şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • her film bir cümle ile yola çıkar. sonrası bu cümlenin öznesini, tümlecini ve yüklemini yerli yerinde izleyiciye ulaştırmaktır.ancak kendine güvenen güçlü ve iyi yönetmenlerin devrik cümleler kurmaya hakkı vardır. mesala tarkovski gibi bir yönetmen özneyi cümlenin en sonuna koyarken "anlaşılmama/izlenmeme" gibi olumsuzluklardan korkmaz; konuştuğu dil devrik yani şiire hastır. ve peşinden azınlığın gelmesi/cümlesini azınlığın anlaması en başta istediğidir.tarkovski, sanki izleycisine bir "seçme" sınavı uygular. bu sınavı geçen çırakların o'nu dinlemeye hakkı vardır sanki. cümleleri uzatmadan bu filme gelirsek: yılmaz güney gibi derin bir özneden yola çıkılmış, ve öznenin ağırlığını omuzlarına yükleyecek, o özneye ait bir şeyler söyleyecek yüklem ise barındırmalıydı içinde bu coğrafyanın "di"li geçmiş zaman bir hikayesini. bu filme ait bütün eleştiriler, seyirciyi anlatmak istediği zamanın içine sokamaması ile başlıyor. oysa film tam ortasında durmak istediği zamanın. sanki yönetmenin elindeki sözcükler kısıtlı, bir cümle kurması için. ona verilen imkanlar dahilinde "elimden gelen budur!" diye bağırıyor sanki yönetmen. özneniz yılmaz güney olunca, sözcükler istifa ediyor ve bakışlar (sadece yılmaz güney'e ait olan ve bütün sözcüklerden güçlü olan) konuşmaya başlıyor. yollar, tarlalar boyunca, insanı en zemin katından en üst katına kadar özetleyen bakışlar. çünkü "neden?" sorusuna hayatı boyunca "bazı şeyleri anlamakta zordur; anlatmakta..." diye cevap veriyor bütün ömrünü bir bakışta özetleyen ozan. bu coğrafyada bir kürt olarak "yaban-otu" gibi inadına büyüyen ve anlaşılması en güç olan bir dönem türkiyesinin yılmaz ozanı. bir öğrenci olarak cebimdeki son parayı bu filme verdikten sonra, kısık bir sesle: "kötü" deyip; yarım bir adam gibi ayrılıyorum, o salondan. izlediği her filmin sonunda,filmden seçtiği bir kahramanı film çıkışı "5" dakikalığına oynayan o gerilerde bıraktığım çocuğa sorsanız : "yımaz güney öksüz!" derdi-ki en iyi eleştirmen o çocuk sanırım- bir şeyler eksikti. ama söz konusu "çirkin kral" ise, her eksik ve hatta her kusur bir fazlalık olarak halka geri dönüyordu. yine de "şans kapıyı kırınca", "g.o.r.a" gibi saçmalıklarla/masturbasyonlar ile kıyaslanmayacak kadar güzeldi. bu filme harcanan para diğerlerinden ne kadar kısıtlı olursa olsun; yukarıdaki beşbenzemez filmleri satın alcak güçtedir yine de. alt seviyenin üstüne "vasat" deniyor evet...vasat..ya da bu filmin diğer adı..
157 entry daha