şükela:  tümü | bugün
17 entry daha
  • ben ayna nöronları, geçtiğimiz günlerde tesadüfen empatik beyin adlı bir kitabı karıştırırken keşfedip, hayattaki mevcudiyetim üzerine rahat bir nefes aldım. benimle ilgisi bile olmayan herhangi bir konuya bile gözlerimin dolmasının sulugöz olmamdan başka bir açıklaması olması gerekirdi zaten.

    aşağıdaki tanım alıntıdır;

    "
    ayna nöronlar, başta işitme ve görme olmak üzere bütün duyular vasıtasıyla, dış dünyadan gelen sinyalleri alıp, âdeta onların fotokopisini saklayan hücrelerdir. bu nöronlar taklit etme ve karşıdakinden öğrenme gibi bir süreçte kendilerine verilmiş rolü hassas bir şekilde yansıtmakta ve kişiyi elinde olmadan taklide meyyâl hâle getirmektedir. bu durum beynin tamamen normal bir fonksiyonudur. insan elinde olmadan çevresindeki kişilerin mimiklerinin, hâl ve tavırlarının tesirine girer. aynı davranışları o ânda hemen doğrudan sergilemese bile, beynine kaydeder. televizyonda film seyrederken acıklı bir sahne gördüğümüzde kendimizi tutamayıp ağlamamız gayet tabiî bir hâdisedir. kişi elinde olmadan bu davranışı göstermektedir. bazen kendimizi gayriiradî başkalarının mimiklerini taklit ederken yakalarız veya nerede duyduğumuzu hatırlayamadığınız bir şarkının melodileri istemeden dilimize dolanır. esneyen birinin, ortamdaki diğer kişilerin de uykusunu getirdiğini ve esnemelerin giderek arttığını çoğumuz biliriz.

    son yıllarda yapılan psikoloji araştırmalarının temelini oluşturan ayna nöronlara "sürü psikolojisinin" ortaya çıkmasında aktif rol verildiği anlaşılmaktadır. maç seyrederken insanların birbirlerini taklidi, mitinglerde insanların daha sonraları kendilerinin bile hayretle karşıladığı aşırılık ve taşkınlıkları ayna nöronların rollerine birer örnektir.

    "

    asıl mesele herkeste birbirinden farklı oranda işleyen bu nöronları nasıl yönlendirebileceğimiz. sanırım her duygu oluşumunda olduğu gibi önce nefes alarak ana dönüp, sonra o duygunun içinden geçtiğimizi farketmemiz esas öncelik. bir süredir kendi kendime düşünüyordum, porno sektörü sayesinde mastürbasyona harcanan vakti, insanın empati gücü sayesinde başka kanallara yönlendirirsek acaba ne sonuçlar alabiliriz diye. tabi birileri zaten benden çok önce ve benden daha fazla bilgi ve kaynakla yola çıktığına göre, bu konuda çok acayip çalışmalar vardır mutlaka. önümüzdeki zamanlarda beynin kullanımı dünyadaki en önemli güç haline gelecek. gelişmeleri yakından takip etmek lazım. mutluluğun formülü bile bu şekilde çözülebilir. tabi günümüz dünyası insanlığa özellikle bu kadar negatif pompaladığı için öncelikle bu negatifliklerden nispeten arınmanın yollarını bulmak gerekecek. bunun için çeşitli metodlar var, istek ve araştırmaya bağlı olarak sizin için uygun olanı mutlaka karşınıza çıkıyor.

    bir de budist söylemlerde yer alan gün gelip spiritüel olarak adlandırılan olguların bilim dünyasında yer alacağı öngörüsü gittikçe gerçekleşiyor sanki. konuyla ilgili link için;

    http://www.ted.com/…s_that_shaped_civilization.html
51 entry daha