151259 entry daha
  • adamın göz bebekleri titriyordu. kız kardeşini öldürmek zorunda bırakılmış aşiret çocuklarının elleri, yürekleri gibi titriyordu...
    beddualar bağırabilirdi,
    kafasını duvarlara vurarak ağlayabilirdi, ama sevilmiyor olmanın o tuhaf acısını dindiremezdi hiçbiri.
    sevilmiyor olmak; herkesten saklamaya çalıştığın yanık izin ile yalnız kaldığın an yüzleşmek gibidir.
    sevilmiyor olmak; tüm delillerin seni gösterdiği bir cinayeti inkâr etmek gibidir. sevilmiyor olmak; açlık gibidir.
    diş ağrısı gibi,
    doğum sancısı gibi...

    kendine bile itiraf edemediği yaşanmışlıkları vardı adamın, sevilmiyor olduğu öyle bir gerçekti ki, her yerde yapışıyordu yakasına.
    yine de sığınmaya çalışıyordu bin bir avuntuya.
    "beni burada unuttu," diyebiliyordu soranlara,
    sanki aklına geldiğinde dönüp alınacak bir eşyaymış gibi. bir bavul gibi, değersiz bir şey gibi hissediyordu.

    yastığının altında, içinde saklıyordu mutlu zaman fotoğraflarını. daha kötüsü kadının adı, yüzü, kokusu, sesi gözlerinden okunabilecek kadar hafızasındaydı. her şeyi unutuyordu, kendine evlat edindiği çiçekler susuzluktan çürümüştü çoktan. saçları karışmış, bulaşıkları birikmiş, küllükleri taşmıştı. en son hangi kitabı okuduğunu, çarşaflarını ne zaman değiştirdiğini, günlerini, mevsimlerini unutmuştu. perdelerini açmayı evinin, yemek yemeyi çoğu kez. yaşadığını unutmuştu!
    bi' o çok sevdiği kadını unutmamıştı,
    bir de hiç sevilmediğini...
    kadının kapısına dayanıp, karşısına çıkabilirdi.içindeki dik yokuşlu çıkmaz sokaklarından bahsedebilirdi ama sevilmiyor olmanın yangınından çıkarmazdı hiçbiri.

    sevilmiyor olmak; ömür boyu peşini bırakmayacak kuduz köpek gibidir. bıraktığını sandığın anlar olacaktır, bir şiir okurken, bir şarkı dinlerken, izlerken bir bankta denizi, hatta bir gece yarısı durup dururken yakalar, paramparça eder seni.
  • günde 5 kere gülüyorsam 4'ü sinirden. nasıl bir döneme geldik böyle arkadaş.
  • mevsimi denk getiremediğim için incecik giyindim bugün.
    sabahtan beri o kadar üşüyorum ki az önce battaniye verilince mutluluğuma engel olamadım.
    battaniyeyi suratıma çekip kıs kıs güldüm sevinçten.

    edit: imla
  • iyi bir arkadaşa ihtiyacım var, insan halini hatırını soracak birini arıyor.
    az önce cebimdeki yabancı filmini izledim. konudan ziyade 5-6 kişinin bir araya gelmesi, bir şeyler paylaşabilmesi çok hoş.
    işten, güçten vakit bulup güzel vakit geçiremiyoruz.
    bu yüzden elin avrupalısına çok özeniyorum sanırım, adamlar iş çıkışı bara gidip sohbet muhabbet yuvarlanıp gidiyor. gerçi tek aktiviteleri de o zaten.
    norveç'de ne olacak başka a.q.
  • aşırı duygusalım sanıyordum;
    meğersem malmışım.
  • ingilizce yeterlilik sınavında "gittiğiniz en güzel yeri anlatınız" sorusunda şükrü saraçoğlu stadı'nı anlatan bir öğrencim var. sınavdan istediği yeterliliği alamamasını kağıdı değerlendirenin galatasaraylı olma ihtimaline bağlıyor.
  • hayat cidden çok tuhaf. neredeyse daha düne kadar berbat giden hayatımdan bugün aşırı memnunum. işin bir diğer tuhaf yanı, ben memnun olunca hayat daha da bir kolaylık sağlamaya başladı sanki bana.

    beni öldürmeyen şey önce süründürüyor, sonra güçlendiriyormuş. sürünme evresi olmadan güçlenme de olmazmış yani. o zaman ne diyoruz, yaşasın sürünmek.
  • terzi kendi söküğünü dikemez derler ya, bu söz tam da benim için söylenmiş.
  • sürekli yeni yeni hatalar yapıyorum. eski hatalarımı tekrar ediyorum. hayatım koca bir hatadan ibaret oldu ve artık umursamıyorum.
  • bugün benim doğum günüm. ve ben hiç olmadığım kadar mutluyum. bunu ekşisözlüğe ve beyaz orkideme borçluyum. bana en büyük hediyeyi sen verdin sözlük.
38514 entry daha