şükela:  tümü | bugün
  • haril haril calisirken ; ev arkadasinla birer bira icip eve donucez diye karar verilmis cumartesi aksaminin kucuk bi barda karsilikli gun teyzeleri gibi gobek atarken sonladiginin bi anda hatirlanmasi.
  • 6 sene önce istanbul'a yerleşeli beri azalarak bitmesinden ürktüğüm zamanlardır.

    yine de oluyor işte bazen.

    metrobüs kullananlar bilir, yakın zamanda bir süre için darülaceze durağı kapanmıştı. noel akşamı koreli bir arkadaşım yalnızlık çekmesin diye iş çıkışı ona gittim. saati biraz geç ettik sohbet ederken; eve dönmem için beni durağın yakınına kadar bıraktı. durak tekrar açıldıktan sonra hiç metrobüse binmemişim; meğerse düzenlemesi değişmiş. ayrı bir merdiven yapmışlar, dolum gişesinin, makinesinin yerleri de değişmiş. turnikelerde farkettim ki karta yükleme yapmam lazım; ama etrafa bakıyorum -biraz da alkolden beki- göremiyorum gişeyi. allah allah diyerek ve biraz da duruma sinirlenerek merdivenleri geri çıktım, dedim acaba ben mi görmedim, yukarıda var mıydı gişe? neyse böyle yarı mal, yarı salak bakınıp dururken birisi yanaştı "pardon, yardımcı olabilir miyim?" dedi. baktım en fazla 30 yaşında genç bir erkek. ulan saat de geç, ortalık tenha, bu saatte insanın yanına "bir sıkıntı mı varıdı anam?"diye yanaşılır; hafiften tırstım. yine de "kartımı yükleyecektim de, yeri bulamadım" diyebildim. adam gülümsedi, "merdivenin altına taşıdılar, ondan görememişsinizdir; bakın orada" diye makineyi işaret etti. "aa görmemişim evet, çok sağolun" dedim, "önemli değil, iyi akşamlar" dedi gitti. gerçekten yardımcı olmak istemiş lan! durduk yere birine gidip "buyrun size yardım edeyim" diyen insanlar var yani hala. bunu idrak edince içim ısındı o burun düşüren soğukta; eve gidene kadar gülümsedim. eve gelince eşime anlattım, o da gülümsedi.
  • yaşandığı anda gülmekten yaran, sonra azalarak gülümsemeye dönüşen anlar olabilir.

    bir ekşi itiraf niteliğinde başıma gelen olayı paylaşiciğim siz dostlarımla;

    yer: ukrayna
    mekan: kilise
    zaman: no-el

    izmirliler malum, 2 kar görünce bünyeyi sapıtıyolar. ben de onlardan biri olarak, noel dolayısıyla rengarenk ışıklandırılmış kiliseyi ve karı görünce yaldır yaldır girdim bahçeden içeri. kapıdaki abi "hop bacım, nereye gidiyon" dercesine arkadaşımla beni durdurdu. bi metrelik kumaşların durduğu tezgahı ve bekçi kulübesinin önündeki fotoğrafı gösterdi. fotoğrafta da başı bağlı kadını görünce, "lan başımızı mı bağlıcaz, napıcaz" derken kumaşı kafama geçirdik, pazara giden teyzeler gibi düğümümüzü de atıp tam içeri yollanıyoduk ki, arkadaşım ilerde bi kızın aynı kumaşı beline etek gibi bağladığını fark etti.. o sırada anladık tabi yaptığım tarihi hatayı.. böyle bi rezillik yok..
    adam da çıkıp demiyo ki "kardeş sen napıyosun".. görmesek o kızı, bildiğim kafamda kumaşla gircem içeri.
    sonra malamat olucam artık elin papazına, rahibesine..
  • onu ilk gördüğün an ilk aldığın msj
  • 2 gecedir kardeşimle harry potter serisini izliyoruz arka arkaya. filmi izlerken yapılacak her büyüyü, fantastik canavarı ve o an ki sahnenin kitaptaki aslını hatırlayıp, kitapları okumamış kardeşime sufle verip durdum. 15 yıl önce okuduğum kitapları bu denli hatırlamak o kadar iyi hissettirdi ki kendimi... bazen gülümsedim, bazen hüzünlendim.
  • denk geldiğim bir videodaki sika geyiğinin, hoplaya zıplaya poole limanı kıyılarında koşturması. mutluluk
  • birkaç saat önce deniz kenarında yürüyüş yaparken, hemen arkamda ve sanki burnumun dibi diyebileceğim yakın bir mesafede, iki kişinin konuşmasına tanık olarak yüzde gayriihtiyari kocaman bir fiyongun belirdiği anlar. tarifsiz.

    kız büyük bir keyifle, heyecanlı heyecanlı anlatıyor:
    - bugün ekmekle birlikte pilav yedim. patates de yedim.

    kulağıma çarpan bu sözcüklerle irkilmedim desem yalan olur, bu nasıl bir kombo, nasıl yemiş diye düşünürken; hafiften başımı sağa çevirip arkaya bir göz attım ve afiyet olsun dedim gülerek ve o anda hepimiz birden bir kahkaha patlattık neşeyle.

    16-17 yaşlarında iki genç kız; konuşan az buçuk aylin kontente, birazcık azra akın karışımı; çok sempatik yüzlü biri. azıcık mahçup bir ifadeyle :

    +güzel yemişim ama, di mi?
    -olsun ya, canınız çekmiş yemişsiniz.
    +teşekkür ederim ama salata da vardı.
    -e, tamam o zaman kurtarmışsınız, tekrar afiyet olsun:)
    +teşekkür ederim; iyi akşamlar.
    -iyi akşamlar.

    kahkahalar, kahkahalar...
  • köksal baba' nın döver gibi hindi beslemesi

    https://youtu.be/l3wgxubby_q
  • şu sıralar budur
  • az evvel facebook'da karşıma çıkmış, vakti zamanında habersizce dahil edildiğim (!) ama hiiiç ilgilenmediğim; hatır nedeniyle de ayrılamadığım bir grupta yazılan cümlelerle karşılaşmak:

    ''selam arkadaslar;
    gunun anlami acisindan guzel annelerimiz icin de niyet ederek (smiley var burada)
    bu aksam yeniden saat 22:00 de grupta olan herkes icin hooponopono dua'si edeceğim...'' devamına bakmadan bir gülme aldı beni ve sözlüğe gelip, daha bir detaylı okumak istedim bu tekerleme gibi duran kelime ile ilgili entry'leri.

    aaa, o da ne? geçenlerde kendi okuduğum dualar ile, reiki-yoga-meditasyona odaklanmış bir arkadaşımın evrene petek bal misali süzdürdüğü söylemlerin üç aşağı beş yukarı ortak bir paydada buluştuğundan söz etmiştim niyet olarak.

    işte o anda hatırladım birden; söylemlerinin dayanağında ho'oponopono öğretisi varmış meğerse. ellerini çakrasını açmak istediği enerji noktalarına koyarak, kendisine

    "seni seviyorum"

    "özür dilerim"

    "lütfen beni affet"

    ve

    " teşekkür ederim"

    diyordu. e, bu defa bir kahkaha patlattım dayanamayıp. komiğiz ya:)