sulandirir, eve gider gitmez bir nescafe hazirlayip kendinizi avutursunuz.
  • bodum'un çift duvarlı cam urunleri için (bkz: double wall thermo glass)
  • french press'li termosları hiç dayanıklı değildir, teoride desen zehir gibi pratik dersen sallanmakta bir ürün olduğundan içinde kahve demlendikçe yamulabiliyor ve dahi çatlayıp sızdırabiliyormuş. makineye girebilir yazmasına rağmen makineye hiç sokmamak gerekmiş hele kendisini. yazık oldu, oysa ne umutlarım vardı ona dair...