şükela:  tümü | bugün
  • patrondan elbisa yapmayi, sabunla kalip cikarmayi, tegeli, oyayi, rastik cekmeyi ogrendigimiz yer.her dikis kursunda ki genc kiz gibi ben de dikis sirasinda gelinligimi diktigimin hayallerini kurar o ayin elele ve gelin damat ini almak icun gun sayarim.
  • ah o dikiş için ayrılan sabunlar kurutulur, yaramaz kardeşler dikiş iğneleriyle o sabunları oyar mundar eder ama burda dergisindeki modelleri dikmememiz için engel teşkil eder mi? (hayır)
    dkiş kursunda öğrendiğimiz yeteneklerimizi bu alman orijinli hem geleneksel hem modern olabilen o süper (tüper) dergiyle ne de güzel sergileyebiliriz
    üstelik noel için ev süsü eki de verir, paskalya için tavşan kostümü tarifi de
    yaşa burda!
  • dikiş kursuna yazıldım. ben elbise tasarlıyorum çalıştığım bir terzi var dikiyor. dedim ki azıcık bende mi dikiş öğrensem. bu arada gerçekten dikiş makinesini yakından görmüşlüğüm çok az. hiç kullanmadım. nasıl çalıştığı hakkında hiç bir fikrim yok. geçen hafta ilk derse gittim hoca 15 dakika bana ip iğneye nasıl takılırı anlattı. 6 aşamalı birşey valla kolay değil. sonra arkada bi düğme var onu indirmeden havadan dikiş yapamıyormuşsun. ha birde pedal var. işte beni benden alan olay. ben araba kullanmayı öğrenirken de sıkıntım bu pedaldı. ulan ne kadar basmam gerektiğini kafam bi türlü basmıyor. neyse düz dikiş, spiral, zigzag vb. şeylere çalışırken ben. yok patron kalıp malıp bisürü şey konuşuyor sınıf. herkes dikiş dikmeyi biliyor. bütün teyzeler bana gülüyor. şirin buluyolar gibi davranıp kesin salak diyorlar içlerinden. 2. dersimizde kaban dikenler, etek, elbise dikenler. peki ben yastık kılıfı diktim valla bak. fermuar diktim. çok zor ya çok. bide herkes biliyo niye geliyonuz ulan o zaman. bununda başlangıç, orta,ileri seviye dersleri olsada bu kadar madara olmasam. haftaya etek dikicem çok heyecanlıyım.(teyzelerde öyle)
  • kendime farklı farklı hobi alanları bulmayı çok seviyorum. amigurumisinden profesyonel resmine, mozaikten çiniye yedi kocalı hürmüz misali maymun iştahlılık sergim var hatta. oturma odasında ara ara açıyorum sergiyi.

    geçen dedim ki neden kendime eşofman dikmiyorum? o an bir gaza geldim, kursa yazıldım. gömleğimin yakasına, pantolonumun paçasına papatya işlediğim için kendimden beklentim had safhadaydı. o işler öyle olmuyormuş ama önce onu öğrendim.

    yine de öyle güzel ki... yamuk dikişli eşofmanım var mesela, kol kısmını dar aldığım bir bluzum var. evdeki herkes benim diktiğim eşofmanı giyiyor, üstelik etiketi yok onların çünkü ben diktim. evdekilere de bunu vurguluyorum hep, ben diktim çünkü.

    bazen yeni şeyler de keşfedebiliyorum üstelik. mesela bugün kalkınma planımda "bu seferki hatasız olacak." başlığı altında yer alan, sahiden de sıfır hata ilerlediğim, büyük emek verdiğim tişörtümün son kolunu dikerken overlok makinesinde sırt kısmını da dikmişim. sonra sökünce orada koca bir yırtık oldu. üzülmedim tabi hiç, sonuçta hanginizin kışlık olmasına rağmen sırt dekolteli tişörtü var ki?? ama benim artık var.

    21.yüzyıl aldatması, her şeye anında sahip olma çılgınlığına karşı yamuk dikişli eşofmanım ve sırt dekolteli kışlık tişörtümle savaşıyorum şu an. etiketsizler üstelik. ben diktim çünkü.
  • yerini birçok yerde mefruşat a bırakmış hayli ilgi gören bir acet hiçbir derde deva olmayan ismek kursu.
    madem açıyorsun kontenjanı az tutma.

    tey tey. bir hayır yapıp tutup bacağından ayırıyorlar.
    20 kişilik kontenjanı olan dersliğe misafir öğrenci adı altında bir önceki seneden gelenler oluyor. ne onlar öğreniyor ne de yeniler. maksat yeşillik olsun desen o da değil bildiğin ayakta işkence.
  • tüm çocukluğum dikiş, nakış derslerinde geçti. tek özlediğim, öğrencilerin kendi bahçelerinden topladıkları mis kokulu renk renk tomurcuk güller ve leylaklardan oluşturarak öğretmenlerine sundukları sevgi buketleri.

    zannımca bu kurslardaki en zor kısım da kol takma.