şükela:  tümü | bugün
349 entry daha
  • seneler sonra bir daha izledim "bana bir şeyhler oluyor" adlı oyununu. bazı cümleleri başa sarıp yeniden izledim... ve burada birşeyler farkettim.

    bir kere, oyunun içindeki komedi öğeleri, oyunda verilmek istenen mesajlar arasında izleyenin zihnini boşaltmak ve verilen mesaja yeniden hazır hale getirmek için verilmiş! zekice.. ben bu zekayı seviyorum. ve açıkçası özlüyorum da.

    "mükafattır anlatıcıya doğru düzgün anlaşılmak" diyor hilmi (altan erkekli) oyunda. yılmaz erdoğan'ın son zamanlarda bu oyun benzeri oyunlara imza atmıyor oluşunun, biraz da anlaşılmaya çalışmaktan yorulması nedeniyle olduğunu düşünüyorum. anlatımları kapalı, muhalif ve son derece şiirsel. bir bakışta, bir dinleyişte anlamak her yiğidin harcı değil. ben şiirlerini birkaç kez okumadan anlayan görmedim etrafımda, kendim de dahil olmak üzere.

    bu yazara edebi bir güç katar mı? bence katar. çünkü yazar kelimelerle oynar. kelimelerle bu denli ustaca oynayan bir yılmaz erdoğan bir de özdemir asaf biliyorum ben, yabancı şair/yazarları saymazsak, zira onların çoğunluğunu çevirilerinden takip ediyorum...

    neyse, o değil de, bir de "yalnızlık her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır insanın bir 'yaşama' sırasında." diyor hilmi, gelip aklımın köşesine oturan bir cümle olarak. mahkeme sahnesinin açılışında. herhalde bu cümle yerine daha 12'den vuran bir cümle olamazdı, hilmi'nin yalnızlığını, onun durumunu değerlendiren yargıç'ın yalnızlığını, bu oyunu yazan kişinin yalnızlığını ve izleyen olarak benim yalnızlığımı alıp, bir ortak nokta olarak bizle beraber tüm insanlığa genelleyen.

    bazen yılmaz erdoğan'ın bu tarzının fazla popülist olduğuna dair eleştirileri duyuyorum ya da okuyorum. yeri gelmişken söyleyeyim, ben buna katılmıyorum. böyle bir eleştiri yapan insan(lar) ya popülist kelimesinin anlamını bilmiyor, ya da "çırakları olan bir çıraktır usta, olsa olsa." benzeri cümleleri saniyenin onda biri hızında algılayıp tweet'leyen insanlar topluluğunda yaşıyorum... bilmiyorum. bilmiyorum, bilemem de zaten. sadece fikir yürütürüm.

    velhasıl kelam bu nadide entry mi toparlamak gerekirse, hatta kendisi ile ilgili bir tanım yapmak gerekirse; fikrimce şimdiye kadar yazdığı en iyi oyun "bana bir şeyhler oluyor" olan, sanatçı, oyuncu, yazar bir kişiliktir yılmaz erdoğan.

    kendisi bir okul kurup (bkm mutfak) ekolleşme yolundadır, çabasını sonuna kadar desteklemekteyim. (hatta bir arkadaşım sağolsun beni bu ortama davet etmiş, ekibin yarattığı sinerjiyi bilfiil deneyimleme imkanı sunmuştur. enerjinin pozitif etkilerini tüm oyuncu yüzlerde görmek de beni ayrıca sevindirmiştir)

    "baktık olmuyor yazmadan, baktık mesele oluyor dimağı eşeleyen düşünceler, olmuşlar olacaklar" dizelerinin sahibi olan bu kişiden, benim bu noktada isteyebileceğim yegane şey, yeni tiyatro oyunlarıdır... onun dimağını eşeleyen düşünceler, birilerini bir yerlerde düşündürüp, birilerine bir yerlerde birşeyler katmaktadır. ki kanımca, bu değer, komedinin kattıklarından yer yer daha bile fazladır.

    eline sağlık yılmaz erdoğan, aklına, yüreğine sağlık.
565 entry daha