şükela:  tümü | bugün
  • kimseye dokundurtmadığı, sürekli üzerine titrediği eşyalar, nesnelerdir.

    bizimkinin bir radyosu vardı. sabahları gazetesini okuyup, sallanan sandalyesinde elinde tüfekle beklerdi, kimse gelip radyoya elleşmesin diye.

    o kadar da güzel bir radyo değildi, saman radyoydu ama yasak olanı ellemek cazip gelirdi işte. 1955'te istanbul'da bir balıkçıdan almış. ne zaman "yav dede falanca tarihte durumlar nasıldı?" tarzı soru sorsam. "ben radyoyu aldıktan falanca sene sonra şöyle şöyle oldu" derdi. radyo adamın miladı olmuş lan. tıpkı büyük patlama gibi, radyoyu almadan önce zaman kavramı yok onun için. hep radyoyu aldıktan sonrasını hatırlıyor. o derece önemli yani.