şükela:  tümü | bugün
  • bulunduğumuz yerde sinemanın sadece sözde var olması sebebiyle yine ordan burdan kovalayacağımız gaspar noe filmi.
    çıldıracağım yeminle.. adamlar bkm komedilerinden başka bir şey getirmiyorlar.
  • muhtemelen etkisinden çok uzun süre çıkamayacağım film. gaspar noe bu filmle birlikte krallığını ilan etmiş. irreversible'dan bariz biçimde daha yi, enter the void'le yarışır düzeyde. love ise yanına bile yaklaşamaz. öyle ki bundan bir önceki film olan love bu filmin yanında çok ciciş, çok naif kalmış. ki bilmeyenler için, love yarısı porno (ki mecazen değil, gerçek anlamda porno) sahnelerden oluşan ağır dramatik kahredici bir filmdir.

    --- spoiler ---
    kamera film boyunca bir observer gibi grubun arasında aklı başında biçimde dolaşıyor ama ikinci yarıda o malum tepeden çekim danslar ve credits'ten sonra (evet ruh hastası credits'i filmin ortasına koymuş) kameranın da sangria içmiş gibi delirişine tanık oluyoruz. aktüel kamera aktüellikten çıkıp bildiğimiz ters dönen, mantıksızca ruh gibi etrafta dolaşan, saçma açılar kovalayan çılgın gaspar noe kamerasına dönüyor. ilk yarısı video klip tadında, biraz da karakterleri tanıyalım modunda light geçen film ikinci yarı karakterlerin bilinçaltının dışa vurmaya başlamasıyla adeta "alien meets enter the void" gibi bir şeye dönüşüyor. izlediğim 10 filmden 8'i gerilim olmasına ve çok film izlememe rağmen belki üç dört senedir hiçbir filmde bu kadar gerilmemiştim. onlarla birlikte benim midem de bulandı, oradan kaçmak kurtulmak istedim (geçmişte bazı kötü deneyimleriniz varsa tebrikler, sıçtınız), ama film izleyiciye nefes aldırmak şöyle dursun, her yeni dakikada bir önceki dakikayı aratacak kadar kapandı, karabasan gibi üzerime çöktü. evet bir climax'i anlatıyor ama tersine climax.

    rahatsız olduğum tek nokta sonunda lsd'yi kimin koyduğunu göstermesi oldu. sanki merak ediyormuşuz, sanki bu kadar şeyden sonra aklımızda o soru kalmış gibi. gaspar bari sen yapma. gerçi düz sinema izleyicisi illa bir hikaye görmek istiyor. filmin ilk yarısındaki uzun dans sekanslarında salonda bayağı bir insan oıflayıp pufladı (keşke filmekimi'nde gitseymişim, orada izleyici profili biraz daha iyi oluyor), filmden kopanlar oldu, hemen bok varmış gibi o telefon ekranları parlamaya başladı. gaspar'ı da anlıyorum. son yarım saat neler olmuş, izleyici adını unutacak seviyeye gelmiş, hala "ee kim koymuş lsd'yi öğrenemedik" diye soracak üç beş çomar varsa onlara otuz saniyelik kısa final yapmış. ama yapmasaydın da iyiydi be abi, o sorunun cevabını bazı ticari kaygılar yüzünden verdiğin öyle barizdi ki. filmekimi'ndeki bir başka muhteşem film olan beoning'in finalindeki cinayet ne kadar gereksizse burada da göze asit damlatma sahnesi o kadar gereksiz geldi.
    --- spoiler ---

    değinmeden olmaz, filmin neredeyse 1,5 saat aralıksız devam eden muhteşem müzikleri var. açılış erik satie'nin meşhur once upon a time in paris'inin (trois gymnopedies) daha da iç burkan bir cover'ıyla başlayıp fragmanda da kullanılan supernature'la devam ediyor. sonra da aphex twin'inden daft punk'ına çok iyi bir dj set çalıyor. basları içinizde hissettikçe daha iyi havaya giriyorsunuz. sırf o yüzden filmin sinemada izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. evde izleyecekseniz bile kulaklık takın öyle izleyin.

    son olarak filmle ilgili trivialar:

    -çekimler filmi cannes'a yetiştirmek için 15 günde tamamlanmış.
    -senaryo 5 sayfa, gerisi doğaçlamaymış.
    -sahneler kronolojik sırayla çekilmiş.
    -gaspar noe'ye göre filmin ilk yarısı roller coaster, ikinci yarısı korku tüneli treni gibiymiş.
    -internette asit kullanan insanların videolarından bir derleme yapılmış, çekimlerden önce herkese izletilmiş.
    -selva'yı oynayan oyuncu dışında cast'ın tamamı dansçılardan oluşuyor. gaspar noe bu ekibi dans kulüplerinden ve internetten toplamış.
    -açılışta tek plan çekilen toplu dans sahnesi 15 kez denenmiş.
    -bireysel dansların hiçbiri koreografi değil, dansçılar içinden geldikleri gibi oynamış.
    -film 1996 yılında geçiyor. o yüzden telefonları yok. müzikler ve kıyafetler de ona göre seçilmiş.
    -gaspar noe uzun planlar için victoria'dan ilham almış (izlemediyseniz kesin izleyin. iki küsür saat tek plan giden bir filmdir)
    -bir röportajda gaspar noe filmin temasının kontrolü kaybetmek ve güvenli bir yerin tekinsiz bir yere dönüşmesi olduğunu söylemiş. ayrıca 2001 a space odyssey'de nasıl maymunların insana evrimi gösteriliyorsa, bu filmde de tersine bir evrimi göstermek istemiş.
  • muhtemelen etkisinden çok uzun süre çıkamayacağım film. gaspar noe bu filmle birlikte krallığını ilan etmiş. irreversible'dan bariz biçimde daha yi, enter the void'le yarışır düzeyde. love ise yanına bile yaklaşamaz. öyle ki bundan bir önceki film olan love bu filmin yanında çok ciciş, çok naif kalmış. ki bilmeyenler için, love yarısı porno (ki mecazen değil, gerçek anlamda porno) sahnelerden oluşan ağır dramatik kahredici bir filmdir.

    --- spoiler ---
    kamera film boyunca bir observer gibi grubun arasında aklı başında biçimde dolaşıyor ama ikinci yarıda o malum tepeden çekim danslar ve credits'ten sonra (evet ruh hastası credits'i filmin ortasına koymuş) kameranın da sangria içmiş gibi delirişine tanık oluyoruz. aktüel kamera aktüellikten çıkıp bildiğimiz ters dönen, mantıksızca ruh gibi etrafta dolaşan, saçma açılar kovalayan çılgın gaspar noe kamerasına dönüyor. ilk yarısı video klip tadında, biraz da karakterleri tanıyalım modunda light geçen film ikinci yarı karakterlerin bilinçaltının dışa vurmaya başlamasıyla adeta "alien meets enter the void" gibi bir şeye dönüşüyor. izlediğim 10 filmden 8'i gerilim olmasına ve çok film izlememe rağmen belki üç dört senedir hiçbir filmde bu kadar gerilmemiştim. onlarla birlikte benim midem de bulandı, oradan kaçmak kurtulmak istedim (geçmişte bazı kötü deneyimleriniz varsa tebrikler, sıçtınız), ama film izleyiciye nefes aldırmak şöyle dursun, her yeni dakikada bir önceki dakikayı aratacak kadar kapandı, karabasan gibi üzerime çöktü. evet bir climax'i anlatıyor ama tersine climax.

    rahatsız olduğum tek nokta sonunda lsd'yi kimin koyduğunu göstermesi oldu. sanki merak ediyormuşuz, sanki bu kadar şeyden sonra aklımızda o soru kalmış gibi. gaspar bari sen yapma. gerçi düz sinema izleyicisi illa bir hikaye görmek istiyor. filmin ilk yarısındaki uzun dans sekanslarında salonda bayağı bir insan oıflayıp pufladı (keşke filmekimi'nde gitseymişim, orada izleyici profili biraz daha iyi oluyor), filmden kopanlar oldu, hemen bok varmış gibi o telefon ekranları parlamaya başladı. gaspar'ı da anlıyorum. son yarım saat neler olmuş, izleyici adını unutacak seviyeye gelmiş, hala "ee kim koymuş lsd'yi öğrenemedik" diye soracak üç beş çomar varsa onlara otuz saniyelik kısa final yapmış. ama yapmasaydın da iyiydi be abi, o sorunun cevabını bazı ticari kaygılar yüzünden verdiğin öyle barizdi ki. filmekimi'ndeki bir başka muhteşem film olan beoning'in finalindeki cinayet ne kadar gereksizse burada da göze asit damlatma sahnesi o kadar gereksiz geldi.
    --- spoiler ---

    değinmeden olmaz, filmin neredeyse 1,5 saat aralıksız devam eden muhteşem müzikleri var. açılış erik satie'nin meşhur once upon a time in paris'inin (trois gymnopedies) daha da iç burkan bir cover'ıyla başlayıp fragmanda da kullanılan supernature'la devam ediyor. sonra da aphex twin'inden daft punk'ına çok iyi bir dj set çalıyor. basları içinizde hissettikçe daha iyi havaya giriyorsunuz. sırf o yüzden filmin sinemada izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. evde izleyecekseniz bile kulaklık takın öyle izleyin.

    son olarak filmle ilgili trivialar:

    -çekimler filmi cannes'a yetiştirmek için 15 günde tamamlanmış.
    -senaryo 5 sayfa, gerisi doğaçlamaymış.
    -sahneler kronolojik sırayla çekilmiş.
    -gaspar noe'ye göre filmin ilk yarısı roller coaster, ikinci yarısı korku tüneli treni gibiymiş.
    -internette asit kullanan insanların videolarından bir derleme yapılmış, çekimlerden önce herkese izletilmiş.
    -selva'yı oynayan oyuncu dışında cast'ın tamamı dansçılardan oluşuyor. gaspar noe bu ekibi dans kulüplerinden ve internetten toplamış.
    -açılışta tek plan çekilen toplu dans sahnesi 15 kez denenmiş.
    -bireysel dansların hiçbiri koreografi değil, dansçılar içinden geldikleri gibi oynamış.
    -film 1996 yılında geçiyor. o yüzden telefonları yok. müzikler ve kıyafetler de ona göre seçilmiş.
    -gaspar noe uzun planlar için victoria'dan ilham almış (izlemediyseniz kesin izleyin. iki küsür saat tek plan giden bir filmdir)
    -bir röportajda gaspar noe filmin temasının kontrolü kaybetmek ve güvenli bir yerin tekinsiz bir yere dönüşmesi olduğunu söylemiş. ayrıca 2001 a space odyssey'de nasıl maymunların insana evrimi gösteriliyorsa, bu filmde de tersine bir evrimi göstermek istemiş.
  • az önce izlediğim mükemmel bir gaspar noe filmi.

    --- spoiler ---

    filmin ilk yarısı eğlenceli ve karakterleri tanımaya yönelik, diğer yarısında lsd etkisiyle beraber karakterlerin gizli korkuları karşılıklı diyaloglarda geçiyor. kimin neye takıntısı var kim napmak istiyor burada öğreniyoruz. daha sonra ortalık adeta bir cehenneme dönüyor ve kamera diğer gaspar noe filmlerindeki gibi fıldır fıldır dönmeye başlıyor. birbirinden farklı 20 karakter ve cıstak cıstak gerilimli müzikle cehennemi damarlarımızda hissediyoruz, özellikle bazı sahneler bizi derinden dürtüyor. hamile kadının kendini kesmesi ve küçük çocuğun çarpıldığı sahne gibi. onun dışında aslında diğer noe filmlerine göre çok da rahatsız edici bir yönü yok, sadece seyir zevkinin daha iyi olduğunu düşünüyorum. özellikle filmin kısa tutulması çok iyi olmuş.

    --- spoiler ---
  • hayatı boyunca kimyasal uyuşturuculardan uzak duracaklar için müthiş bir deneyim bu film. harika bir dans sahnesi ile sinemanın unutulmazları arasına giren gaspar noe yine rahat durmamış. üstüne üstlük bu kez seviye belirleyecek derecede deneysel, şiirsel ve saykodelik bir yapıt ortaya koymuş. çoğunluğunun kamera önü geçmişi olmayan oyuncu kadrosu ise adeta döktürüyor. özellikle selva rolündeki sofia boutella özel bir alkışı hak ediyor. yani noe yaptığı bu film ile sinemanın yaramaz yönünü gıdıklamayı yine başarmış.
  • tam bir delilik.
  • bence bi film değil başka bişey bu. ve bu başka şey bir kere de olsa deneyimlenmeli. iyi ya da kötü diye sınıflandırmıyorum ama bu filmi izlemezseniz sinema tecrübeniz eksik kalır.

    ayrıca;

    --- spoiler ---

    (bkz: bad trip)

    --- spoiler ---
  • gaspar noe neydi, gaspar noe emekti. cidden.

    adam bu filmi 3 haftada çekmiş. bu ne demek şöyle anlatayım.

    bugün ülke olarak yaptığımız her şeyi bıraksak, böyle bir film çekmeye çalışsak, bakın trilyon dolarlık hacim ve 80 milyondan bahsediyorum. çekemeyiz.

    adam 30 kişilik oyuncu-ekiple dünya için karın tokluğu seviyesinde parayla bu filmi çekiyor.

    beyin böyle bir şey, elbette sadece beyin değil, o beynin yaşadığı dünya bizim gibi daha cinsiyetleri tanımlayamamış, anlamamış toplumlar için zaten ulaşılmaz noktada. gidersek ulaşıyoruz, bu sikik yerde o şansımız yok.

    neyse, film ne onu şeyapalım.

    ya da yapmayalım. anlayan zaten anlıyor, anlamayan da burda okuduğu bir yazıyla bu filmi anlayacak seviyeye gelemeyecek. her türlü zaman kaybı.

    ham kayıtları, tekrarları, kamera arkasını, ne kadar malzeme varsa elinde gaspar abim yayınlasın veya paket halde satsın. hepsini izlemek istiyorum.

    izlediğim son iyi filmin üzerinden sanırım üç yıl geçti. sinema izleyici isteklerini, yani sıradan insanı, yani düşük zekalı dünya nüfusunu tatmin etmeye evrildi. artık film çekilmiyor. bu şeylerin çoğu 5 yaş zekası için takip etmesi kolay basit hikayeler. thanos şöyle mi yaptı, yok ağzına aldı, hayır hayır yarrak taşı aslında şu işe yarıyormuş muhabbeti beyinsizler için güzel egzersiz.

    ama işte malesef kalabalıklar ve doğal olarak ağza alınması gereken kitle bunlar. biz de çaresiz bu vasat altı dünyada yaşıyoruz. çile amk, hakkaten çile ya. o eski ve kullanışsız kelimeyi yaşıyoruz.

    tekrar neyse, gaspar abim öpüyorum çok. bugün ölsem son günümde tüm hayatıma değer bir şey yaparak ölmüş olurum. senin filmini izleyip anlayarak bir süre geçirdim. binlerce fikir saçmışsın ben aldım hepsini, çok eğlendim. mini minnacık, ufacık bir sevmemezlik hakkım varsa onu da filmin biraz fazla yumuşak olmasına kullanırım ama sıkıntı yok abem, sıkıntı yok. senin de her şey elinde değil, sonuçta "festival filmi" kitlesi bile %90 braindead lame dramaturglardan oluşuyor. kurgu takip edebilmeleri ve o pembik beyinlerini üzmemeleri lazım.

    iyi ya dünya sonunda üç yılda bir film, 5 yılda bir kitap, 18 yılda bir heykel seviyesine düştü. bu kadar kalaba bu kadar boş bir kitle hiç olmamıştı. sanırım bir şey deniyoruz.
  • modern katarsis. yorucu. ilk izleme halinde alt metin derinliğine girme imkanı zor ya da çok zor. üzerine çalışılması gerekli bir yapı var. sanat kategorisi altında yeni jenerasyonun sığlığını bir parça deşen. filmin başında tek kare ile filmi 3-4 saniyede seyretmekten vazgeçiş hakkı vermiş olduğu bir fikir vardı komikti. koreografiler eğlenceli, dinamik yeni nesli ifade eden anlama sahipti. film'in hedef kitlesi lise ve üniversite jenerasyonunun izlemesi gereken bir yapıya sahip bir kanattan ama +18. filmden çıktığınızda rahatlamak için bir takım eylemler yapılabilir. edit: atlantisten gelen zekiye ve sertacist parti şukela algısıyla özet geçmiş.
  • büyük sanatsal beklentilerle gidip büyük sanatsal kalp krizleriyle döndüğüm film. sinemada izlediğim ilk +18 film olacaktı dolayısıyla o bile ayrı heyecandı. zira gaspar noe filmi. illa şaşırılacak. gitmeden önce bilinçli olarak ne konusunu okudum ne süresine baktım ne de türüne. zaten fragman ve afiş provokatif ve deneysel olacağının sinyallerini veriyordu. öyle de oldu. başlangıcında epilepsi ve kalp hastaları için uyarı bulunması gerektiğini düşünüyorum. düşüncesizlik olmaması. baştan sona kötü bir deneyim çünkü. sinematografik anlamda doyurucu ama anlam bağlamında yetersiz ve fazlasıyla post modernist buldum. cümle içinde post modernizm kullandığıma göre artık bir film eleştirmeni sayılırım.
    not: hdfilmcehennemi, diziizliyoruz. biz den falan izleyecek olanlar filmin tüm olayını kaçırmış olacaklar. söylemek istedim.
  • gaspar noe, yine gaspar noe'lik yapmış. sinemada izlemenin etkisi çok daha kuvvetlidir, imkanı olan beyaz perdede izlesin. filmi ben sevdim ve bu adamın filmlerinin herhangi bir filmden çok bir tecrübe olmasını çok seviyorum.

    o soundtracklerle filmi izlerken yerinde durabilene helal olsun.

    --- spoiler ---

    tito kül oldu.*

    hayat, müşterek bir imkansızlıktır.

    --- spoiler ---