şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • langsdorff öncelikle centilmen bir subaydı. bu bilinen bir gerçek ki aldığı ingiliz esirler de bunu doğruluyor ve hakkını veriyorlar. lakin graf spee'nin kaderi açısından bazı hatalar yaptığı su götürmez.

    öncelikle küçük ve nispeten zayıf gemisinin alabileceğinden daha fazla risk alıyor.

    bunun yanında ingilizler tarafından tüm atlantik boyunca aranırken gemiye ışıkla arama tatbikatı yaptırmış, kendisini gören bir şilebi düşman olduğunu tespit edemediği gerekçesiyle batırmamış ve geçip gitmesine izin vermiştir. düşünün batırılmak için aranan bir gemi okyanus karanlığının ortasında tüm o devasa projektörleri ile ışık gösterisi yapar gibi ilerliyor.. haliyle kilometrelerce öteden tespit ediliyor.

    dolayısıyla bu norveç şilebi fırsat bulduğu ilk anda graf spee'nin koordinatlarını londra'ya ulaştırmıştır. ingilizler'in gönderdiği gemiler zırhlı değil, biri ağır kruvazör exeter ve beraberindeki iki hafif kruvazördür.

    graf spee'nin etkili menzili 22 km idi. dolayısıyla kruvazörler ona ateş edemezken, o kruvazörleri ateş altına alabilirdi.

    langsdorff burada bir ölümcül hata daha yaptı ve dönüp kruvazörlere yaklaşmaya başladı. böylece hem kruvazörlerin ona ateş açabileceği mesafeye giriyor, hem de onlara cepheden yaklaşarak arka taretini kullanma imkanını kaybediyordu. tek ön ve tek arka taretinde toplam 3'er top bulunan gemi bu durumda sadece 3 topunu kullanabilmekteydi.

    yakın çatışmada graf spee'nin yalnızca bir yöne, aynı anda bir gemiye ateş edebildiğini bilen ingilizler onu iki yandan araya aldılar. graf spee bildiğimiz anlamda bir dreadnought ya da battleship değildi. anlaşma hükümleri çerçevesinde dizayn edildiğinden zırhı hasar almayı kaldıramıyordu. dolayısıyla zırh eksikliğinin bedelini ödemeye başladı. bu kaderi battleshipler kadar ağır silahlı olan ama hız için zırhtan kısan battlecruiserlar da yaşamıştır. o dönemde atış kontrol sistemlerinin de gelişmesiyle, gereğinden az zırhlı olmakla hiç zırh barındırmamak arasında artık fark yoktur. yine de graf spee ağır kruvazör exeter'i yaralamayı başardı, sonuçta daha büyük silahlara sahipti.

    langsdorff dönüp kaçsa kendisinden daha hafif ve hızlı olan kruvazörler onu bir şekilde yakalardı. ama onlardan uzaklaşacak şekilde bir manevra yapıp aradaki mesafeyi tutabildiği kadar açık tutmaya çalışması ona zaman kazandıracak, kruvazörler arayı kapatıp ona ateş açmaya başlamadan önce kendisi onları ateş altında tutabilecekti.

    muhtemelen kaçarsa kruvazörlerin kendisine saldırmayacağını, takipte kalıp daha ağır zırhlılar gelene kadar onu gözleyeceklerini düşünmüş olabilir. bu takibe izin vermeden kendisi kruvazörlere saldırıp onları savaş dışı bırakmak istemiş olabilir. lakin tarih bunun yanlış bir seçim olduğunu gösterdi. langsdorff yüksek risk alarak oynadığı kumarı kaybetti.

    graf spee ingiliz ticaret yollarına saldırması için gönderilmişti. batırdığı tonajı da katlayarak arttırdı. silahlı ingiliz gemileri ile çatışmaya girmemesi hususunda doğrudan berlin'den gelen kesin emirleri vardı. hatta almanlar ingiliz donanmasının graf spee'nin peşine düşmesi durumunda ingiliz donanmasının ingiltere etrafında zayıflayacağını ve ingiltere'yi işgal planı açısından bunun çok faydalı olacağını bile hesaplamıştı. özetlersek anlaşma kapsamında, yani eldeki malzemelerle yapılan türlü yemekler gibi bir şey graf spee. özellikleri ile yapabileceklerinin en iyisini yapabilmeye çalışmış bir gemi.

    bismarck'ın ingiliz takibinden kurtulduktan sonra telsiz sessizliğini bozarak almanya ile irtibat kurması ve tekrar ingilizler tarafından tespit edilmesi gibi, graf spee de bir dizi yanlışla kendi sonunu hazırladı.
5 entry daha