şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
174 entry daha
  • şimdi biraz geç oldu, televizyonda reklam görüldü, şaşırıldı, sözlüğe/twitter'a koşuldu, entry'ler girildi, audi reklamı görüldü, "aauuvv" nidaları uladı, tekrar entry'ler düzüldü, her şey yaşandı bitti ama ben size küçük bir detayı söylemeye mecbur hissettim. bu reklam çalıntı falan değildir.

    evvela söyleyeyim medina turgul çalışanı olmayı bırakın, onun ancak beş yüzde biri kadar ses getirebilmiş işlere imza atan bir ajansta 5 sene çalıştıktan sonra "başkasının ajansında" çalışmaya tövbe etmiş, sektörüne ve onun üzerinde hüküm süren anlayışa devamlı küfreden bir reklamcı olarak reklamın neden çalıntı olmadığını size izah edeyim.

    ilk olarak audi'nin reklamından farklı biçimde peak, 41 ulusal kanalda aynı anda yayına giriyor ki bu ajansın daha evvel de deneyip başarılı olduğu bir fikri. elbette dünyada örnekleri var fakat benzerlerinin yapılmış olması çalıntı olduğunu değil kitle üzerinde çalıştığı bilinen bir teknik olduğunu gösterir.

    ikinci fark reklamın hissiyatı. audi reklamında bir hack tandansı yok. bir kazanın ascii animasyonuyla başlıyor. peak ise bir sigorta reklamı yayınlanırken aniden gelen yayın kesildi tedirginliği, başlıkta bir başkasının da örnek verdiği gibi hafif bir orson welles trollemesi fakat en belirgin haliyle son zamanlarda her yerde üzerine teoriler üretmenin birden bire yeniden moda olduğu the matrix'in efsanevi "uyan..." ibaresiyle başlıyor. bu sözcüğün seçilmesi kesinlikle tesadüf ya da metin yazarının öylesine yazmış olmasıyla değil üzerine belki ufak bir beyin fırtınası gerçekleştirilerek reklamın ilk sözü olmasına karar verilen bir şey olduğu tahmin edilebilir. çünkü the matrix'de ekranın siyaha düşüp bu sözü gördüğümüz an, o sıradan küçük coder thomas anderson'ın hayatındaki büyük değişiminin başladığı an. aynı zamanda bir dönemin büyük geyiği. yine "inanmıyorsan diğer kanallara bak" cümlesi de sahnenin devamında neo'nun bunun kimin şakası olduğunu düşünürken bu ekrandan esc ve ctrl+x ile kurtulmaya çalışıp "knock knock" uyarısı ile karşılaşması ve karşısındakinin gerçekten onunla iletişim kuran biri olduğunu anlamasının reklamdaki tezahürü. bunlar çoğu kişi için unutulmaz ama bilgisayarlarla ve yazılımla içli dışlı olanlar için ayrı bir anlam taşıyan detaylar.

    gelelim aynılıklara. isveçli akestam holst adlı ajansın hazırladığı reklamla medina turgul'un peak'i arasındaki benzerlikler; müzik, klavye sesi, font.

    her gün tv'de ya da internette izlediğiniz, gazetelerde, dergilerde, web sayfalarının kenarlarında gördüğünüz reklamlar hakkında çoğunuzun haberdar olmadığı şey, bu işlerin ortak kütüphanelerden satın alınan telifsiz görsellerle yapılarak maliyetinin minimumda tutulmaya çalışıldığı gerçeği. shutterstock ve envato sitelerine şöyle bir göz gezdirirseniz buralarda envai çeşit fotoğrafın, videonun, müziğin, ses efektinin hatta dahası bunların paket halinde sunulduğu film projelerinin * bulunduğunu görebilirsiniz. mesela yakın tarihte (geçen sene) turkcell ve akbank'ın imaj filmlerinde aynı anda kullanılmış olan telefona bakan kız footage'ı ya da daha eskilerden ezel dizisinin jeneriğinin vacancy isimli filmin açılışıyla bire bir aynı oluşu bu sebeplerdendir. hele ki bir film yaparken kullandığınız kurgu enstrümanlarının size sağladığı çoğu görsel efekt kesinlikle daha önce bir yapımda kullanılmak üzere yüksek meblağlara geliştirilmiş, üretilmiş efektlerin bir kez kullanıldıktan sonra zayi olmasın diye bu programların üreticisi firmalara satılmış halleridir. bu reklam gibi 'masaüstü film' dediğimiz çoğu filmde de zaman ve efordan kazanmak amacıyla hazır template veya projeler kullanılır. eskiden gerekmedikçe orijinal içeriği üretip maliyetin olanak vermediği noktada stok materyallere yönelen ajanslar artık bu kütüphanelerin çok genişlemesi, fiyatların nispeten uygun olması ve <caps lock>müşteri tarafından sokuldukları</caps lock> zamanla yarış halinden çabucak galip çıkmak için devamlı stoklara yönelmekte. fakat denizin de sonu var. bazense karaya çıkılan yerler aynı olabiliyor. bu olasılıktan tamamen ayrı olarak art direktör yahut prodüktörün audi reklamını görüp oradaki kompozisyonu kullanmak istemesi de olası. çünkü bir defa yayınlanmış ve rüştünü ispatlamış bir kompozisyon. okunaklı yazılar, uzun sürmesine rağmen odağı bozmayan bir müzik ve görüntüyü mekanize edebilen bir ses efekti bu kombinasyonun bir kez daha kullanılmasına karar vermek için gayet yeterli.

    birçok bileşenden oluşan ayrı filmlerin ufak tefek parçalarının aynı oluşu yüzünden "çalıntı bu" diyebiliyorsanız quentin tarantino ve george lucas'ı darağacında sallandırmamız gerek. neden bahsettiğimi anlayabilmeniz için kirby ferguson'ın everything is a remix isimli belgeselini ve onun ek bölümü olan şu videoyu izlemiş olmanız gerek: https://youtu.be/y4le3eddaiq

    tartışmalı bir diğer konu ise peak'in aradığı kişileri televizyona verdiği bir reklamla bulamayacağını bilmeyecek kadar aptal olduğu savı. burada eğer bir aptal arıyorsanız hakkında üç ayrı başlığa yüzlerce entry giren yazarlara bakın. aralarından çoğu işinize yarayacaktır. çünkü toplumumuz asla medya okur yazarlığına sahip olabilecek kadar gelişmediği ve gördüğü her şeyi sadece bilinçaltına aldığı için reklamın çoğu zaman reklam filmi değil kendisi olduğunun farkına bile varamıyor.

    peak için televizyonda bu hareketi yapması her şeyden önce günümüz toplumunda bir şeyler anlatabilecek yetenekteki azınlık arasında değerli olan "söyleyeceklerini bir sebep yüzünden söylemek" gerekliliğini karşılıyor. peak durduk yere televizyona "ben büyügüm, uuiiyyy nassi oyun yapiğim bülüblüdlübü" diye reklam verse bunun yüzde biri kadar bile konuşulmayacaktı. bunun yerine aynı materyalle farklı açılardan bakıldığında farklı şeyleri söyleyen bir reklam tercih ettiler.

    nedir bu farklı açılar? ilk olarak bu elbette bir iş ilanı değil. konunun alakalıları haricinde pek kimsenin bilmediği bir ismi duyurma çabası. aslında bir imaj kampanyası. "ben böyle böyle çalışacak adam arıyorum" derken aslında "bende zaten böyle böyle insanlardan oluşan bir ekip çalışıyor" mesajı. öte yandan giriş ve çıkışta verilen kodlarla "ben bu işe ne kadar hakimim" sorusunu akla getirme hareketi. bunlarla birlikte "televizyonunu hackledik" kurmacası ve "hikaye yaratma/hikayeyi hissettirme konusunda ne kadar yaratıcıyız" sergisi. bütün bunları içine hapseden, aynı anda 41 kanalda yapılan gövde gösterisi de "ben ne kadar büyüğüm" demeye yeter de artar bile.

    yine burada defalarca söylenmiş olan "hedef kitlenin orta yaşlı dizi izleyicisi ev hanımı olmaması" da koskoca ajansın farkında olmadığı bir konu öyle mi? sizce şu anda bu reklamı izlememiş olan kaç yazılımcı kalmıştır bu ülkede? ben söyleyeyim, elindeki işi bitirmek için gözlerini ekrandan günlerdir ayırmamış olan bir avuç haricinde hiç. onlar da birkaç saate izlerler zaten youtube'dan falan. (ben sabah saat 5'te kabus görüp uyandım, telefona bakarken olaydan haberim oldu, hesabını yapın.)

    bakın "tercih ettiler" dedim ama belki de medina turgul onları buna ikna etti. ve inanın türkiye'de bir ajansın müşteriyi herhangi bir şeye ikna edebilmesi için elinde inanılmaz sağlam veri ve istatistikler olması gerek. çünkü bu memlekette kimse kimsenin yaptığı işe saygı duymaz ve şüpheyle yaklaşır. dolayısıyla müşteriyi sizin yıllardır bu sektörde önemli başarılar yakalamış olmanız değil kendi bildikleri ilgilendirir.

    şimdi şu anlattıklarımdan müziği çıkarın. diyelim ki müziksiz oldu bu film. fontu da fixed başka bir font yapıp yeşil rengi vuralım. yukarıda anlattıklarımdan hangisi değişti?

    net olarak audi reklamından çok daha fazla şey anlatan, daha fazla derinliği olan ve daha başarılı bir reklam.
27 entry daha