şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • günümüzde en şiddetli halini henüz hissetmesek de gıda güvenliğinin, toprak verimliliğinin bizim için ne kadar önemli noktalar olduğunu yakın gelecekte çok iyi deneyimleyeceğiz.

    ekoloji, bitkiler, hayvanlar, insanlar ve çevreleri arasındaki ilişkilerin ve bu ilişkiler arasındaki dengenin incelenmesidir. agroekoloji ise güvenilir ve besleyici gıdaların doğaya uyumlu yöntemlerle üretilip herkese ulaşabildiği bir gıda sistemine geçiş için uygulanabilir alternatifler sunan bir yaklaşımdır. daha kısa haliyle ekolojik kavramların ve ilkelerin çiftçilikte uygulanmasıdır.

    agroekoloji, gıda sistemlerinin ekolojik açıdan duyarlı, ekonomik açıdan uygulanabilir ve sosyal açıdan adil olacak şekilde dengelenmesini amaçlamaktadır.

    iklim krizinde bizi en hızlı kurtaracak faktörlerden biri toprağı eski haline getirmektir. toprak ile yapılan çalışmalarımızı doğa ile uyumlu hale getirirsek neler olduğuna kiss the ground belgeselinde* şahit oluyoruz. buradaki çalışmaları daha detaylandırmak adına agroekolojinin neleri teşvik ettiğine bakalım:

    1- iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için; emisyonları azaltmaya , kaynakları geri dönüştürmeye ve yerel tedarik zincirlerine öncelik verir.

    2- yaban hayatı ile çalışır. çiftçiliğin vahşi yaşam üzerindeki etkisini yönetmek ve ekinlere zarar veren haşereleri kontrol etmek için kimyasal kullanımını desteklemez.

    3- çiftçileri ve toplumları korur. yerel halk tarafından yönetilen ve yöreye uyacak şekilde tarımsal teknikleri adapte yaklaşımlara öncelik verir.

    bu özellikler ise hepimizin aşina olduğu organik, biyodinamik veya permakültür gibi birçok tarımsal uygulamalarda toplanmaktadır. ve hepsi agroekolojiye destek olmak için çok önemli uygulamalardır. bu standartlar, daha yüksek hayvan refahı, daha az pestisit ve antibiyotik ve gdo olmamasını garanti etmektedir.

    dört dörtlük bir agroekoloji uygulaması için ise temelde 12 faktörün birlikte olması gerekmektedir.
    1- su: kaynakların en doğru şekilde yönetimi gerekmektedir. (doğru sulama yöntemleri ile en az su kullanımı ile en yüksek verimi almak pek mümkün.)
    2- ekonomi: dayanıklı ekonomi modelleri oluşturulmalıdır. (bu sisteme geçişte hastalığı ilerlemiş olan toprağı eski sağlıklı günlerine döndürmek için bir takım köklü değişiklikler için önemli yatırımlar gerekmektedir. )
    3- çiftçiler: bilgi birikimleri ve yeniliğe açık olma hallerini desteklemeleri en büyük ihtiyaçlar arasındadır.
    4-toprak: toprak yaşamanın iyileşmesi ve beslenmesi en temeldir.
    5- biyoçeşitlilik: doğal dengenin sağlanması gerekmektedir.
    6- tohum ve bitki : yüksek verimlilik için şarttır.
    7- agroormancılık : çok amaçlı ağaçlar bu sistemde en destekleyici faktörlerdedir.
    8- bitki sağlığı : zehirsiz tarım ve doğal gübreleme uygulamaları yapılmalıdır.
    9- hayvanlar: pek tabi tarımın vazgeçilmez unsurlarındandır.
    10- enerji: verimliliği yüksek ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı gerekmektedir.
    11- habitat : doğa ile uyumlu sağlıklı bir habitat şarttır.
    12- toplum : tüm dengeleri sağlayacak ağları oluşturan faktördür.

    agroekolojik bir gıda sisteminin iki önemli bileşeni küçük ölçekli ekolojik çiftçilik ve kısa tedarik zincirleridir. ekolojik çiftçilik uygulamaları permakültür, onarıcı tarım, organik tarım, doğal tarım, biyodinamik tarım gibi pek çok yaklaşımı içerirken; kısa tedarik zincirleri topluluk destekli tarım, gıda kooperatifleri ve üretici pazarları gibi üreticilerle tüketicilerin birebir temas içinde olduğu, gıda üretim ve dağıtımının olabildiğince yerelleştiği yapıları içerir.

    agroekoloji, birleşmiş milletler gıda ve tarım örgütü (fao) tarafından da üst düzeyde desteklenir hale gelmiştir.

    fao’nun raporlarına göre, dünyadaki çiftliklerin %90’dan fazlası bireylere veya ailelere aittir ve bunlar büyük ölçüde aile işgücüne dayalıdır. aile çiftlikleri toplam çiftlik arazisinin %70 ile 80’ini oluşturur ve dünyanın besininin yaklaşık %80’ini üretirler. fao’ya göre küçük ölçekli aile çiftçiliği hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan ülkelerde gıda üretiminde tarımın en etkin unsurlarından biridir ve sosyoekonomik, çevresel ve kültürel bakımdan stratejik öneme sahiptir.

    bm özel raportörü olivier de schutter’in bilimsel verilerin kapsamlı bir incelemesine dayalı agroekoloji ve gıda hakkı raporu’na göre, agroekoloji yöntemleri gıda üretimini 10 yıl içinde ikiye katlayabilir, iklim değişikliğinin yavaşlamasına ve kırsal yoksulluğun azalmasına katkı verebilir. rapora göre:

    şu ana kadar agroekoloji projeleri 57 gelişmekte olan ülkede ortalama %80 ürün verimi artışı olduğunu göstermiştir. afrika projelerinde ortalama %116 oranında bir artış mevcuttur. 3 ile 10 yıllık bir süre zarfında ürün veriminin ikiye katlandığı görülmektedir. endonezya, vietnam ve bangladeş’teki projelerde pirinç üretiminde böcek ilaçları kullanımında %92 oranında bir azalma sağlanarak yoksul çiftçiler için önemli bir tasarruf sağlanmıştır. diğer asya, afrika ve latin amerika ülkelerinde de benzer sonuçlar elde edilmiştir.

    olivier de schutter: “büyük ekim alanlarıyla, endüstriyel çiftliklerle açlık sorununu durduramayacağız. çözüm, küçük ölçekli çiftçilerin bilgi ve deneylerini desteklemekte ve küçük çiftçilerin gelirlerini artırarak kırsal kalkınmaya katkı vermekte yatmaktadır.” diye ifade etmiştir.

    şu anki sistemde endüstriyel tarımı ortadan kaldırmak çok zormuş gibi görülebilir. ancak bağımlı olunan bu sistemden yavaş yavaş uzaklaşarak; pestisit azaltımını yüksek oranlara çekerek, toprağa zarar vermeyen sürüm ve ekim ekipmanlarının kullanımını arttırarak ve pek tabi vahşi sulamadan ziyade doğru ürüne doğru miktarda sulama yöntemi ile agroekoloji uygulamalarına geçebiliriz. bunun en iyi örneklerini "2050'de agroekolojik bir avrupa raporuna göre uygulanan 10 yıllık bulgular doğrultusunda 2050 yılı modellemelerine göre;

    -avrupa nüfusunun sağlıklı bir şekilde beslenmesi
    - ihracat kapasitesinin korunması
    - tarımsal sera gazı emisyonlarında %40 azalma sağlanması
    -biyolojik çeşitliliği geri kazanmak ve doğal kaynakların koruması konularında çok ciddi iyileşmeler sağlanacağı modellemelerde tespit edilmiştir.

    şu an uygulanan sistem yani endüstriyel tarım ve agroekoloji uygulamalarının karşılaştırmasına baktığımızda atmosferik ve iklimsel etkiler, insan toplulukları ve geçim, su sistemi, arazi seviyesi ve biyoçeşitlilik, tarla ürünlerindeki verim ve toprak başlıklarındaki kazanan hep agroekolojidir. ilki sağlıklı bir toprak oluşumunu desteklenmesidir. zararlı pestisit ve suni gübre kullanmadan en doğal olan ile toprağı buluşturmaktır. kirlenmeyen toprak suyu kirletemez. toprak eskiden olduğu gibi en büyük co2 yakalama görevini üstlenir ve sera gazı emisyonları ile savaşmamızdaki en büyük destekçimiz olur.

    kendi yaşamımızda ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak için bu geçiş zaruri ve acildir. dünya değişiyor ve bu değişim maalesef iyi değil. bu değişime dur dememiz için doğa ile işbirliği içerisinde olmamız gerekmekte. ve bu uygulamalar endüstriyel tarımı sıfırlayana dek tüm dünyaca kabul görecek sistem olana dek büyümeye ve sürdürülebilir olmaya devam etmeli.
5 entry daha
hesabın var mı? giriş yap