şükela:  tümü | bugün
  • sahip olmak için peşinde çok koşulan ve sonunda elde edilen bir şey hakkında; hemen akabinde sahip olmaktan ve verilen emekten dolayı pişmanlık duymak.
    anlamına gelen ingilizce deyim.
  • lise çağlarında paramız az, adını blue jean'den öğrendiğimiz sanatçı ve albüm çok olduğu için; ince eleyip sık dokuyarak aldığımız pahalı "yabancı" kasetlerin ilk dinlemede boktan çıkması sonucunda hissettiğimiz duyguydu. bunu yatıştırmak için albümleri tekrar tekrar dinleyip en azından 1-2 parçayı sevmeye çalışırdık*.

    "bir dinlediğimi bir daha dinlemem hacım" beyanatları verebilecek boyutta mp3 arşivleri edinilince tatlı tatlı tebessüm ettiriyor insana.
  • onemli bir para verilerek alinan urune karsi suphe duymak. genelde gelip gecer. farkli sebeplerden kaynaklanabilir.
  • insanlar sürekli olarak büyük ya da küçük kararlar verir. ancak her kararın, her eylemin bir bedeli vardır. örneğin 80.000 liraya volkswagen golf alıp birkaç ay sonra "keşke 50.000 liraya renault fluence alaydım?!?!" dediğiniz oldu mu? ya da bir restoranda 250 lira hesap geldikten sonra "o paraya gider dana alır, çatlayana kadar yerdim?!?!" diye düşündüğünüz oldu mu? bazen verdiğimiz kararlar, pek de içimize sinmeyen sonuçlar doğurur ve başka türlü bir karar vermiş olmayı dileriz. işte buna alıcı pişmanlığı (buyer's remorse) denir.

    bu kavramın varlığından şu an haberdar olsak bile bu durumu, bu pişmanlığı çocukluktan beri bilfill yaşıyoruz. yani hiç de uzak olduğumuz bir kavram değil alıcı pişmanlığı. psikoloji alanındaki araştırmalar, insanlar verdiği kararlardan memnuniyet duymaya meyilli olduğu ifade ediyor. en basitinden, kararlarımızı güvenilir bir veriye dayandırdığımızda sonucun da daha pozitif olacağına inanırız. bu nedenle vereceğimiz kararlarda dikkatli olmamız konusunda ailemiz ve öğretmenlerimiz bize sıkı tembihlerde bulunur. bunun ötesinde, psikolojik süreçler de verilen karardan memnuniyet duymayı sağlar.

    bilişsel uyumsuzluk (cognitive dissonance) bu konuda kişiye psikolojik rahatsızlık verir. kişi bu rahatsızlığı şiddetini azaltmak için kişi verdiği kararların o kadar da kötü olmadığını düşünmeye eğilim gösterir. başka bir kararın bundan daha kötü bir sonuç doğuracağına inanmaya başlar. böyle bir zihinsel süreç kişinin pişmanlığını azaltmaya yöneliktir. bazen satın alma eyleminden doğan pişmanlığı savunma aracı olarak araçsallaştırmak da mümkündür. sorumluluktan kaçmak, pişmanlığı gizlemek için "kandırıldık" ya da "kim olsa aynı şeyi yapardı." gibi ifadeler kullanılır. kişi burada hala iyi bir karar verici olduğu düşüncesindedir.

    bu psikolojik süreçler içseldir. diğer bir deyişle başkaları verdiğimiz kararı ve bu kararın sonucunu bilmese bile kişi kendi kendine böyle düşünür. bazen de çevremizdeki insanlar olup bitenden haberdar olur. insanların bizi nasıl algılayacağı, başkalarının bizim hakkımızdaki düşünceleri de bilişsel uyumsuzluk ve alıcı pişmanlığı arasındaki gerilimi tetikleyebilir. psikolojik olarak rahatsızlığın yanı sıra, başkaları tarafından kınanma ya da eleştirilme korkusuyla pişmanlığımızı dillendirmeme ihtimalimiz yüksektir.

    bazen de bir kararın olumsuz sonuçları o kadar açık ve inkar edilemezdir ki yukarıda bahsettiğimiz kalkanlar ve savunma mekanizmaları işe yaramaz. dolayısıyla eş dost, aile, arkadaş eleştirisine ve en azından yorumuna maruz kalırız.

    >satın alınan arabanın fiyatı makul olsa bile yedek parça ve bakım maliyetleri astronomik olabilir.
    >sipariş edilen iskenderdeki et kamyon lastiği gibi çıkabilir.
    >yeni satın alınan telefon, gelecekte güncelleme almayacak olabilir.

    bazen bu pişmanlığı sahiplenmekten başka çare kalmaz. bilişsel uyumsuzluğa ne kadar direnç göstersek bile alıcı pişmanlığını deneyimlemekten kaçınamayız. bu durumu deneyimlemeye izin vermek ise psikolojik ve sosyal açıdan sağlıklı olmak için önem arz eder. eğer alıcı pişmanlığı yaşıyor ve bu pişmanlığa bir kılıf uydurmaya çalışmıyorsanız gelecekte daha iyi bir kararlar verebilirsiniz. iyi ebeveynler ve öğretmenler, çocuklara hata yapmanın ve hatalardan ders çıkarmanın önemini öğreten kişilerdir.