şükela:  tümü | bugün
  • her sabah, gayrettepe metro girişinde 5-6 yaşlarında ufacık bir çocuk görüyorum. artık sabahın kaçında geliyorsa, 7:30'da metroda olduğum o saatte bile benden önce orada oluyor. her gün yaptığı tek şey, buz gibi havanın cereyan yaptığı o soğuk merdivenlerdeki taşa kendi kendine sokulmuş bir şekilde oturup başını dizlerinin önünde kapayarak açtığı mendillere alıcı çıkmasını beklemek.

    her sabah orada o çocuk, herrrr sabah! gözümle görmedim ama kuvvetle muhtemel ki ona orada o görevi veren ve dönem dönem uğrayıp kazancını alan, kazanamazsa da ona hesabını soran ve onun kendini koruyamayacağı kadar "büyük bir güç" var.

    ve bu çocuktan binlerce, belki onbinlerce var. bakıyor, görmüyoruz bile. yalan yok, ben de görmüyorum, görmemeyi tercih ediyorum. sayıların sadece istatistiksel veri ifâde etmesinin oluşturduğu ruhsuzluk insanları düşünmemeye itiyor. öyle ya, hangi birine yetişesin ki? hem yetişsen bile kökü bitiyor mu ki? hayır bitmiyor. böyle aileler varoldukça bu çocukların dünyaya gelmemesi gibi bir şans yok.

    her gördüğümde içim gidiyor o çocuğu. bir yandan mendil alarak dilenciliğe destek vermek istemezken öte yandan da hiçbir şey yapamıyor olmak lanet ettiriyor. seçmediği bir zamanın, seçmediği bir ülkenin, seçmediği bir ailenin içinde doğması tek kötü şansı. birileri seni dünyaya getirip hiçbir şey idrak edemediğin bir yaşta ufacık eline mendil tutuşturarak satmanı bekliyorlar. baştan 1-0 yenik başlıyorsun hayata. en baştan eziliyorsun, en baştan bileniyorsun insanlara, topluma, geleceğe.

    orada, tam da o merdivenlerde göz göre göre bir toplum uru yetişiyor. bu çocuk büyüyecek ve belki de hiç aklıma getirmek istemediğim yüzlerce kötü şeyler yaşayarak gelecekte toplum için tehlikeli bireylerden birisi hâline gelecek. oysa şu an, tam da şu an çok müdahâle edilebilir bir durumda. devlet, varolangücünü kullanarak onları ailelerinin elinden alarak sahip çıkabilir ve ülke için faydalı bireyler yetiştirebilir. ve hatta böyle doğurup atan analara da bir daha bunu yapmalarını engelleyecek kısırlaştırma operasyonları bile yapabilir ki hiç insan hakkı filan demeyeceğim. bilhassa asıl kendi yaptıkları insan hakkını kötüye kullanmaktır.

    peki devlet neden bunu yapmaz? neden bu çocukları ailelerinden kopartıp himâyesi altına almaz? istenilen her üç çocuktan bir tanesi sokaklarda işte, al onu da sen yetiştir, topluma kazandır. çocukların üzerinden geçinen bataklıkları kurut işte; devletsin sen, neden yapmıyorsun?

    cezaevi inşaatından önce tam donanımlı bir çocuk koruma evi yapsa olmaz mı?

    tanım: olduğu takdirde, insanlık adına dev bir adım olacak uygulama.
  • o çocuklara, para verdiğiniz , acıdığınız taktirde hiç azalmayacaklar . en fazla karnını doyurursun .
  • bende bu konu hakında başlık açmayı düşündüm fakat fırsatım olmadı bi türlü bu sebeple başlık sahibine burdan teşekkür ediyorum.

    evet arkadaşlar özellikle istanbulun her köşesinde sürekli sabah akşam görüyoruz yardım etsen bi türlü etmesen bi türlü devletin bu konuya el atıp belirli yaş altı çocuklar için koruyucu aile uygulaması yapması lazım

    hali hazırda böyle bir uygulama var mı bilmiyorum varsa uygulanmadığı apaçık ortada bu sadece sokakta dilendirilen çocuklar için değil aile içi şiddete maruz kalan çocuklar için de geçerli olmalı.

    ayrıca enderun gibi bir eğitim sistemi kurulup bu çocukların geleceği burada devlet garantisi altına alınmalıdır. umarım yetkililer bir an önce bu konuda çalışma yaparlar. umarım sadece umut etmekle kalmayız...