şükela:  tümü | bugün
  • "dünyada aç insan sayısı bir milyarı buldu"

    bu benim götümden salladığım bir sayı değil. birleşmiş milletler gıda ve tarım örgütünün belirttiği bir istatistik. hergün dünyada yaşayan 6 insandan biri, ertesi güne yiyecek bulup bulamayacağını bilmeden uykuya dalıyor. çünkü dünyanın geri kalanı onların yerine, onların hakkını da katarak, fazlasıyla yiyor. bu yetmiyormuş gibi; kendine harcadığı yemek kadar bir de yanında beslediği hayvana da harcıyor. yani bir insanın hakkı olan yemeği bir hayvan için harcıyor.

    bu duruma kızıyorum. sokakta çıplak ayakla koşturan çocukları görüp; yanlarından geçen, tasmalarına deri kayışlar bağladıkları ve yün kazaklar giydirdikleri köpekleri gezdiren insanları görünce kızıyorum. haber bültenlerinde gecekondu yıkımlarından sonra "boncuk bu sıcak yaz aylarında serinlemek için nasıl yöntem geliştirdi, izliyoruz" gibisinden salak haberleri görünce kızıyorum. gazetelerden açlıktan çöpleri karıştırıken başına olmayacak işler gelen insanların haberlerinin yanına, büyük boy hayvan maması reklamı alanlara/verenlere kızıyorum. insanın insana hayvan kadar değerli gelmediğini elimize geçen her fırsatta gösterdiğimiz için kızıyorum.

    hemen sinirlenip ayaklanma hayvansever arkadaşım. bu sadece bir tespit. kimse hayvanlar aç kalsın demiyor. dünyadaki açlığın tek kaynağı hayvanlardır da demiyor. kimse sana hayvan besleme, git afrikadan bir çocuk al onu besle de demiyor. sadece durumun bende yarattığı hisleri söylüyorum. hayvanlara bu kadar para ve emek harcanmasına karşıyım..

    konuya hayvanlar açısından bakacak olursak; olay daha bir acaip hal alıyor. insanoğlunun dünyanın tüm kaynaklarını kullanma hırsıyla, tüm çevresel etmenleri yok etmesinin, doğa tahribatıyla bitmesinin bir eseri bu durum. doğal yaşam alanlarını yok ettiğimiz hayvanları evlerimzde sonsuz şevkatimizle besleyerek günah çıkarmanın farklı bir yönü.. veterinerlerle, psikologlarla, mama uzmanlarıyla ayakta tutmaya çalışılan, modern hayvan kuklaları..

    bu düzen böyle gitmeyecek. bu kadar aç insan kendilerine söylenen yalanlara artık inanmayacaklar. onları görmezden gelseler bile onlar kendilerinin de bu dünyada yaşadıklarını gösterecekler. birgün gelecek varlıkları inkar edilen yoksullar kendilerinin de bu dünyada yaşadığını gösterecekler. herkes gibi sadece insan oldukları için bu dünyada insan gibi yaşama hakları olduğunu gösterecekler. belki o zaman hayatları başka biçimde yok edilen, zorunlu bir hayat yaşamaya mahkum bırakıan hayvanlar da onlara katılırlar..
  • tür içi rekabetten galip çıkmayı hedefleyen insanın içgüdüsel hareketidir. adam aç insanı besleyip kendisi için tehdit mi oluştursun? onun yerine kendi habitatında dengeli bir besin zinciri oluşturur, gül gibi yaşar gider.
  • dünyada bir o kadar da sevgiye aç insan olduğunu gösterebilir pekala. köpeğine milyon dolarlık tasma takanlardan bahsetmiyorum, bizim evsiz adamın bile köpeği var yemeğini paylaştığı.
  • ben yapıyorum bunu mütemadiyen. ta sefil bir öğrenciyken başladım buna. önüme çıkan ilk kediyi aldım eve, ne yiyorsam ona da verirdim, makarna, patates kızartması, sütlü ekmek. öğrenim kredim yatınca da kendime döner ona da bir kutu whiskas alırdım.
    sonraları çalışmaya başladım, hep kedim köpeğim oldu, hep ben ne yediysem onlara da bölüp verdim. kedi ya da köpek beslemek, çok masraflı birşey değildir. bir restorana gidip artıklarını isteyerek bile doyurabilirsin. dünyada bu kadar aç insan var diyerek kedi köpek, çatıdaki güvercinler, muhabbet kuşları, balıklar da aç dursun di mi? bişeyin ucundan tutmuyorsak toptan bişeye ellemeyelim, komple geberip gitsin her canlı?
  • yanlis degil, faydali bir harekettir. hayvani beslerken direkt banknot yedirmiyoruz hayvana, kicini da parayla silmiyoruz. bir kedi besledim; veteriner, veterinerde calisan hemsire, kedinin aşılarını ilaclarini üreten sirketin calisanlari, mamasini üreten sirket, onu tasiyan kargo, ambalajini üreten firma calisanlari, klinik binasindan kira alan isyeri sahibi, kedinin sepetini üreten, oyuncagini yapan firma calisanlari, hatta veterinerin muayenehanesinin önündeki arabamin park parasini toplayan adam dahil hepsinin beslenmesine bir nebze de olsa katkim oldu. hayvana harcadigim paradan ta bu kadar kisi pay aliyor. ekonomi böyle isliyor. demek ki herkes hayvan beslemeyi biraksa bu kadar insan issizlik tehdidi altinda kalacak .
  • çok fazla karşı karşıya kaldığım yorumdur bu. hayvan beslediğimi gören insanlar bazen dolaylı olarak bazen yekten, aç insanlar varken hayvan beslemenin mantıskzılık ve hatta vicdansızlık olduğunu söylerler. başlarda sinirlenim agresif yanıtlar veriyordum ama artık alıştım sanırım sadece tek yanıtım kaldı bunca yıldan sonra. "ben hayvanları besliyeyim sen de insanları besle o zaman" diyorum. bu soruyu soranların aslında kaç insan a yardım ettiklerini de çok merak ediyorum fakat haddime düşmez diyor ve sormuyorum. bu bahis açılınca aklıma bir süre önce kumrular'da kocaman bir sokak köpeğine ucuz sosislerden verdiğim sırada yanıma gelip bu geyiğin en pisini çeviren iyi giyimli, eğitimli görünüşlü amcayla muhabbetim geliyor:

    - o sosisleri köpeğe vereceğine bana ver, insanlar aç yahu.
    - havlamayana sosis yok abi. sen havla sana da vereyim.
  • hani durduk yere sevgilisinin eski sevgilisini kıskanan tipler olur ya, "sen hala onu seviyorsun, biliyorum" diye triplere girerler. bazı insanlar da hayvanları kıskanıyor yemin ederim. evde köpeği olan insanlara "milyonlarca aç insan var, sen kalkmış köpek besliyorsun" demenin nasıl bir açıklaması var bilemiyorum. köpeğimin kafasını sevsem, " dışarda kafası sevilmeyen yüzlerce insan var, okşanamıyorlar :(" diyecekler. hayvana terliklerini getirtsen, "dışarıda ne kadar işsiz uşak var, ev hizmetlisi var, nasıl yapabilirsin bunu?" diyecekler. köpeğe bahçede kulübe kursan "ben hep kirada yaşadım, niye benim de evim yok" diyecekler. ilginçsiniz vesselam..
  • hiçbir insana yardımı dokunmamış kişilerin dayanmaya çalışabilecekleri bir tür savunma mekanizmasıdır. haklılıklarına inanmak adına hayvan besleyen için çizdikleri profil bu nedenle olabilecek en uç örnekten oluşmaktadır. benim sokaktan alıp beslediğim kuyruğu kesilmiş kırma yara bere içindeki fiko'yu örneklemezler mesela. ya da bunu ona yapan insanların ruh halini irdelemek istemezler. bunu dillendiren insanların; ücretsiz hizmet etmek için aşevine, gönüllü temizlik yapmak için düşkünlerevine, yardım toplamak için esirgeme kurumlarına giden kişilerle ilgisi olmadığı gibi, onlar bu gibi yerlerin kapısına dahi uğramazlar (bu anlamda benim fiko'nun bile kendini sevdirerek de olsa o yaşlılara ve çocuklara daha çok hizmet etmişliği vardır.)

    onlar için herşey; hayvanlar için harcanan ve insanları doyurmak için gereken para arasında gidip gelen içi boş bir muhasebedir sadece... ve bu, hayvanlara dokunmaktan aciz, insanlarıysa steril bir şekilde televizyon ekranlarından sevip acıyabilen insanımsıların acınası düşünce tarzlarına iyi bir örnektir.