şükela:  tümü | bugün
  • çarpıcı bir realite.

    bilimsel devrimler yapılması gereken, tüm refahın teknolojik ilerlemeye bağlı olduğu bir çağda birtakım uyduruk metinlerle zaman kaybedilmesi medeniyet açısından hüsrandır.

    hayatını gerçek olmayan hayatları okumakla geçirip bir de bunlardan keyif alan insanlar var. jack london'un martin eden'ini, henry david thoreau'nun walden'ını, j.d salinger'ın affedersiniz çavdar tarlasında çocuklar'ını okumanın ne gibi bir kazanımı olabilir ki?
  • diye bağırdı sığır adam...
  • öncelikle "aklımda" demek istiyorum. başlık gerçeği öğrenmek için troll yapalım mantığıyla oluşturulmuş.

    bunun dışında söylenmesi gereken ilk ve en önemli şey, edebiyatın, sanıldığının aksine bilimsel gelişmenin önünü açması, hatta pek çok zaman ona öncü olmasıdır. bunun için size önereceğim kitap, jonah lehrer'in proust bir sinirbilimciydi adlı kitabıdır. bu kitapta, george eliot'tan, marcel proust'ya, walt whitman'dan virginia woolf'a kadar pek çok edebiyatçı ve entelektüelin, nasıl da bilimden önce derin keşifleri gerçekleştirdiklerini yazmış.

    dolayısıyla burada bahsi geçen romanlarda, anlatılmak istenen, salt bir yaşam öyküsünden daha fazlasıdır. bu zihinlerin en karanlık köşelerine yapılan yolculuklardır aslında. siz neye bakarsanız o şey de size bakacağı için, siz bir romanı okuduğunuzda, bilincin kendine bakışı ile başlayan süreç, bilimsel düşüncenin de gereği olan vizyonu size kazandıracaktır kanaatindeyim.
  • yanlış düşünce. edebiyat zemin oluşturan bir uğraştır. zemin, kaide olmadan teknik yahut bilim yükselecek bir nokta bulamaz. c++ tasarımcısı stroustrup'un c++ makalesinin kaynaklarında orwell'ın 1984 kitabı var. tabii bu topraklarda yaşayıp, özellikle klasik metinler ile doğru bir bağlantı kuramayan insan için, doğru bir düşünce olarak kabul görecektir. heidegger oku mübarek kardeşim. edebiyat neymiş, bilim neymiş azcık anlarsın. heidegger diyorum zira doğu metinleri seni şu durumda bayağı aşacaktır.
  • edebiyat adem ile havva'dan beridir var ve bu gerçeğin kendisi bile edebiyat. edebiyatı gerçeğiyle birlikte dile getirmek de edebiyat. bunun aksini iddia ederek trollük yapmak da edebiyata dahil.

    bilim ağır aksak üç yüz yıl öncesine kadar zar zor ilerleyip, son yüzyılda tırmanışa geçmiş. son yüzyıldaki edebiyattaki kalite düşüşü de ortada, özellikle yirminci yüzyılın sonu ve yirmibirinci yüzyılın başı, edebiyatın neredeyse alt kültüre dönüştüğü aynı zamanda bilimin zıpladığı zamanlar.

    hangisi hangisinin gelişimini engellemiş delikanlı?
  • dunyanin en yanlis cikarimlarindan...

    edebiyat konusunda guclu olmayan toplumlarda bilim de hayalden ibaret kalir.

    ingiltere, almanya, fransa, rusya... butun bu toplumlarin cok ciddi ve dunya kolektif zihnine yon vermis edebiyat degerleri bulunmaktadir. bu da nesillerinin yasami daha iyi algilamasi ve beraberinde bilimsel acidan da guc ve motivasyon yakalamasini saglamaktadir.
  • troll mü değil mi hiç düşünmeden naçizane konuşacağım.

    günümüz bilimine naturalizm diyebilirim kendimce. naturalizm en nihayetinde felsefi olarak da düşünülebilir.

    felsefenin temeli ise dildir. dil varlığın evidir demiş koskocaman adamlar ki doğrudur.

    peki ya dil varlığını nasıl devam ettirir ?

    edebiyat ile.

    eğer bir dille yapılan sanat mevcut ise o dil gelişir ve kendisini gelecek kuşaklara aktarır.

    özetle dünyadaki birçok şey birçok şeyin ardılıdır. birbirine sıkı sıkıya bağlı bu olgular duvar gibidir. tek tuğla eksik olduğunda sorun çıkar.

    iddia ediyorum; bir ülke sanatında ne kadar ileri ise biliminde de o kadar ileridir.
  • başlığı açan arkadaşın yazdığı walden, martin eden ve the catcher in the rye eserlerindeki karakterler tam olarak hayali olmadıkları için arkadaşın ironi yaptığını düşünüyorum. hele hele walden zaten direkt henry david thoreau'nun 2 yıllık hayatının özeti sayılır.

    altına altına sığır adam yazmadan önce biraz düşünmek lazım, değil mi?

    edit: daha fazla anlaşılırlık.
  • onu bunu bilmem de teknoloji ilerledikçe edebiyat gerilemektedir.