şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • çok acayip bir mizah anlayışları vardır. rand'ın anlattığı fıkraya verdikleri tepkiler, fıkranın kendisinden komikti.

    “sence enaila komik miydi, rand al’thor?” sulin yanında yürüyordu. “gülmedin. hiç gülmüyorsun. bazen mizah anlayışın olmadığını düşünüyorum.”
    rand olduğu yerde kalakaldı, öyle anilikle arkasına döndü ki, çoğu kız peçelerine uzandı ve onu irkiltenin ne olduğunu görmek için durdu. rand boğazını temizledi. “hu adlı, huysuz, ihtiyar bir çiftçi bir sabah en iyi horozunun çiftliğindeki göletin yanındaki yüksek bir ağaca uçmuş olduğunu ve inmeyi reddettiğini görmüş. hu komşusu wil’e gitmiş ve yardım istemiş. adamlar hiç anlaşamazmış, ama wil sonunda kabul etmiş ve böylece iki adam gölete gitmiş. önde hu, arkada wil, ağaca tırmanmışlar. horozu korkutup indirmeyi düşünüyorlarmış, ama horoz daldan dala konarak daha da yükseğe uçmuş. sonra, tam hu ve horoz, hemen arkalarından gelen wil ile birlikte ağacın en tepesine ulaşacakken yüksek bir çatırtı çıkmış, hu’nun ayağının altındaki dal kırılmış ve adam her yere su ve çamur sıçratarak gölete düşmüş. wil elinden geldiğince hızla aşağı inmiş ve kıyıdan hu’ya uzanmış, ama hu sırtüstü yatmakla yetinmiş, çamura batmış batmış, sonunda suyun üzerinde yalnızca burnu kalmış. olan biteni gören bir başka çiftçi koşarak gelmiş ve hu’yu göletten çıkarmış. ‘neden wil’in elini tutmadın?’ diye sormuş hu’ya. ‘boğulabilirdin.’ ‘neden elini şimdi tutacakmışım ki?’ diye homurdanmış hu. ‘biraz önce, güpegündüz yanından geçtim ve bana tek kelime etmedi.’” rand beklenti içinde durdu.
    kızlar boş boş bakıştılar. sonunda somara sordu, “gölete ne olmuş? herhalde hikâyenin asıl merkezi su.”
    rand ellerini havaya fırlatarak kırmızı çizgili çadıra doğru yürümeye başladı. arkasında liah konuştu, “bence fıkraydı bu.”
    “suya ne olduğunu bilmezken nasıl gülebiliriz ki?” dedi maira.
    “horozdu asıl,” diye araya girdi enaila. “ıslaktopraklıların mizah anlayışı tuhaf. bence horozla ilgili bir şeydi.”
    rand dinlemeyi bırakmaya çalıştı.